KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/5030 E., 2024/6919 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Eylül 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1710 Esas, 2023/949 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/580 E.,2022/391 K.
Karar Metni
1.764 kelime·9 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalılar arasında 05.10.2018 tarihinde mısır alım satım sözleşmesinin imzalandığını, avans olarak 700.000,00 euro tutarında ön ödeme karşılığında müvekkiline sözleşme uyarınca ürün teslimatı yapılmadığı gibi avans bedelinin de iade edilmediğini ileri sürerek müvekkili tarafından teslim alınan yaklaşık 133 ton kanola bedelinin mahsup edilerek davalılardan Tarbigem’e ödenmiş olan bedel ile haksız fiil neticesinde müvekkilinin uğramış olduğu zarar ve yoksun kalınan kara karşılık olarak şimdilik 250.000,00 TL’nin,
haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, bunun mümkün olmaması halinde, yine müvekkili tarafından teslim alınan yaklaşık 133 ton kanola bedelinin mahsubu ile müvekkili tarafından davalılardan Tarbigem’e yapılmış olan ödemelerin temerrüt faizi ile birlikte sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Tarbigem ile davacı arasında, 05.10.2018 tarihinde 070159 sayılı alım satım sözleşmesi imzalandığını, söz konusu alım satım sözleşmesi ile taraflar 155.000 ton (+/- %5) mısırın toplamda 21.750.000 euro karşılığında sözleşmede belirlenen dönemlerde satışı hususunda anlaşmaya vardıklarını, taraflar arasındaki alım satım sözleşmesinin ''hukuk ve tahkim'' başlıklı 11. maddesinin 3. fıkrasında sözleşmeden kaynaklanan veya sözleşmeyle bağlantılı olarak ortaya çıkan tüm uyuşmazlıkların çözümü için Fransa ülkesinin Paris şehrinde yer alan Uluslararası Ticaret Odasının tahkim kurallarını yetkili kıldığını,
taraflar arasındaki sözleşme ve buna bağlı olan tahkim sözleşmesi/şartının yürürlükte ve geçerli olduğunu savunarak davanın tahkim ilk itirazları sebebiyle usulden reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince taraflar arasındaki yukarıda belirtilen alım satım sözleşmesinde kabul edilmiş olan tahkim şartının halen geçerli olduğu, sözleşmede yapılan ayrıntılı tahkim usulü düzenlenmesi gereğince tahkimin uygulamaya elverişli olduğu, buna göre taraflar arasında geçerli ve uygulanabilir bir tahkim şartı olduğu halde davacının doğrudan dava açmalarının usule aykırı olduğu, davalıların süresinde ileri sürdüğü tahkim ilk itirazı gerekçesiyle davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 116/1-b maddesi gereğince ve ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin 11/3. maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmaması ve özellikle taraflar arasında akdedilen sözleşmede tahkim şartı öngörülmüş olması ve davalının da 6100 sayılı Kanun'un 116-1-b ve 117. maddeleri gereğince süresinde ve usulüne uygun olarak tahkim itirazında bulunduğundan mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi ve diğer davalıların sorumluluklarının da davalılardan Tarbigem… A.Ş. ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğine göre mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılığın bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tarafın alıcı, davalılardan ...'un yüklenici, diğer davalı Türkiye Tarla Bitkileri Üreticileri Merkez Birliğinin satıcı olduğu 05.10.2018 tarihli satış sözleşmesi kapsamında, sözleşme gereklerinin yerine getirilmemesinden kaynaklanan avans bedelinin iadesi, yoksun kalınan kar ve uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.11.2023 tarih, 2023/11-103 E., 2023/1185 K., 21.12.2023 tarih, 2023/6-688 E., 2023/1348 K. sayılı ilamları.
3. Değerlendirme 1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davacı vekilinin aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Dava, taraflar arasında akdedilmiş alım-satım sözleşmesi kapsamında, sözleşme gereklerinin yerine getirilmemesinden kaynaklanan avans bedelinin iadesi, yoksun kalınan kar ve uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince satım sözleşmesinde kabul edilmiş olan tahkim şartının geçerli olduğundan davalının süresinde ileri sürdüğü tahkim ilk itirazı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusu üzerine Bölge adliye mahkemesince de istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Özel hukuk alanına ilişkin uyuşmazlıkların bağımsız ve tarafsız hakemler eliyle ve yargısal yolla çözümüne “tahkim” denir. Tahkime ilişkin hükümler 6100 sayılı Kanun'un 407 ilâ 444 üncü maddeleri arasında düzenlenmiştir.
Ayrıca milletlerarası tahkim bakımından 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'da ve Yabancı Hakem Kararlarının İcrası Hakkında New York Sözleşmesinde düzenlemeler bulunmakla birlikte bu düzenlemeler yabancı hakem kararlarının Türkiye'de tanınması ve tenfiziyle ilgilidir.
Öte yandan Türkiye'nin bir tahkim merkezi olarak milletlerarası alanda yer edinebilmesini sağlamak ve milletlerarası ticari uyuşmazlıklardan kaynaklanan tahkimin tamamen milli nitelikteki uyuşmazlıklardan kaynaklanan tahkimden farklı hükümlere tâbi tutmak amacıyla 4686 sayılı Kanun yürürlüğe girmiştir.
Anılan Kanun; yabancılık unsuru taşıyan ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği veya bu Kanun hükümlerinin taraflar ya da hakem veya hakem kurulunca seçildiği uyuşmazlıklar hakkında uygulanır (4686 sayılı Kanun m. 1/2).
Görüldüğü üzere tahkim yerinin Türkiye dışında belirlendiği bir uyuşmazlıkta, taraflar veya hakem kurulunca 4686 sayılı Kanun'un uygulanacağı kararlaştırılmamışsa kural olarak 4686 sayılı Kanun uygulama alanı bulamayacaktır. Ancak tahkim yeri yurt dışında olsa dahi 4686 sayılı Kanun'un 5/1 maddesi gereğince uyuşmazlık hâlinde Türk mahkemelerinde dava açılacak olursa karşı taraf, tahkim itirazında bulunabilir. Tahkim itirazının ileri sürülmesi ve tahkim anlaşmasının geçerliliğine ilişkin uyuşmazlıkların çözülmesi, 6100 sayılı Kanun'un ilk itirazlara ilişkin hükümlerine tâbidir. Tahkim itirazının kabulü hâlinde, mahkeme davayı usulden reddeder. Dolayısıyla tahkim yerinin yurt dışında olması anılan maddeye dayanılarak tahkim itirazında bulunmayı engellemeyecektir.
Özel hukuka ilişkin uyuşmazlıkların mahkemeler dışında tahkim yolu ile çözümü, tarafların yapacağı bir tahkim sözleşmesi ile mümkündür. Başka bir deyişle tahkim sözleşmesi, tahkim yargılamasının temelini oluşturur.
6100 sayılı Kanun'un 412/1 maddesi gereğince tahkim sözleşmesi, tarafların, sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tamamı veya bir kısmının çözümünün hakem veya hakem kuruluna bırakılması hususunda yaptıkları anlaşmadır. Tahkim sözleşmesi, taraflar arasındaki sözleşmenin bir şartı veya ayrı bir sözleşme şeklinde yapılabilir (6100 sayılı Kanun m. 412/2).
Görüldüğü üzere taraflar bağımsız bir tahkim sözleşmesi yapmak yerine aralarındaki ilişkiyi düzenleyen asıl sözleşmeye bir madde (şart) ekleyerek bu sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözülmesini kararlaştırmaları mümkündür.
Tahkim şartı, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisini düzenleyen asıl sözleşme içine konulan bir madde şeklinde olurken, müstakil tahkim sözleşmesi asıl sözleşmeden tamamen ayrı bir sözleşme şeklinde yapılmaktadır. Tahkim şartında taraflar arasında henüz uyuşmazlık doğmadan, doğabilecek uyuşmazlıkların tahkim yolu ile çözümleneceği öngörülürken tahkim sözleşmesinde tarafların aralarında uyuşmazlık ortaya çıktığı zaman, bu uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözümleneceği kararlaştırılmaktadır.
Tahkim sözleşmesi ister müstakil yapılmış olsun ister tahkim şartı şekilde asıl sözleşmeye konulmuş olsun her iki hâlde de asıl sözleşmeden bağımsızdır. Başka bir deyişle tahkim şartının söz konusu olduğu durumda dahi tahkim şartı asıl sözleşmenin içerisindeki herhangi bir hüküm olarak değil, ana ilişkiden bağımsız bir sözleşme olarak kabul edilir. Bu durum hem 6100 sayılı Kanun'un 412/4 maddesinde hem de 4686 sayılı Kanun'un 4/4 maddesinde açıkça kabul edilmiştir.
Buna göre her ne kadar tahkim şartı bir sözleşmenin diğer hükümleri gibi bir sözleşmenin parçası olsa da, aslında dahil olduğu sözleşmeden bağımsız ikinci bir sözleşmedir. Buradaki amaç, asıl sözleşmedeki geçersizliğin tahkim şartını geçersiz hâle getirmesini ya da tahkim şartındaki geçersizliğin asıl sözleşmeyi etkilemesini engellemek ve böylece tahkim yargılaması için gerekli olan rızanın ayakta kalmasını sağlamaktır.
Dolayısıyla tahkim şartının geçerliliği, esas sözleşmenin geçerliliğine bağlı olmayıp asıl sözleşmenin geçersiz olması tahkim sözleşmesinin geçerliliğini etkilemeyeceği gibi tahkim sözleşmesinin herhangi bir sebeple geçersiz olması da asıl sözleşmeyi etkilemez ve onu geçersiz kılmaz
Uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözümlenmesine ilişkin irade açıklaması tahkim sözleşmesinin ... kurucu unsurudur. Geçerli bir tahkim sözleşmesinden bahsedilebilmesi için tarafların tahkim iradelerinin yazılı olarak yaptıkları sözleşmede ihtilafa yer vermeyecek şekilde açıkça belirtmeleri gerekir.
Açık ve kesin irade açıklaması tahkim sözleşmesi ister ayrı bir tahkim sözleşmesi şeklinde isterse tahkim şartı şeklinde yapılsın sözleşmenin geçerliliği için aranan esaslı unsurlardandır. Başka bir deyişle tahkim sözleşmesinde tahkim iradesi açık, kesin ve hiçbir kuşkuya yer vermeyecek derecede ortaya konulmalıdır.
Zira uyuşmazlığın genel yol olan devlet yargılamasının dışına çıkarılarak taraf iradeleri ile tahkimin kapsamına alınması ve hakemde çözüleceğinin kabul edilmesi istisnaî bir durum olduğundan, tahkim sözleşmesinin geçerliliği de açık ve kesin bir tahkim iradesinin varlığını gerektirmektedir.
Yapılan açıklamalar ışığında somut olayda; taraflar arasında akdedilen 05.10.2018 tarihli alım-satım sözleşmesinin 11.1 maddesinin alım- satım sözleşmesinden ve sözleşmenin konusundan veya kurulmasından kaynaklanan veya bununla ilgili olarak sözleşmeye dayalı olmayan talepler de dahil olmak üzere Alman Tahıl Ticareti Birleşik Sözleşme Şartlarının (Unified Contracts Terms for the German Cereal Trade) son baskısına tabi olmak üzere bu şartların yorumlanarak uyuşmazlığın çözümleneceğinin düzenlendiği,
ayrıca aynı sözleşmenin 11.3 maddesinde de, bu alım-satım sözleşmesinden kaynaklanan veya bununla bağlantılı olarak ortaya çıkan tüm uyuşmazlıkların nihai olarak Paris'te yer alan Uluslararası Ticaret Odası Tahkim Kuralları doğrultusunda, bu kurallar uyarınca tayin edilmiş bir veya daha fazla hakem tarafından çözümleneceği ve tahkim dilinin ingilizce olduğu belirtilmiştir.
Tahkim şartına ilişkin 11.3 maddesinin orjinal metni '' All dispute arising out of or in connection with the present contract shall be finally settled under the Rules of Arbitration of the İnternational Chamber of Commerce in Paris by one or more arbitrators appointed in accordance with said Rules'' şeklinde olup tahkim şartına ilişkin orjinal metinde tahkimin Pariste yapılacağı yazılı olmadığı gibi sadece Uluslararası Ticaret Odası Tahkim kuralları uyarınca belirlenecek hakemlere ilişkin düzenleme olduğu anlaşılmıştır.
Öte yandan aynı sözleşmedeki 11.1 maddesinde de sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların Alman Tahıl Ticareti Birleşik Sözleşme Şartlarının son baskısına tabi olacağı şeklinde düzenlendiğinden Alman Tahıl Ticareti Birleşik Sözleşme Şartları uyarınca Almanya da bulunan Tarımsal Ürünler Borsası tarafından belirlenecek tahkim kurulunca uyuşmazlığın çözüme bağlanacağı düzenlendiğinden,
tahkim şartına ilişkin sözleşmenin 11. maddesinin tahkim yeri ve uygulanacak hükümler bakımından kendi içerisinde kesin ve hiçbir kuşkuya yer vermeyecek derecede düzenlenmediği anlaşıldığından mahkemece işin esasına girilerek dosyadaki tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirilmek suretiyle oluşacak sonuca göre karar vermesi gerekirken yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın tahkim şartı ilk itirazı nedeniyle usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3. Kabule göre de; tahkim sözleşmesi, sadece tahkim sözleşmesine taraf olanlar bakımından bağlayıcı olup taraflarca tahkim şartı ilk itiraz olarak ileri sürülebileceği, ancak; mahkemece tahkim sözleşmesinin/şartının tarafı olmayan davalı ... dışındaki diğer davalılar yönünden de davanın tahkim şartı ilk itirazı nedeniyle usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış, bu yönden de bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/5030, K. 2024/6919, 30 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama