KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/4941 E., 2024/8110 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/2293 Esas, 2023/784 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/333 E., 2020/406 K.
Karar Metni
751 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 19.11.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin 2003-2006 yılları arasında davalıya gayrimenkul birlikte 2B vasfındaki araziyi satın aldığını ve 5300 metrekarelik bu arazinin 2.000 metrekaresine davalıyı ortak ettiğini, 17.03.2015 tarihi itibariyle bu gayrimenkul 4.856 m2 olarak ve %50 paylarla taraflar adına tescil edildiğni, taraflar arasında gayrimenkul takasına ilişkin görüşmeler olduğunu ama takasın gerçekleşmediğini, buna rağmen davalı müvekkiline davalı adına tescil edilen fazla metrekare için ödeme yaptığını,
bu takas görüşmeleri esnasında da hiçbir şekilde gündeme getirilmeyen bir senet nedeniyle davalının müvekkili aleyhine takip başlattığını, müvekkilinin davalıya hiçbir borcu bulunmadığını, senetlerin yazıların sonradan yazılmış olduğunu, senette tahrifat yapıldığını, ayrıca senedin zamanaşımına uğradığını ileri sürerek müvekkilinin İstanbul 22. İcra Müdürlüğünün 2018/17311 E. sayılı dosyasında alacaklı olarak görünen ...'e borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, senetteki imzanın davacıya ait olduğunu, tahrifat yada sahtecilik iddialarını ispatlaması gerektiğini, sahtecilik şikayetinde bulunulmuş ise de bu kapsamda İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından inceleme yaptırılmış olup hazırlanan uzmanlık raporunda el yazıları ve imzaların davacının eli mahsulü olduğu belirtildiğini, müvekkilinin takibe konu senedin lehdarı ve haklı hamili olduğunu, alacağın muaccel olduğunu, vade tarihinin tarafların anlaşmasına aykırı olmamak üzere sonradan doldurulmasına yasal bir engel bulunmadığını, aksi iddianın senetle ispatı gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta senedin beyaza imza suretiyle düzenlediği, davalının 2000 yılında 100.000,00 dolar borcun şirketine karşı olduğunu ikrar ettiği iddia edilse de 2000 yılındaki hangi borcun şirkete karşı olduğu ikrarı bulunmadığı gibi, senedin lehdar kısmının da boş olarak açığa imza suretiyle düzenlendiği dikkate alındığında, bu şekilde tamamlanan senette, lehdarın isminin doldurulmasının anlaşmaya aykırı olduğu hususunun da yazılı olarak ispatı gerektiği, senedin görüldüğünde ödenecek bono olup,
zamanaşımına uğradığı iddia edilmiş ise de açığa imza atılmak suretiyle düzenlenen ve dava tarihi itibariyle vade tarihi bulunan senedin, görüldüğünde ödenecek bono şeklinde düzenlenmesi anlaşmasının yazılı şekilde ispatı gerektiği, ancak ispat edilemediği, taraflar arasındaki gayrimenkul danışmanlığından kaynaklanan alacak olduğu ve bu alacaktan, alınan borçlar mahsup edildiği, 2007'de alacak borç kalmadığı iddia edilmiş ise de alacak ve mahsubun ispat edilemediği, davalının 2015 yılındaki arsa alımında takasta takibe konu senetten kaynaklanan alacaktan hiç bahsedilmediği,
ön alım hakkının kullanılıp kullanılmayacağı ihtarında rayiç bedelle satın almak istediğini söylemiş olmasının davayı ispata yeterli olmadığı, taslakta tarafların anlaşması halinde tarafların birbirinden hiç borcunun kalmayacağı açıkça beyan edildiği iddia edilmiş ise de bunun sadece bir taslak olduğu gibi hangi ilişkiyi kapsadığının da belirsiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, açığa senet düzenlenebileceği, ancak senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunun yazılı delille ispatı gerektiği, kambiyo senetlerinin sebepten mücerret olduğu, iddiaların yazılı belge ile ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, icra takibine konu senedin geçersizliği nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 680 inci maddesi.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4941, K. 2024/8110, 20 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama