KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/2505 E., 2024/7414 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ekim 2024
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1930 Esas, 2023/2304 Karar
- Hüküm
- Kabul
Karar Metni
553 kelime·3 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın davalı ... yönünden kabulüne, davalı ... yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 358.160,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı ... ile kurdukları adi ortaklık nedeniyle düzenleme tarihi, lehdarı ve vadesi boş olan, 250.000,00 TL tutarlı bonoyu davacının dava dışı ...'a teminat olarak verdiğini, ortaklık sona ermesine rağmen bononun iade edilmediğini, lehdar olarak davalı ...'ın adı yazılarak icra takibi başlatıldığını, davacının davalı ... ve dava dışı ...
Hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, davalı ...'ın daha sonra ...'ın isteği ile 04.11.2013 tarihinde icra dosyasını dava dışı ...'ın yanında çalışan diğer davalı ...'e muvazaalı olarak temlik ettiğini, soruşturma dosyasındaki ifadelerden davalı ...'a bono verilmediği, bononun bedelsiz olduğu, temlik işleminin muvazaalı olduğu ve davalıların kötü niyetli olduklarının açıkça anlaşıldığını belirterek bonodan dolayı davalılara borçlu olmadığının tespitini, icra takibinin iptalini ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının yazılı delille ispatlaması gereken iddialarını davalı ...'ın beyanlarına dayandırdığını, davalı ...'ın davacı ile işbirliği yaptığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından bono lehtar hanesi açık bırakılarak imzalanmak suretiyle dava dışı ...'a verildiği, davalı ...'ın da bonoyu ...'dan alarak lehdar hanesine kendi ismini yazdığı,
tedavüle konulduğunda unsurları tam olduğundan bu husus bononun geçerliliğini etkilemeyeceği, davacı davalı hamile ancak 6102 sayılı Kanun'un 687 nci maddesinde yazılı koşullarla def'ilerini ileri sürebileceği, ispat külfeti davacıda olup, bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğu yolundaki iddianın da davacı keşideci tarafından yazılı delille kanıtlanması gerektiği, davacı keşidecinin, bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğunu yazılı delillerle ispat edemediği gerekçesi ile davalı ... yönünden davanın reddine, davalı ... yönünden karar kesinleştiğinden davanın kabulüne karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, takibe dayanak teşkil eden bononun anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu, bedelsiz olduğu ve muvazaalı olarak temlik edildiği iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 776, 778, 680, 687 nci maddeleri.
3. Değerlendirme Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2505, K. 2024/7414, 21 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama