KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/6089 E., 2024/7564 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Ekim 2024
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1118 Esas, 2023/1274 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/264 E., 2021/1131 K.
- Birleşen dava
- İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/265 E. sayılı dosyası
Karar Metni
979 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit ve istirdat davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davanın davacısı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davanın davacısı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalının müvekkiline nakit ödeme yapmadığı halde toplam bedeli 442.223,53 TL olan 20 adet bono ile İzmir 3. İcra Müdürlüğünün 2019/3541 E. sayılı dosyası ile takibe konu edilen toplam bedeli 245.000,00 TL tutarındaki 16 adet bononun müvekkilince düzenlendiğini, bonoların tamamının “nakit” nedeniyle 23.08.2016 tarihinde düzenlendiğini, senetlerin bedelsiz olarak davalı elinde bulunduğunu ileri sürerek toplam bedeli 442.223,53 TL olan toplam 20 adet takibe konulmamış ve toplam bedeli 245.000,00 TL olan toplam 16 adet takibe konulmuş bonolar nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini,
takibe konu edilen bonolar nedeniyle takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminatın ödenmesini, takibe konulmamış senetlerin de takibe konu olması halinde takip rakamları üzerinden %20 oranında tazminatın tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili, 11.10.2021 tarihli dilekçesi ile takibe konulmamış bono sayısını 19, miktarını ise 430.865,36 TL olarak ıslah ettiğini bildirmiştir.
2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde.
İzmir İcra Müdürlüğünün 2018/15597 E. sayılı dosyası ile takibe konulan 10.000,00 TL ve 11.358,17 TL bedelli bonolar için müvekkilinin borcu olmadığı halde bazı sağlık sorunları nedeniyle menfi tespit davası açamaması ve icra tehdidi altında kalması sebebiyle 28.099,39 TL ödemek zorunda kaldığını, bonoların ihdas sebebinin nakit olduğunu, müvekkilinin davalıdan bu bonolar sebebiyle nakit almadığını, davalıya bir borcunun bulunmadığını, nakit para verdiğini davalının ispatlaması gerektiğini ileri sürerek 28.099,39 TL’nin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte istirdadını talep etmiştir.
Davacı vekili ıslah dilekçesi ile dava konusu bonoların tamamının 23.08.2016 tarihinde düzenlendiğini, davalının aynı gün ...’a tüketici kredisi için başvurduğunu, kredi geri ödeme tablosu ile senetlerin vade tarihlerinin birebir aynılık içerdiğini, davalının paraya ihtiyacı olduğunu, bankanın teminat senedi talep ettiğini, davalının istemi üzerine müvekkilinin yardımcı olmak için dava konusu bonoları düzenlediğini, davalının bu senetleri bankaya cirolayıp tüketici kredisi çektiğini, lehtarın mücerretlik kuralından yararlanamayacağını, adi kefalet için eş rızası gerektiğini,
bankanın tüketici kredisi için aldığı her türlü teminatın adi kefalet hükmünde olduğunu, müvekkilinin eşinin rızasının alınmadığını, bonoların nama yazılı olmadığını, bu sebeplerle senetlerin geçerlilik taşımadığını, davalının isticvabını istediklerini, istirdat ve menfi tespit davalarında ispat yükünün davalı üzerinde olduğunu, olumsuzun ispatının müvekkilinden istenemeyeceğini, davalının müvekkiline nakit ödeme yapmadığını ileri sürerek 29.027,82 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte istirdadını talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; müvekkilinin alacağının nakten verdiği paralar karşılığı bu hususun derc edildiği kambiyo senetlerine dayandığını, ispat yükü üzerinde bulunan davacının para almadığını senetlerle eş değer bir delille ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; müvekkilinin alacağının nakden verdiği paralar karşılığı bu hususun derc edildiği kambiyo senetlerine dayandığını, davacının para almadığını senetlerle eş değer bir delille ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, senetlerin tamamının üzerinde “nakden” ibaresinin bulunması, bu hususun taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmaması ve ...
A.Ş.'nin cevabi yazısı ekinde gönderilen belgeler de göz önüne alındığında “nakden” ibaresinin asıl ve birleşen davada davalı vekilinin savunması ile örtüşmesi karşısında ortada yazılı delil başlangıcının bulunmadığı, senetlerden dolayı borçlu olmadığını ispat yükünün asıl davada ve birleşen davada davacı tarafa ait olduğu, davalının açıklamalarının senedin talili niteliği taşımadığı, ispat yükünün yer değiştirmediği, asıl ve birleşen davanın, kambiyo senetlerine dayalı olması sebebiyle yazılı delillerle ispatı gerektiği, davacının tanık dinletme talebinin reddedildiği, sunulan delillerin senet gücünde yazılı deliller olmadığı,
davacı vekilinin yemin deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı, davacının senetlerin teminat senedi olduğunu ve bedelsizliğini ispatlayamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen davanın davacısı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, davaya konu senetlerin, ...'tan gelen senetlere ilişkin tevdi bordrosunun ve davalının savunması bir bütün olarak değerlendirildiğinde, söz konusu senetlerin teminat olarak verildiğinin ispatlanamadığı, davalının açıklamalarının senedin talili niteliği taşımadığı, ispat yükünün yer değiştirmediği,
tanık dinlenilemeyeceği, verilen kesin süre içerisinde davacının yemin teklifinde bulunmayarak yemin delilinden vazgeçtiği, davaya konu edilen İzmir 23. İcra Müdürlüğünün 2019/3541 E. sayılı takip dosyasındaki 40.000,00 TL tutarındaki senet yönünden takibin iptal edildiği anlaşılsa da, söz konusu senet yönünden takibin iptal edilmesinin aynı senet yönünden eldeki borçlu olunmadığına dair menfi tespit davası açılmasına engel teşkil etmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın davacısı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar asıl ve birleşen davanın davacısı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, menfi tespit, birleşen dava istirdat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/6089, K. 2024/7564, 24 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama