KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/6504 E., 2024/7488 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Ekim 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2159 Esas, 2023/1620 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/8 E., 2022/232 K.
Karar Metni
749 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde;18.08.2016 tarihinde müvekkili hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/93584 soruşturma sayılı dosya üzerinden malvarlığı değerlerine el konulmasına dair karar verildiğini, ardından İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliği tarafindan 2016/7525 D.
İş sayılı kararla el konulan tüm malvarlığı değerleri yönünden davalı TMSF'nin kayyım olarak atanmasına karar verildiğini, müvekkilinin malvarlığı değerlerine el konulması ve kayyım atanması kararlarının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin hissedarı olduğu ... Gaz Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye kayyım olarak atanan davalı TMSF ve kayyım sıfatıyla tasarruf yetkisini haiz yöneticiler olan diğer davalılar tarafından ...
Gaz A.Ş.'nin satışı hakkında alınan Fon Kurulu Kararı, İhale Şartnamesi ve satış işlemlerinin denetlenerek, davalıların söz konusu işlemlerinin hukuka aykırı olduklarının tespiti ile alınan Fon Kurulu kararının iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalılar TMSF, ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davaya konu taleplerin adli yargıda görülemeyeceğini, davada görevli mahkemenin idare mahkemesi olduğunu, davacının hissedarı olduğu ...
Gaz A.Ş.'nin satışına ilişkin olarak 21.12.2021 tarihli TMSF Fon Kurulu kararının ve satışa ilişkin şartnamenin iptali talebiyle İstanbul 8. İdare Mahkemesi'nde 2022/14 E. sayılı dosyasıyla davacının Kurum aleyhine dava açtığını, belirtilen davanın derdest olduğunu, bu nedenle derdestlik itirazında bulunduklarını, TMSF'nin kayyım atandığı şirketler ve mal varlıkları hakkında ticari iktisadi bütünlük oluşturma ve satış kararı alma yetkisi bulunduğunu, davacı iddialarının haksız, mesnetsiz ve gerçeğe aykırı olduğunu, mülkiyet hakkı ihlalinin söz konusu olmadığını savunarak davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu kararlar bakımından yetki ve görevleri doğrultusunda hukuka uygun şekilde hareket ettiğini, davacının dava ehliyeti bulunmadığını, TMSF tarafından kayyım olarak atanan müvekkilinin dava konusu talep ve iddiaların bireysel anlamda muhatabı olamayacağını, davacı hakkında devam eden kovuşturma kapsamında alınan kararlar ve ilgili mevzuat çerçevesinde gerçekleştirilen işlemlerin hukuka uygun olduğunu savunarak davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, somut olayda ceza mahkemesi kararıyla yönetimine el konularak davacının hissedarı olduğu dava konusu şirkete kayyım olarak atanan davalı TMSF'nin kamu kurumu olduğu, diğer davalıların da TMSF adına kayyım olarak hareket ettiği, dava konusu şirkete ait hisselerin satışına ilişkin kararın idari işlem niteliğinde olduğu,
TMSF'nin kayyım olarak atandıktan sonra aldığı ticari ve iktisadi bütünlük kararı ile bu karar gereğince davacının şahsi mal varlığının satılmasına ilişkin davalı TMSF ve kayyım olan diğer davalılar tarafından alınan kararın iptali talebi yönünden inceleme yapma yetki ve görevinin idare mahkemelerine ait olduğu ve dava şartı olan yargı yolu caiz olmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince yargı yolu caiz olmadığından aynı Kanun'un 115 nci maddesinin ikinci fıkras gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş,
hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesince yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalının ortağı olduğu dava dışı şirkete kayyım olarak atanmış olan TMSF'nin ve kayyım sıfatıyla tasarruf yetkisini haiz yöneticiler tarafından dava dışı şirketin satışına ilişkin olarak alınan Fon Kurulu Kararı, ihale şartnamesi ve satış işlemlerinin denetlenmesi, bu işlemlerin durdurulması, hukuka aykırı olduklarının tespiti ile iptalleri istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6100 sayılı Kanun'un 114, 115 inci maddeleri.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/6504, K. 2024/7488, 23 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama