İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/5934 K.2024/3597

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece asıl davanın reddine, karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Esas2023/5934Karar2024/3597Tarih6 Mayıs 2024Okuma10 dk · 1.957 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2023/5934 E., 2024/3597 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
6 Mayıs 2024
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla
Sayısı
2022/255 Esas, 2023/216 Karar
Hüküm
Ret
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.957 kelime·10 dk okuma·13 bölüm

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece asıl davanın reddine, karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davalı-karşı davacı vekili tarafından duruşmalı olarak ve davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne dava konusu meblağ 133.657,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle uygulanması gereken 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438 inci maddesi gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı/karşı davalı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı Orjin Elektrostatik Toz Boya Makine İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.’ne kullandırdığı ve kullandıracağı 500.000,00 TL limitli kredilerden doğmuş doğacak borçları için davalının da müşterek ve müteselsil kefil olup ayrıca ipotek verdiğini, kredi sözleşmesinin süresiz düzenlendiğini, banka ile borçlu arasında cari borç ilişkisinin bulunması halinde kredi borcunun herhangi bir anda sıfırlanmasının kredi sözleşmesini sona erdirmeyeceğini, krediler ödenmeyince tahsili için başlatılan takibe davalının haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiş, karşı davanın reddini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı/karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; kredi sözleşmesinin 31. sayfasında 07.01.2008 tarihli müşterek borçlu ve müteselsil kefalet şerhinde kefil olunan kredi bedeli ve kefaletin süresinin belirtilmediğini, kime ve ne kadar bedelle kefil olunduğu kısmının boş bırakıldığını, bu haliyle ortada geçerli bir kefaletten söz edilemeyeceğini, açtıkları takibin iptali davası üzerine davacının 31. sayfadaki kefil olunan kredi bedelini sonradan doldurduğunu, evrakta tahrifat yaptığını, kefalet miktarının net ve somut gösterilmesinin şart olduğunu, borçlu şirkete kullandırılan 100.000,00 TL’lik kredinin ödenip kapandığını,

ancak Sanayi Şubesince ikinci bir kredi kullandırıldığını, banka çalışanlarınca ilk sözleşmenin hilafına ve müvekkilinin attığı imzayı kötüye kullanmak suretiyle boş yerlere Sanayi Şubesi ve limit olarak da ilk kullanılan kredinin çok üstünde 500.000,00 TL yazıldığını, sözleşmeye sonradan ilave edilen yerlere bir kısım yazıların kurşun kalemle yazıldığını, sonradan doldurulan yerlerde henüz yürürlüğe girmemesine rağmen TL para biriminin kullanıldığını, bu durumun dahi sözleşmenin sonradan doldurulduğunu gösterdiğini savunarak davanın reddini istemiş,

karşı davasında,müvekkilinin kefil olup ipotek verdiği 100.000,00 TL’lik kredi ödenip kapandığı halde karşı davalının ikinci bir kredi için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçerek müvekkiline ait taşınmazı 64.000,00 TL’ye sattırdığını ileri sürerek 64.000,00 TL’nin karşı davalıdan tahsilini, 36.000,00 TL yönünden borçlu olunmadığının tespitini, takip miktarının %40’ı oranında kötüniyet tazminatının tahsilini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Mahkemece Verilen (İlk) Karar

Mahkemece 22.04.2014 tarih, 2012/336 E. ve 2014/277 K. sayılı kararı ile davalının müteselsil kefil olarak imzaladığı genel kredi sözleşmesindeki kefaletinin limitin kurşun kalemle yazılıp belirli olmadığından geçerli olmadığı, geçerli bir kefalet sözleşmesi bulunmadığından asıl davanın reddi gerektiği, karşı dava açısından ise dava konusu sözleşmeye dayanılarak davalı-karşı davacıya ait taşınmazın 64.000,00 TL bedelle 20.07.2012 tarihinde satıldığı gerekçesi ile asıl davanın reddine davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, karşı davanın kabulü ile 64.000,00 TL nin karşı davalıdan alınarak karşı davacıya verilmesine, kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı-karşı davalı vekilince temyiz edilmiştir.

B. (Birinci) Bozma Kararı

Yargıtay (Kapatılan) 19.Hukuk Dairesinin 31.05.2018 tarih, 2016/8874 E. ve 2018/3103 K. sayılı kararıyla asıl davaya dayanak genel kredi sözleşmesinin tarihine, miktarına ve limitine ilişkin kısımların yazılmasında farklı türden kalem kullanılması, kefalet sözleşmesini geçersiz hale getirmeyeceği, limit belirli olduğu gibi, kefalet sözleşmesinin de geçerli olduğu,

bu sebeple yetersiz bilirkişi incelemesine dayalı, yanılgılı değerlendirme ile kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı gerekçesiyle asıl davada yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, karşı dava açısından davalı-karşı davacı ... tarafından verilen ipotek ve kefaletin, birbirinden bağımsız teminatlar olduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmasının da doğru görülmediği, mahkemece yapılması gereken iş, dava dosyasını konusunda uzman bir bilirkişi kuruluna tevdi edip, banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırıp, ayrıntılı ve denetime elverişli bir rapor alarak,

varsa banka alacağı belirlenip, hem asıl davada, hem de karşı davada varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar vermekten ibaret olması gerektiği gerekçesi ile bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin 13.11.2019 tarih, 2018/546 E. ve 2019/845 K. sayılı kararı iledavacı ile dava dışı Orjin Elek. Toz Boya Mak. İnş. Paz. San. ve Tic. Ltd.

Şti. arasında 07.01.2008 tarihli 500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinin imzalandığı, işbu sözleşmeyi davalı ile birlikte diğer kefillerin 500.000,00 TL kefalet limitli olarak müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, genel kredi sözleşmesinin tarihine, miktarına ve limitine ilişkin kısımların yazılmasında farklı türden kalemlerin kullanılmasının kefalet sözleşmesini geçersiz hale getirmeyeceği, imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında limit miktarının 500.000,00 TL olarak yazıldığı, bu itibarla limitin belirli kabul edildiği,

kefalet ile ipoteğin birbirinden bağımsız teminatlar olduğu gerekçesiyle asıl dava yönünden açılan davanın kısmen kabulüne, davalının takibe itirazının kısmen iptaline, takibin tekerrüre esas olmamak kaydıyla 237.308,67 TL asıl alacak, 121.502,03 TL işlemiş faiz, 6.075,10 TL faizin %5 gider vergisi, 11.176,88 TL masraf ve 200,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacağın % 40’ına tekabül eden 94.923,46 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava tarihinden sonra yapılan tahsilatın infaz müdürlüğünce infazda nazara alınmasına,

karşı davanın reddine karar verilmiş kararı, davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.

D. (İkinci) Bozma Kararı

Dairemizin 23.02.2022 tarih, 2020/5212 E. ve 2022/1212 K. sayılı kararıyla, asıl dava davalısının imzaladığı kefalet sözleşmesi geçerli ise de davalı-karşı davacı kendisinin kefil olduğu ve ipotek verdiği kredi borcunun kapandığını, ikinci bir kredi kullandırıldığını, bu krediye kefaletinin ya da verdiği bir ipoteğin bulunmadığını, ikinci kullandırılan kredi için dava dışı kişiden yeni bir ipotek alındığını, kendi ipoteğinin fek şartlarının oluştuğunu savunduğu, nitekim dosyaya ibraz edilen kredi sözleşmelerine ekli kefalet şerhleri suretlerinin bir kısmında kefalet limitlerinin boş bırakıldığı,

bir kısmının 500.000,00 TL olarak doldurulduğu, kredi sözleşmelerinde kredi kullandıran olarak bazen Manisa Şubesi'nin, bazen de Manisa Sanayi Şubesi'nin gösterildiği, mahkemenin 07.01.2008 tarihinde kullandırılan kredi sözleşmesinin gönderilmesi istemli 29.02.2016 tarihli müzekkereye davalı banka tarafından verilen cevabi yazı ekindeki kredi sözleşmesinin 1. sayfasının 2 nci maddesinde daha önce dosyaya sunulan sözleşme örneklerinin hilafına bankanın “Manisa Şubesi” olarak belirtildiği, kredi türlerinin farklı gösterildiği,

müşterek borçlu ve müşterek müteselsil kefalet şerhi başlıklı bölümünde davalı- karşı davacının isim ve imzasının yer almadığının görüldüğü, gerek hükme esas alınan bilirkişi heyetince gerekse mahkemenin karar gerekçesinde davalı- karşı davacının bu yöndeki iddia ve savunmalarının değerlendirilmediği, bu durumda mahkemece davalı- karşı davacının iddia ve savunmalarının değerlendirilip bankanın birden fazla kredi sözleşmesine dayalı olarak kredi kullandırıp kullandırmadığı, geçerli kabul edilen kefalet sözleşmesi kapsamında asıl borcun sükut edip etmediği davalı-karşı davacıdan alacağının bulunup bulunmadığı,

dava konusu kredinin borçluya hangi şube tarafından hangi sözleşmeye istinaden kullandırıldığı, asıl borçluya kullandırılan krediler ile geri ödeme tablolarının ne şekilde olduğu ipotek akit tablosu, kredi ve kefalet sözleşmeleri gerektiği takdirde bilirkişi marifetiyle ve yerinde incelenerek davalı-karşı davacının ipoteğinin dava konusu kredi borcunu kapsayıp kapsamadığı belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığı gerekçesi ile bozulmuştur.

E. Mahkemece (İkinci) Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma sonrasında yapılan her iki bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere dava dışı borçlu şirket ile 07.01.2008 tarihli genel kredi sözleşmesinde 100.000,00 TL lik kredi verildiği, toplam 31 sayfa olan sözleşmede borçlu ve 4 kefil imzasının bulunduğu, kefillerin Yunus Güvengil, ..., Mustafa Ülker, Emine Ülker olduğu, kredi hesaplarının 12.01.2009 tarihinde kapandığı, ödenmemiş olsa idi takip hesabına devredileceği, oysa takip hesabına devredilmediği,

dava dışı borçlunun 05.05.2009 tarihli genel kredi sözleşmesinde banka kayıtlarında her ne kadar davalı ...'in de kefil olarak imzaladığı kayıtlı ise de sözleşmenin aslına veya kopyasına yerinde yapılan incelemede ulaşılamadığı, dosyaya ibraz edilemediği, dolayısıyla davalının 05.05.2009 tarihli kredi sözleşmesinden dolayı geçerli bir kefilliğinin varlığının ispat edilemediği, 01.09.2009 tarihli kredi sözleşmesinde davalının kefilliğinin bulunmadığı,

07.06.2011 tarihli genel kredi sözleşmesinde her ne kadar banka kayıtlarında davalının da kefil olduğu kayıtlı ise de kefil olduğuna ilişkin genel kredi sözleşmesinin aslının veya kopyasının dosyaya ibraz edilmediği, bankada mevcut olmadığı bilirkişilerce tespit edilmiş olup, davalının 07.01.2008 tarihli genel kredi sözleşmesi dışında kefil olduğu bir kredi sözlemesinin bulunmadığı dosya kapsamı ile sabit olduğu, 07.01.2008 tarihli genel kredi sözleşmesinin takip hesabına aktarılmadığı, dolayısıyla borcun ödenerek kapandığı ve bu nedenle davalının dava dışı borçlunun bu tarihten sonra almış olduğu kredilerde kefilliğinin bulunmadığı,

kefalet nedeniyle sorumluluğunun kalmadığı nazara alınarak dava konusu Manisa 6. İcra Müdürlüğünün 2011/5834 takip sayılı dosyadaki itirazının haklı olduğu nazara alınarak asıl dava yönünden davanın reddine karar vermek gerektiği, karşı dava yönünden ise Manisa 6. İcra Müdürlüğünün 2011/5867 takip sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin takip yapıldığı, ipotek konusu olan Manisa İli, Yunusemre İlçesi, Yenimahalle 1447 ada 15 parsel sayılı taşınmazdaki karşı davacı hissesini dava dışı Orjin Elek.Toz Boya Mak.

İnş. Paz. San. ve Tic. Ltd.

Şti. nin kullandığı ve kullanacağı bilcümle kredilerden doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını teşkil etmek üzere 100.000,00 TL bedel ile karşı davalı banka lehine 08.01.2008 tarih 241 yevmiye sayılı resmi akit ile ipotek tesis edildiği, tesis edilen ipotek incelendiğinde üst sınır ipoteği olduğu (TMK 851 ve 881 maddeleri) olduğunun anlaşıldığı, üst sınır ipoteği muhtemel alacağın teminatı olarak tesis edilen ipotek türü olup, borcun ulaşacağı miktar belirsiz alacağından taşınmazın ne miktar için teminat teşkil edeceği, ipotek akit tablosundaki limitle sınırlandırıldığı,

bu kapsamda TMK 883 ve 884 maddelerine göre borç sona erdiğinde ipoteğin kaldırılmasının talep edilebileceği, 07.01.2008 tarihli genel kredi sözleşmesinde karşı davacının geçerli bir kefaletinin bulunduğu ve bu kredi sözleşmesi sebebiyle borcun ödendiği, fakat dava konusu ipoteğin ise kefalet ilişkisinden farklı olduğu, kefaleten sorumluluğun sona ermesi ipotekten dolayı sorumluluğunu sona erdirmeyeceği, dava dışı borçlunun üst sınır ipoteği nedeniyle doğmuş ve doğacak borçlarından dolayı ipotek verildiği nazara alındığında dava dışı şirketin sonradan almış olduğu krediler nedeniyle halen borcunun devam ettiği ve takibe konu yapıldığı,

dolayısıyla ipoteğin paraya çevrilerek tahsil edilebileceği, karşı davacının sorumluluğu limiti aşmamak kaydıyla taşınmazın değeri kadar olduğu gerekçesiyle karşı davanın reddine ve asıl davanın reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı/karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalana genel kredi sözleşmesinin süresiz olduğunu, sözleşme imza tarihinden bu yana kefilliğin sona erdiğine dair bildirimin kendilerine ulaşmadığını, aksi yöndeki bilirkişi raporunun yanlış olduğunu, kredi miktarının ödenmiş olduğuna dair iddianın doğru olmadığını, bu ödeme yapılmış olsa dahi kefaleti sonlandırmayacağını, kefalet limitinin 500.000,00 TL, ipotek limitinin ise 100.000,00 TL olduğunu, sözleşmelerde davalı tarafın kefaletine ilişkin imzaların bulunmadığı sözleşme asıllarının tespit edilip incelenememesinden bahisle ileri sürülmüş olsa da,

davalının imzaya itirazının olmadığının belirtildiğini, eğer bu borç ödenmiş olsaydı müvekkil bankadan ipoteğin fekki konusunda talepte bulunulması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı/karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu borca dayanak gösterilen 07.01.2008 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinde dayalı olarak kullandırılan kredi borcunun ödendiğinin bilirkişilerce tespit edildiğini, müvekkilin 100.000 YTL karşılığında vermiş olduğu evinin borçlu şirketin davalı bankadan kullandığı ve kullanacağı bütün kredilerden doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı olarak kabul edilse dahi, sonradan çekilen krediler için 100.000 YTL lik ipoteği var ise bile o sözleşmeler sebebiyle çekilmiş bir ihtarnamenin olmadığını, bilirkişilerce de tespit edildiği üzere bankanın mahkemeye sunmadığı veya sunamadığı,

geçerli olup olmadığı belli olmayan sözleşmelerden dolayı müvekkilinin bilgisi olmadığını, 2008 tarihli kredinin ödendiğini, ödenmiş sözleşmeden dolayı başlatılan icra takiplerinin kaldırılması gerektiğini, satılan dairenin güncel bedeli ile ödenmesini, sonradan tesis edilen Genel Kredi Sözleşmeleri varken banka kayıtlarına yansımamış bir sözleşme dayanak alınarak bankanın takibe geçmiş olmasından dolayı kusurlu olduğunun bilirkişi tarafından tespit edildiğini, bu durumda banka aleyhine %40 dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl dava itirazın iptali, karşı dava istirdat ve menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 2004 sayılı İcra İflas Kanun'un 68 ve 72 inci maddeleri.

3. Değerlendirme Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

SONUÇ / HÜKÜM

06.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/5934, K. 2024/3597, 6 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. Mahkeme Kararları, Bozma Ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
  6. A. Mahkemece Verilen (İlk) Karar
  7. B. (Birinci) Bozma Kararı
  8. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
  9. D. (İkinci) Bozma Kararı
  10. E. Mahkemece (İkinci) Bozmaya Uyularak Verilen Karar
  11. IV. Temyiz
  12. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  13. B. Temyiz Sebepleri
  14. C. Gerekçe
  15. V. Karar
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5934
Karar No
2024/3597
Tarih
6 Mayıs 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2023/5934 K.2024/3313
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2023/5935 K.2024/2589
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2023/5936 K.2024/2759
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2023/5938 K.2024/2755
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/5941 K.2024/3331
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2023/5941 K.2024/2753

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.