KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/6268 E., 2024/7479 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/1481 Esas, 2023/903 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/351 E., 2019/212 K.
Karar Metni
1.320 kelime·7 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının alkolsüz gazlı ve gazsız içecek, su, süt, kahve, çay ve diğer içecek ürünlerinde faaliyet gösterdiğini, davacının “...” markasını ihtiva eden enerji içeceğinin hem üretimini, hem de satış ve pazarlamasını yaptığını, davalı yanın internet sitesinde yapılan incelemelerde, davacının markası ile ayniyet derecesinde benzer bir biçimde oluşturulan “...” markalı ürünlerin reklam filminin kullanıldığının görüldüğünü, söz konusu kullanımlar ile ilgili olarak Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’na 2016/27250 soruşturma nolu dosyası üzerinden suç duyurusunda bulunduklarını,
soruşturma evresinde davalının “...” markalı ürünleri hakkında arama-el koyma kararı verildiğini ve dosya üzerinden bilirkişi raporu alındığını, soruşturma neticesinde Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin 2018/148 E. sayılı dosyası üzerinden marka hakkına tecavüz sebebi ile ceza davası açıldığını, soruşturma evresinde alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, markaların tüketici nezdinde iltibas yaratacak kadar benzerliğe sahip olduğunu, davalının, davacının marka kullanımını taklit ettiğini, davacının tescilli tasarımlarını ayniyet derecesinde benzer şekilde kullandığını,
bu yolla tüketiciyi yanıltarak haksız menfaat sağlamaya çalıştığını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesi uyarınca, davacının markası ile benzerlik arz eden davalı markasının hükümsüz kılınması gerektiğini iddia ederek, davalı adına 2015/100900 sayı ile tescilli ve “...” ibareli markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalıya ait ürün ile davacı ürününde kullanılan marka ve logo arasında yazılış olarak da, şekil/form açısından da bir benzerlik olmadığını, ürünlerin tek ortak noktasının “...” ibaresi olduğunu ve bu ibarenin de aynı sınıfta tescilli birçok markada yer aldığını, davalı markasında yer alan “Force” ibaresi ile davacı markasında yer alan “Wrestler” ibaresinin birbirini çağrıştırmadığını, davalı markasında “...” ibaresine yer verilmesinin sebebinin,
enerji içeceklerinin genellikle alkollü bir içecek olan viski ile tüketilmesinden dolayı ünlü bir viski markası olan “...’s” marka ürün ile birlikte tüketilmesi çağrışımının tüketicide oluşturulmak istenmesi olduğunu, davacı markasının piyasada bilinen bir marka olmadığını, duyulmayan bir markanın da davalı tarafından taklidinin yapılmış olmasının mantığa aykırı olduğunu, davalının kullanmış olduğu tasarımsal yapının davacınınkinden tamamen farklı olduğunu, davacı ürünü ile davalıya ait ürünlerin rahatlıkla ayırt edilebildiğini,
ceza mahkemesindeki davanın derdest olduğunu ve ceza mahkemesince verilen kararların hukuk mahkemesi hakimini bağlamayacağını, bu nedenle davacının derdest olan dava dosyasını delil olarak sunmasının hükme esas teşkil edecek nitelikte olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihtiva ettiği anlam ve farklı kişi ya da firmalar tarafından yapılmış marka tescil başvuruları ile durumları göz önünde bulundurulduğunda “Enerji içecekleri” emtiasında ve genel olarak 32. Sınıf üzerinde “...” ibaresinin zayıf marka olarak kabul edilebileceği, davalı yanın, ilgili emtia grubu bakımından zayıf marka olan “...” ibaresinin yanında “Force” ibaresini de kullanarak markasını davacı markalarından ayırt edilebilir kıldığı,
davacı markaları ile görsel, işitsel, renk, yazı stili açısından benzerlik arz etmeyen davalı markasının asli unsurlarda yer alan ortak “...” ibaresinin zayıf marka olması nedeni ile davacı markaları ile ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet vermeyeceği anlaşılmakla, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararda hukuksal dayanağının gösterilmediğini, eksik ve hatalı incelemeler içeren, itirazları karşılamayan denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulduğunu, dosyanın ilgili sektörde uzman bilirkişiye tevdi edilmediğini, davacı şirketin pek çok marka ve tasarımının yanı sıra davaya konu ''...'' marka ve tasarımları ile faaliyet gösteren saygın bir şirket olduğunu, davalının tescil talebinde bulunduğu tasarım ile davacı şirket adına tescilli tasarımların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, en belirgin ortak özelliğin renk kombinasyonları olduğunu,
taraf tasarımlarının her ikisinde de marka konumlandırılmasının tam ortada ve en üst kısımda olacak biçimde olup birbirlerini çağrıştırdığını, benzer olarak konumlandırılan markaların üzerinde yer alan şekillerin birbirleriyle bilinçli tüketici ve ortalama tüketici gözünde son derece benzer olduğunu, davacı şirket tasarımında marka ibaresinin altında bir kalkan görselinin her iki yanında çapraz olarak kesen iki adet kılıç görseline yer verildiğini, davalı markasında da bu figürleri andıracak ve tüketiciyi yanıltabilecek tasarım tercih edildiğini,
tasarımlar arasında ayniyet derecesinde benzerlik ve iltibas ihtimali incelemesinde tasarımlar arasındaki ortak noktaların göz önünde bulundurulması gerektiğini, benzerlik olmadığı yönündeki kanaatin yerinde olmadığını, benzerlik incelemesi yapılırken farklılıkların aksine ortak özellikler üzerinde durularak benzerlik değerlendirilmesi yapılması gerektiğini, yenilik ve ayırt edicilik kriterlerini karşılamayan davalı şahıs tasarımının sicilden terkini gerektiğini, davacı markasının tanınmış olduğu/sektörel tanınmışlığa sahip olduğunun açık olduğunu,
davalı tarafın ''...'' marka ibaresini tercih etmesinin de bu bilinirliği/tanınırlığı kullanma çabasının karşılığı olduğunu, kararın ortadan kaldırılmasına, davalı adına kayıtlı ''..." markasının tescilli olduğu tüm sınıflardan terkinine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlık konusu markalar arasında şekil, renk ve yazı stili olarak benzerlik olmadığı, taraf markalarının asli unsurunun "jackwrestler" ve " jackforce" olduğu markalarda yer alan "..." ibaresinin ortak olduğu, taraf markalarının aynı 32. sınıfta tescilli olduğu, yine bu ibarenin aynı sınıfta tescilli çok sayıda başka markada da yer aldığı (... ..., ... ... v.b..), yine ... kelimesinin yükseltmek, kaldırmak gibi anlama geldiği dolayısıyla tescilli olduğu enerji içeceği emtiasında sıkça kullanıldığı , bu nedenledir ki bu tip markaların koruma kapsamının dar olduğu,
ayırt ediciliği zayıf olan ibareleri tercih eden bir kimsenin, bu ibarelere bir takım farklı ilaveler yapılarak marka olarak kullanılmasına katlanmak mecburiyetinde olduğu, iltibas kapsamına girmemesi açısından bu tip markalar arasında bir kısım farklılık bulunmasının yeterli olduğu,
böylesi bir kelimenin tek bir firmanın tekeline bırakılmasının marka hukuku ilkeleri ile bağdaşmayacağı, markalar arasında ortak kullanılan ve ayırt ediciliği düşük bir unsur kullanımında karıştırma ihtimali yönünden markalardaki farklılıklar üzerinde durulması gerektiği, nitekim ayırt ediciliği düşük bir unsurun ortak olmasının doğrudan karıştırma ihtimaline yol açmayacağı,
taraf markalarındaki ortak olan ve bulunduğu emtiada sıkça kullanılan zayıf nitelikteki unsur dışındaki mevcut farklılıkları sebebiyle tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin düşük olduğu ve iltibasa sebebiyet vermediği bu çerçevede marka karşılaştırmasında bütüncül izlenime göre karar verilmesi gerektiği, markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde görsel ve işitsel olarak birbirinin aynı veya devamı olduğu intibaı uyandırmadığı, davacı markasının tanınmış marka olduğunu gösterir delil bulunmadığı,
eldeki dosyada marka hakkına tecavüz ile ilgili dava olmadığından marka hükümsüzlüğü talebi yönünden davalının tescilli markası dikkate alınarak değerlendirme yapıldığı, açıklanan nedenlerle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki taleplerle temyiz isteminde bulunmuştur.
C.Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/6268, K. 2024/7479, 22 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama