KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/76 E., 2024/1721 K.·İlk Derece
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Mart 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14.06.2022
- Sayısı
- 2020/1205 Esas, 2022/1008 Karar
- Hüküm
- Kabul
- Mahkemesi
- İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
1.763 kelime·9 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit ve çekin iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin sigorta poliçesi tanzim ettiği müşterisi olan Sarılar İnşaattan aldığı çekin rızası hilafına elinden çıktığını, çekin iptali davasında ödeme yasağı konulduğunu, müvekkilinden çeki aldığı iddia edilen çekte ciranta olarak görünen ... Oto Kiralama İnşaat Ltd.Şti'ne (...
Oto) borcu olmadığını, davaya konu çekin icra takibine konu edildiğini ve takibe itiraz edildiğini, söz konusu icra takibi ile hem keşideci şirketin hem de müvekkili şirketin zarara uğratıldığını, çekte yer alan müvekkili şirket cirosu üzerindeki imzaların da müvekkili şirkete ait olmadığını ileri sürerek hakkında ödeme yasağı bulunan ve rızası hilafına elinden çıkan çekin istirdatı ile davalılara borçlu olmadığının tespitine, söz konusu çekin icra takibine konu olması nedeniyle takibin durdurulması ve icra yoluyla tahsil edilecek bedellerin davalıya ödenmemesi yönünde tedbir alınmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin iyi niyetli 3 üncü kişi olduğunu, davacı ile ... Oto arasındaki ticari ilişkiden dolayı çeklerin çalındığının düşünülmediğini, taraflar arasında ticari ilişki olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte çekler çalınmış olsa bile bu durumun müvekkil tarafından bilinemeyeceğini, kendi alacağına karşılık dava konu çeki ... Otodan aldığını, müvekkilinin 3 üncü kişi konumunda olması ciro silsilesinde herhangi bir kopukluk olmaması nedeniyle davanın tümden reddini, en az %40 kötü niyet tazminatının davacı tarafından müvekkiline ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda davacının borcun varlığını inkar ettiğinden ispat yükünün davalı tarafta olduğu, davalı tarafın davacının borçlu olduğunu ispatla yükümlü olduğu, davalı tarafın kambiyo senedine (çek) dayandığı, kambiyo senedinin temel ilişkiden mücerret borç ikrarını içermesi sebebiyle ispat yükünün yer değiştirip davacı tarafa geçtiği, davacının dava konusu çekin çalındığını ve davalıların çekin çalıntı olduğunu bildikleri halde kötü niyetle ciro ettiklerini ispatla yükümlü olduğu, davacı şirket muhasebecisinin çeki davacının rızası hilafına davalı ...
Oto'ya verdiğinin muhasebecinin beyanı ile sabit olduğu, çekteki 1 inci ciro imzasının davacı şirket yetkililerine ait olmadığının tespit edildiği, davalıların iyi niyetli olduğu, dava konusu çekin davacı tarafından, aralarındaki ticari ilişki sonucu dava dışı keşideci Sarılar İnşaat ve Elektronik San. ve Tic. Ltd.
Şti.'nden (Sarılar İnşaat) alınmış olduğu, daha sonra davacının rızası hilafına elinden çıkmış olduğu, davacının ticari defterlerinde çek keşidecisi dava dışı Sarılar İnşaat ile olan ticari ilişkisinde söz konusu çekin giriş kaydına rastlanmadığı ve davalı ... Oto'ya çıkış kaydına da rastlanmadığı, davalı ...
Oto'nun ticari defterlerinde davaya konu çekin 15.10.2015 tarihinde 183.384,00 TL olarak davacıyı alacaklandıracak şekilde giriş kaydının ve davalı ...'a 16.10.2015 tarihinde ...'ı borçlandıracak şekilde çıkışının kaydedilmiş olduğunun anlaşıldığı, davalıların çekin çalıntı ve imzanın sahte olduğunu bildikleri halde kötü niyetle çeki ciro ettikleri kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine, icra takibinin durdurulmasına karar verilmemiş olup alacaklının alacağını geç almasından kaynaklanan zararı bulunmadığından davalı ...'ın tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle. Mahkeme ilamındaki deliller ve değerlendirmelerin davacı lehine olmasına rağmen gerekçesiz şekilde davanın reddine karar verildiğini, dosya kapsamında alınan defter incelemesi ve imza incelemesi raporlarının lehlerine olmasına rağmen davanın reddine karar verildiğini, Funda Alkan'ın sanık olarak beyanının da bulunduğunu, Yerel Mahkeme tarafından ilamda belirtilen ispat yüküne aykırı hüküm kurulduğunu,
davacı borçlunun borcun varlığını inkar ediyor olması sebebiyle ispat külfetinin davalı alacaklıda olduğunu ne var ki borcun kambiyo senedine dayanıyor olması ve kambiyo senedinin temel ilişkiden mücerret borç ikrarını içeriyor olması sebebiyle ispat külfetinin yer değiştirerek davacı borçluya geçtiğinden bahisle ve müvekkilin davalıların iyi niyetli olmadıkları yönündeki iddialarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini,
Mahkeme ilamında suça konu eylemler kapsamında devam eden yargılamada sanık konumunda olan müvekkili şirketin eski muhasebecisi Funda Alkan'ın çeki davacı şirket yetkililerinin rızası hilafına sahte imzalarla ... şirketine teslim edildiğinin sabit olduğunun belirtildiğini ancak davalıların iyi niyetli oldukları kanaatine varıldığını, Funda Alkan'ın ifadesinin yalnızca çekin müvekkili şirket yetkililerinin rızası hilafına ...
Şirketine verilmiş olduğundan ibaret olmadığını, sanık Funda Alkan'ın Mahkeme tarafından kabul edilen beyanında "kendi borçları sebebiyle organize şekilde hareket ettikleri ... şirketi yetkililerine bu şirketi kurdurduğunu", dolayısıyla ... şirketinin tamamen müvekkili şirketten çalınan çeklerin tahsili amacıyla kurulduğunun da belirtildiğini, sanık ifadesi doğrultusunda çeklerin müvekkili şirket rızası hilafına elinden çıktığına kanaat getirmişken, haksız ve suça konu eylemlerle çek tahsil etmek amacıyla kurulan bir şirketin iyi niyetli olduğuna kanaat getirmiş olmasının hukuken kabul edilebilir olmadığını,
davalı ...'ın iyi niyet iddialarının kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte, gerek dosya kapsamında alınan raporlar gerekse Yerel Mahkeme tarafından da kabul gören sanık beyanı doğrultusunda davalı ... Şirketi yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davalı ...’ın davalı ...
Ltd.Şti. ile ticari ilişkisinin olmadığının tespit edildiğini, davalının iyi niyetli hamil olduğundan bahsedilmesinin mümkün olmadığını, aralarında bir ticari ilişki olmamasına rağmen, davalı ...’ ın dava konusu bu çek ve bu çek ile birlikte başkaca çekleri hangi gerekçe ile davalı ...’ den aldığını ispat etmesi, şayet bir borç /alacak ilişkisi varsa bu alacağının neden kaynaklandığını, bir borç verme var ise, diğer davalı tacir olduğuna göre, borcu hangi yolla verdiğini izah ve ispat etmesi gerekirken davalıların aralarındaki ilişkiyi açıklamaya yönelik hiçbir delil ibraz etmediklerini, müvekkili şirketten çalınmış olan çekin, ...
Oto dan, davalı ... tarafından alınma sebebi olarak, alacağına istinaden alındığı yönündeki beyanları, yalnızca davalı yanın iddialarından ibaret olup, ispat amacıyla Mahkeme dosyasına sunulan delil vs evraklar; sıhhati şüpheli olan ve müvekkili şirket tarafından faktöring şirketlerine verildiği iddia edilen bir takım yazılar, diğer davalı ...
Oto ile müvekkili şirket arasında ticari ilişki olduğuna ispatlamaya çalışılan sıhhati şüpheli belgeler, savcılık ifadeleri, hırsızlık olayının öğrenilmesinden önce ödemesi yapılan yada söz konusu olaylar meydana çıktıktan sonra müvekkili şirketin bilgisi olmadan ve keşidecilerden tahsil edilen çeklerle ilgili dosyalar, davalıların bir kısım müvekkil şirket çalışanlarıyla organize hareket ederek sahte imzalarla müvekkil şirkete ait çekleri tahsil etmeye çalıştıkları dolayısıyla açıkça kötü niyetli hareket ettiklerinin ispatı olduğunu,
davalı ... iyi niyetli hamil olmamakla birlikte sahtecilik iddiasının mutlak defi niteliğinde olduğundan 3. kişilere karşı da ileri sürülebileceğini, çek üzerinde ki imzaların müvekkili şirket yetkililerine ait olmaması, vaki imza itirazı dahi Yargıtay Kararlarının işbu dava ile örtüşmediğini gösterdiğini,
davalı iyi niyetli olduğundan bahisle itirazda bulunmuşsa da gerek savcılıkta ileri sürülen şikayet gerekse dava dosyasındaki beyanlardan da anlaşılacağı üzere dava konusu çekin hırsızlık konusu olup çek üzerindeki müvekkili şirket kaşesini taşıyan cirodaki imzaların şirket yetkililerine ait olmadığının dosya kapsamında hazırlanan bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, çekteki Polat Sigorta kaşesi üzerindeki imzaların şirket yetkililerine olmadığı göz önünde bulundurularak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini,
tüm bu açıklanan sebeplerle ve lehe Mahkeme kararları da göz önünde bulundurularak Yerel Mahkeme kararının aleyhe olan hususlar yönünden kaldırılmasını ve davalarının kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çekte sahtecilik iddiasının mutlak defi olarak herkese karşı sürdürülebileceği burada ispat yükünün çekteki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olduğunu iddia eden tarafa ait olacağı, somut olayda, dava konusu çekteki imzanın keşide tarihi itibariyle davacı şirket yetkililerine ait olmadığı ve çekin geçersiz olduğunun bilirkişi raporu ile ispatlandığı ve bu sebeplerle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf dilekçesinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
davacı tarafından davalılar aleyhine açılan menfi tespit davasının kabulüne, davacının, İstanbul 19. İcra Müdürlüğünün 2016/4201 E. sayılı icra takip dosyasına konu edilen Türkiye İş Bankası Şubesine ait 7019988 çek nolu, 05.02.2016 keşide tarihli 183.384,00 TL meblağlı çekten dolayı davalılara borçlu olmadığının tespitine ve icra takibinin iptaline, davacının kötü niyet tazminat talebinin yasal koşulları bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; yapılan bilirkişi incelemesi ile davacının cirosundaki imzanın davalıya ya da davalı şirket yetkililerine ait olmadığının ortaya çıktığını, imzası kendine ait olmayan, kendi ticari defter ve kayıtlarında bulunmayan, kendisine ait olmadığı açıkça ortaya konulan dava konusu çekin istirdadının talep edilmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin iyi niyetli 3. kişi konumunda meşru hamil olduğunu, dosya kapsamında müvekkilin sorumlu tutulabilmesi için gerek mevzuat gerek Yargıtay kararları ile iddia eden taraf bakımından kötü niyetin ve ağır kusurun ispat edilmesi şartı arandığını,
davalı müvekkil tarafından çekler alınmadan önce davacı ile diğer davalı ... Oto arasında ticari ilişkinin var olduğunun öğrenildiğini, bu ilişki kapsamında ... Oto tarafından alınan çeklerin davalı ...
Oto şirketinin müvekkile olan borçlarına istinaden ödeme aracı olarak kullanıldığını, ciro silsilesinde herhangi bir kopukluk olmadığını, müvekkilin iyi niyetli 3. kişi durumunda meşru hamil olduğunun açık olduğunu, davacının çeki araç içerisinde çaldırdığı iddiasına ilişkin maddi bir saptama yapılmadığını, basiretli bir tacir olarak çekleri araç içerisinde bırakmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, çekin çalınması iddiasının akabinde üzerindeki imzaların kendisine ait olmadığı yönünde beyanlarda bulunduğunu, ancak söz konusu çeklerin davacı tarafından imzalandığı ya da davacının bilgisi dahilinde kullanılan çekler olduğunu,
söz konusu imzalar ve birçok çekin davacı ... şirketi tarafından kullanıldığı ve ödendiğinin celp edilen kayıtlardan açıkça belli olduğunu,verilen çeklerin ödeme aracı olarak kullanıldığını, davacı tarafından İstanbul Faktoring'e verilen çek teyit yazısı incelendiğinde davacı tarafından çeki ve çekteki imzaları aynen kabul ettiğinin tespit edilebilmesinin mümkün olduğunu, müvekkilin çeklerin çalınıp çalınmadığını bilmesinin mümkün olmadığını, bu durumda iyi niyetli 3. kişi durumunda olduğunu, ciro silsilesinde kopukluk olmadığını, bu nedenle İstinaf Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hakkında ödeme yasağı bulunan ve şirketlerin rızası hilafına elinden çıkmış olduğunu iddia ettiği çekin istirdatı ile davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanun'un 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/76, K. 2024/1721, 4 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama