KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/2601 E., 2024/7729 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/643 Esas, 2024/74 Karar
- Hüküm
- 30 numaralı bağımsız bölüm yönünden karar verilmesine yer olmadığına, 7-18-22-34 numaralı bağımsız bölümler yönünde davanın kabulüne
Karar Metni
975 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirkete FETÖ/PDY soruşturması kapsamında Sulh Ceza Mahkemesi kararıyla kayyım atandığını, ancak kararın bir süre sonra kaldırıldığını, bunun üzerine şirketin ortağı olan Halit Keleş tarafından mal kaçırmak amacıyla şirkete ait 5 adet taşınmazın rayicinin altında davalıya devredildiğini, işlemin muvazaalı olduğunu, şirkete en son Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) kayyım olarak atandığını belirterek davaya konu taşınmazların tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili, 29.05.2019 tarihli dilekçesi ile dava konusu taşınmazların davalıya devri ile ilgili işlemlerin iptaline karar verildiğini belirterek konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin her bir taşınmaz için 150.000,00 TL olmak üzere bedelini ödeyerek taşınmazları elden ödeme ile satın aldığını, asıl davalının şirket ortağı Halit Keleş olması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin 29.12.2020 tarih ve 2017/407 E., 2020/462 K. sayılı kararıyla davanın konusuz kalması sebebiyle esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise esastan reddine karar verilmiş olup karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dairemizin 12.06.2023 tarih ve 2022/383 E. ve 2023/3699 K. sayılı kararıyla "..Dava konusu taşınmazların davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tescili talepli temyize konu dava devam ederken, taşınmazların tapu kaydı idari yoldan davacı adına tescil edilmiş, davacı vekili de bu sebeple dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı talebinde bulunmuş, davalı taraf ise bu beyana karşı idari yargıda dava açtıklarını belirterek bahsekonu davanın sonucunun beklenilmesini talep etmiştir.
Dava konusu taşınmazların TMSF tarafından idari yoldan davacı adına tescili işleminin iptali talebiyle davalı tarafından idari yargıda açılan dava sonucu işlemin iptaline karar verilmiş olup, karar henüz kesinleşmediğinden, idari yargıda açılan davanın sonucunun beklenilmesi, kararın kesinleşmesi halinde tarafların iddia ve savunmalarına göre davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. .." gerekçesiyle kararın bozulmasına ve davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, idari yargı kararlarının ve güncel tapu kayıtlarının dosya arasına alındığı, kesinleşen ilgili kararlar kapsamında davaya konu 7-18-22-34 numaralı bağımsız bölümlerin davalı adına tescil edildiği, 30 numaralı bağımsız bölümün ise davacı adına tescil edilmesinden sonra dava dışı kişiye satışının yapıldığı, davalı hakkında ceza mahkemesince yapılan yargılamada sanığın Fetö silahlı terör örgütüne yardım kastı bulunduğuna dair yeterli delil bulunmadığı, söz konusu işlemin hukuk davasına konu teşkil edilebilecek bir eylem olduğu,
bu kapsamda hukuk mahkemelerinde davalarının açılmış olduğu, sanığın fetö silahlı terör örgütüne yardım ettiğine dair mahkumiyete yetecek delil bulunmadığı gerekçesiyle davalının beraatine karar verildiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74 üncü maddesi gereğince davalı hakkındaki gerekçe içeriğinde maddi vakanın tespitine dair herhangi bir tespit olmayışı itibariyle, ceza mahkemesi kararının bağlayıcılığı olmadığı,
davaya konu taşınmazların davalıya devrinin muvazaalı olduğu sabit görülmekle, halen davalı adına tescilli taşınmazlar yönünden davanın kabulüne, devri yapılan taşınmaz yönünden davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği gerekçesiyle 30 numaralı bağımsız bölüm yönünden açılan davanın konusuz kalmış olması sebebiyle esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 7-18-22-34 numaralı bağımsız bölümler yönünden açılan davanın kabulüne, Sultanbeyli İlçesi Adil Mahallesi 5434 ada 22 parsel sayılı taşınmazda yer alan A Blok 1 nci Kat 7 numaralı bağımsız bölüm, A Blok 3 üncü Kat 18 numaralı bağımsız bölüm,
A Blok 3 üncü Kat 22 numaralı bağımsız bölüm, A Blok 5 inci Kat 34 numaralı bağımsız bölüm sayılı taşınmazların davalı adına olan tapu kayıtlarının ayrı ayrı iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, muvazaalı satış nedeniyle tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3.Davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyizine gelince.
Mahkemece 01.02.2024 tarihinde verilen en son kararın 6 ncı bendinde, kararın davalının temyizi neticesinde bozulduğu gerekçesiyle bozma ilamı öncesinde 2017/407 E 2020/462 K. sayılı 29.12.2020 tarihli karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine (AAÜT) göre kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 103.245,00 TL nispi vekalet ücreti takdir edilmiş olup, karar bozulmakla ortadan kalktığından, davacının, lehine takdir edilen ve yürürlükteki tarifeye göre doğru hesaplanan önceki vekalet ücretini temyiz etmemesinin en son karar tarihindeki AAÜT oranlarına göre tekrar hesaplama yapılmamasını gerektirmeyeceğinden,
bozmaya uyulduktan sonra yapılan yargılama neticesinde verilen karar tarihi itibariyle AAÜT'ye göre vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2601, K. 2024/7729, 5 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama