KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/2523 E., 2025/2560 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/380 Esas, 2023/914 Karar
- Hüküm
- Kısmen kabul
Karar Metni
561 kelime·3 dk okuma·7 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından duruşma istemsiz olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 15.04.2025 günü davacı vekili Avukat ..., davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 02.01.2014 tarihli toplam satış bedeli 5.677.562,88 TL ve 03.03.2014 tarihli toplam satış bedeli 3.120.000,00 TL olan sözleşmeler akdedildiğini, davalı şirketin satışını yaptığı ürünleri sözleşmelerde belirtilen sürede teslim etmediğini, müvekkili tarafından keşide edilen ....
Noterliği’nin 16.10.2014 tarihli ihtarnamesi ile ürünlerin teslim edilmesinin ihtar edildiğini, sözleşme imza tarihlerinin 20.03.2014 ve 24.06.2014 olduğunun davalı tarafından iddia edildiğini, sözleşmelerin haklı neden olmadan fesih edilemeyeceğini, imza tarihleri hususunda uyuşmazlık bulunduğunu ileri sürerek sözleşmelerin ihlal edilmesi ve hükümlerinin davalı şirket tarafından yerine getirilmemesi nedeniyle müvekkili şirketin uğradığı zarar, ziyan ve kâr kaybının belirlenmesi ile şimdilik 100.000,00 TL alacağın davalıdan tazmin ve tahsiline,
alacağa 16.10.2014 (ihtarname tarihi) tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili ıslah dilekçesiyle 100.000,00 TL'lik talebini, 426.066,55 TL'ye çıkartmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında 20.03.2014 tarihinde satın alma sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin 24.06.2014 tarihinde ek fesih protokolü ile feshedildiğini ve tarafların 24.06.2014 tarihli ikinci sözleşmeyi akdettiklerini, taraf şirketler arasında e-posta yazışmalarının bulunduğunu, davacı şirketin 27.03.2014 tarihinde tasfiyeye girmesine rağmen ikinci sözleşme akdedildiği anda müvekkili şirketi aldattığını, müvekkili şirketin sözleşmenin geçersiz olduğunu davacı şirkete bildirdiğini ve ticari münasebetini kestiğini,
davacı şirketin tek yetkilisinin tasfiye memuru olduğunu ve tasfiye aşamasındaki şirketin ticari bir işlem yapmasının mümkün olmadığını, 24.06.2014 tarihli sözleşme tahtında üretilen ürünlere ilişkin davacı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, ürün teslimatının üretimin gecikmesinden değil, bizzat davacının alamayacağını bildirmesi ve bir kısım siparişleri iptal etmesinden kaynaklandığını, söz konusu ürün teslimatlarının 2014 yılının Ekim ayı itibariyle son bulduğunu, davacı şirketin zarar talebinin nelere ilişkin olduğunu açıklaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, Yargıtay bozma ilamına uygun olarak ve yine bozma ilamında da bozma konusu olmayan hesap yöntemi çerçevesinde hazırlanan bilirkişi kurulu raporunda belirtilen 182.957,00 TL tutarında kâr kaybının olduğunun benimsendiği gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulüne, 100.000,00 TL alacağın dava tarihi olan 06.05.2015 tarihinden itibaren, bakiye 82.957,00 TL alacağın ise ıslah tarihi olan 17.01.2018 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, sözleşmeye aykırılık nedeniyle mahrum kalınan kâr istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosyadaki yazılara, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/4 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2523, K. 2025/2560, 17 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama