KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/2206 E., 2025/449 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Şubat 2025
- Mahkemesi
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/237 Esas, 2024/344 Karar
- Hüküm
- Başvurunun esastan reddi
- İlk derece mahkemesi
- Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla
- Sayısı
- 2022/419 E., 2023/390 K.
Karar Metni
596 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “... HOLDİNG ANONİM ŞİRKETİ” şeklindeki ilk ticaret unvanını 25.12.1970 tarihinde tescil ettirdiğini, ... Holding A.Ş. ile birleşmesi neticesinde ticaret unvanını 27.12.2017 tarihinde şimdiki haliyle tescil ettirdiğini, toplum zihninde çatı marka olarak kısaca “... ” ve “...
GRUBU” markaları ile yerleştiğini ve “...” ibaresinin müvekkili şirket ve müvekkilin bünyesinde faaliyet gösteren grup şirketleri ile özdeşleştiğini, davalının müvekkilinin 2018/63735 sayılı “... HOLDİNG” markasıyla ve anılan tarihlerden bu yana tescilli ticaret unvanıyla iltibas oluşturacak şekilde unvan tescili yaptırdığı gibi marka tescil başvurularında da bulunduğunu, bunun yanında tescilsiz şekilde “...
Holding” markasal kullanımının da olduğunu, davalının bu marka ve unvan kullanımlarının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek davalının “...” şeklindeki ticaret unvanının marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, davalının ticaret unvanından “... Holding” ibaresinin terkinine, “... Holding” ibareli kullanımları içeren, dava dilekçesinde anılan alan adlarına erişimin engellenmesine kararı verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 65 yıllık geçmişi olan bilinirliği yüksek markaları bulunan bir şirket olduğunu, müvekkilinin kullanımlarında “anadolu” ibaresinin oldukça küçük punto ile yazılmış ve neredeyse okunamayacak şekilde olduğunu, ticaret unvanının terkininin istenebilmesi için en başta ticaret unvanının dürüstlüğe aykırı haksız veya tecavüz teşkil eden nitelikte bir kullanımı bulunması gerektiğini, öncelikle incelenmesi gereken konunun “anadolu” ibaresinin niteliği olup bu ibarenin tüm Türkiye’de ticaret hayatında sıklıkla kullanıldığını,
bir ticaret unvanının terkinini isteyen tarafın öncelikle kendi ticaret unvanın kılavuz kelimesinin ayırt ediciliğinin ve özgünlüğünün yüksek olmasının gerektiğini, oysa “anadolu” ibaresinin oldukça yaygın kullanılan genel bir ibare olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..., ... HOLDİNG" ibarelerinin, coğrafi alan adlarının ve ayırt ediciliği olmayan genel isimlerin bir kişinin tekeline bırakılamayacağı, buna göre davalının ticaret unvanında geçen "...", "... HOLDİNG" ibarelerinin davacının markaları açısından tecavüz ya da haksız rekabet teşkil etmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, marka hakkına tecavüzün tespiti ve sicilden terkini talebine ilişkin davada coğrafi alan adlarının ve ayırt edici olmayan genel isimlerin bir kişinin tekeline bırakılamayacağı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalının unvan ve marka kullanımlarının davacının önceki tarihli unvan ve tescilli markalarına tecavüz ile haksız rekabet teşkil edip etmediği, buradan hareketle davalının unvanın terkini ile kullanımının önlenmesi istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2206, K. 2025/449, 3 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama