KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/2564 E., 2025/903 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Şubat 2025
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1209 Esas, 2024/343 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/148 E., 2021/108 K.
Karar Metni
734 kelime·4 dk okuma·7 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ortağı olduğu dava dışı Zeytin İskelesi Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin ana üretim markası olan “Zeytin İskelesi” markasını 2007/53658 numarayla tescil ettirdiğini, dava dışı firmanın müdürünün hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçundan hüküm giydiğini, kararın kesinleştiğini, Yargıtay nezdinde yargılama devam ederken davalının 2018/32361 başvuru numarasıyla “zeytiniskelesi” markası için yaptığı başvurunun tescil edildiğini, markanın birebir aynı olduğunu ileri sürerek anılan markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin Zeytin İskelesi Gıda Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nde kısa bir süre çalıştığını, şirket ile ilişkisini 2016 yılı itibarı ile sonlandırdığını, şirketin ortakları arasında yaşanılan birtakım şahsi problemler ve süregelen hukuksal mücadeleler sürecinde anılan şirketin “ZEYTİNİSKELESİ” markasını kaybetme riski oluşmasından dolayı davacının markayı korumak adına müvekkiline verdiği talimat üzerine müvekkilinin 2018/32361 sayılı marka tescil başvurusunda bulunduğunu, tescil sürecinde herhangi bir itiraza uğramadan 06.05.2019 tarihinde sürecin tamamlandığını,
müvekkilinin tescil kararı almasından sonra adı geçen şirketin markasal kullanımları engellemeye çalışmadığını, davacının markayı korumak için hiçbir eyleme girişmediğini, 2007/53658 sayılı markanın sahibi olmayan davacının markayı kullandığını ispatlayamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava tarihi itibari ile davacı adına tescilli ve hüküm ifade eden bir marka bulunmadığından davacının markalar arasında benzerlik veya iltibas bulunduğu iddiasının doğru bulunmadığı, davacının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/2 hükmü uyarınca hükümsüzlük iddiasının davalı ile arasında ticari vekillik şeklinde bir ilişki bulunmaması, davalının ilgili firmada sigortalı olarak çalışması, davalının marka başvurusundan yaklaşık 1 yıl 11 ay önce işten ayrılması karşısında yerinde görülmediği,
davacının SMK'nın 6/3 hükmü uyarınca hükümsüzlük iddiasına önceki tarihli kullanımını gösterir yeterli delil sunmadığından itibar edilmediği, davacının SMK'nın 6/4 ve 6/5 hükümleri uyarınca hükümsüzlük iddiasının davacının dava tarihi itibari ile tescilli markasının bulunmaması ve markasının tanınmışlığına dair yeterli delil sunmaması göz önüne alındığında gerçeği yansıtmadığı, davacının SMK'nın 6/8 hükmü uyarınca hükümsüzlük iddiasının davacının koruma süresinin sona ermesinden sonra 2 yıllık süre içerisinde kullandığına dair yeterli delil sunmadığından haklı görülmediği,
ancak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesine göre herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu, davalının beyanları dikkate alındığında, davacı ile birlikte başkasına ait olarak bildiği markayı alacaklılardan kaçırmak amacıyla kendi adına tescil ettirmesinin iyiniyetli kabul edilemeyeceği, davacının bu durumu bilmesinin davalının kötüniyetli tescilini iyi niyetli hale dönüştürmeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına tescilli 2018/32361 sayılı “ZEYTİN İSKELESİ” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının, davacının ricası üzerine söz konusu marka başvurusunu yaptığını ispat edemediği, kaldı ki davacının isteği üzerine yapmış olması hâlinde markayı davacıya iade etmesi gerekeceği, davalının, davacının ortağı olduğu şirkette yaklaşık 4 yıl çalıştığı, çalıştığı şirketin markasını koruma süresinin sona ermesinden ve kendisinin şirketten ayrılmasından yaklaşık 1 yıl 11 ay sonra kendi adına tescil ettirdiği,
davalının halen önceden çalıştığı şirketle aynı iştigal konusunda faaliyet gösteren ve ticaret unvanının ek unsuru önceden çalıştığı şirketin ticaret unvanının ek unsuruyla aynı olan Zeytin İskelesi Yağ Ürünleri Satış Pazarlama Sanayi Ticaret Ltd.
Şti.'nde yetkili müdür olarak çalıştığı, bu bilgiler uyarınca davalının davaya konu markanın tescilinde kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, markanın hükümsüzlüğü ve terkini istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2564, K. 2025/903, 13 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama