KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/6376 E., 2024/8111 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. HukukDairesi
- Sayısı
- 2022/562 Esas, 2023/936 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla
- Sayısı
- 2019/359 E., 2021/282 K.
Karar Metni
831 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin menşe ülkesinde 18.05.2009 tarihinden bu yana üzere 150618 sayılı tescilli "..." ibareli markanın sahibi olduğunu, menşe ülkesinin dışında ... markasının ülkemizde tescilli olduğunu, davalının kullandığı markaların müvekkilininkilerle ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, müvekkilinin ... ibaresini havi markaları ve diğer Kiraz Logosunu havi markaların yanı sıra güncel tarih itibariyle Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde koruma altında olan 2016/31819 sayılı markasının da 30. sınıfta yer alan emtialar üzerinde tescilli olduğunu,
davalının "...+şekil" ibaresinden oluşan markasında müvekkiline ait markanın şekil unsurunun birebir taklit edildiğini, müvekkilinin gerçek hak sahipliği karinesine dayandığını, iltibas ihtimalinin yüksek olduğunu ileri sürerek davalı adına 2013/55366 sayı ile tescilli "...+şekil" ibareli markanın 30. sınıfta yer alan çaylar, buzlu çay emtiaları yönünden hükümsüz sayılmasına ve markalar sicilinden terkinine, 2017/05431 sayı ile tescilli "ambalaj deseni" isimli tasarımının yeni ve ayırt edici olmaması nedeniyle hükümsüzlüğü ve tasarım sicilinden terkinine,
2014/01112 sayı ile tescilli "çay kutusu" isimli tasarımının yeni ve ayırt edici olmaması nedeniyle hükümsüzlüğüne, 2015/08326 sayı ile tescilli çay kutusu isimli tasarımının yeni ve ayırt edici olmaması nedeniyle hükümsüzlüğüne, 2016/08587 sayı ile tescilli çay kutusu isimli tasarımının yeni ve ayırt edici olmaması nedeniyle hükümsüzlüğü ve tasarım sicilinden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; talebin zamanaşımına uğradığını, 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, sessiz kalmak suretiyle hak kaybına
uğradığını, kötü niyet iddiasında bile davanın makul sürede açılması gerektiğini, kötü niyeti ispata ilişkin yeterli delilin
bulunmadığını, davacının uzun süre sessiz kalarak piyasada birlikte var olmayı kabul ettiğini, taraf
markaları arasında benzerlik olmadığını, hükümsüzlüğü talep edilen tasarımlar için marka tescilinde
kullanılan görselin sahibine tasarım tescilinden doğan hakları sağlamayacağını, tasarımın dünyanın
herhangi bir yerinde kamuya sunulmaması durumunda yeni sayılacağını, tasarımın tescil
tarihinden önce piyasaya sürüldüğüne dair dosyada delil olmadığını, davacının delil olarak
dayandığı markaları Türkiye’de kullanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemecesince tüm dosya kapsamına göre; davacının 2016/31819 tescil numaralı "..." markası ile davalı markası arasındaki
kronolojik akışın düzenlemede aranan koşullara uygun olmadığı,
davacı markalarının son beş yılda ciddi ve pazar payı yaratmaya elverişli kullanımını ispata yarayan
yeterli delile dayanılmadığı,
davacı markalarının tanınmışlığı ispata yönelik dosya içerisinde delilin dosyaya sunulmadığı, davalı markalarının başvurularının kötüniyetli yapıldığına yönelik somutlaştırılmış delil ibraz
edilmediği, davalıya ait 2017/05431, 2014/01112 ve 2015/08326 tescil numaralı ambalaj tasarımları ile
davacı markalarının birbirinden farklı olduğu, davalıya ait
tasarımların, davacıya ait markalar karşısında yenilik ve ayırt edici nitelik koşullarını sağladığı, iki taraf görsellerinin, bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yaratacakları genel
izlenimlerinin farklı olacağı, davalıya ait tasarımların davacıya ait markalar karşısında ayırt edici
nitelik koşulunu sağladığı anlaşıldığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı markalarının yurt çapında son beş yılda ciddi pazar payı kullanımına elverişli kullanımı ispata yarar delil sunulmadığı, rapora itiraz dilekçeleri ekindeki belgeleri bunu ispata yeterli olmadığı, ambalaj tasarımları bakımından ayırt edicilik unsurunun olduğu, davalının kötü niyetli başvurusunun ispata muhtaç kaldığı, yurt çapında davacı markasının tanınırlığına dair yeterli ve somut delil sunulamadığı, davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka ve tasarımın hükümsüzlüğünün tespiti ile sicilden terkini istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6, 25, 55 ve devamı hükümleri ile 61 inci maddenin altıncı maddesi.
3. Değerlendirme
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, davalının kullanmama defi sonucunda davacının tescilli markalarının Türkiye'de ciddi kullanımının ispatlanamaması nedeniyle marka hükümsüzlüğünde dikkate alınamadığından aynı markanın davalı tasarımları üzerinde yer almasının tasarım hükümsüzlüğü sonucunu doğurmayacak olmasına göre davacı vekilince yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye
Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/6376, K. 2024/8111, 20 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama