KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/2685 E., 2025/1042 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Şubat 2025
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/50 Esas, 2024/470 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- Sayısı
- 2022/501 E., 2023/557 K.
Karar Metni
574 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkil hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, takibe konu senedin müvekkilinin ’dan aldığı malzemelere karşılık düzenlenen faturaya istinaden tanzim olunarak lehtar ya verildiğini, fatura karşılığının 'ya ödendiğini ve bu nedenle bononun bedelsiz kaldığını, müvekkilin ödeme emrinde belirtilen bir borcu bulunmadığını, senet lehtarı 'nın bedelsiz kalan senedi davalıya ciro ettiğini ileri sürerek takip konusu bono nedeniyle davalıya borçlu olunmadığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; işbu davada asliye ticaret mahkemelerinin görevli olduğunu, davacı takibe konu bono bedelinin ödendiğini iddia etmişse de bononun yetkili hamili müvekkili olup davacının iddia ettiği ödemeyi müvekkiline yapmadığını, dava dışı İbrahim Aybastı'ya ödeme yapıldığı iddiasının müvekkilini bağlamayacağını, davacının iyiniyetli hamil olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu senedin dava dışı tarafından davalı ...'e ciro edildiği, davalının senedin hamili olduğu, senet metninde, bononun teminat olarak verildiği, bedelsiz bir teminat senedi olduğu yönünde hiçbir ibare yer almadığı,
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 687/1. maddesi uyarınca davacının şahsî def’îleri kural olarak hamile karşı ileri süremeyeceği, ancak hamil senedi devralırken bile bile borçlunun zararına hareket ederse, bu durumda şahsî def’îlerin hamile karşı da ileri sürülebileceği, davalının senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiği yönünde dava dilekçesinde herhangi bir iddia bulunmadığı, lehtar ile arasındaki bedelsizlik iddiasının davalıya karşı ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut uyuşmazlıkta dava değerine göre uygulanması gereken yargılama usulü basit yargılama usulü olmasına rağmen Mahkemece yazılı yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği, dava dilekçesinde senedin bedelsiz olduğunun ileri sürüldüğü, cevaba cevap dilekçesinde ise senedin bedelsiz olduğu ile birlikte davalının senedi kötü niyetli olarak ele geçirdiğinin ileri sürüldüğü, davalı ...'in takibe ve yargılamaya konu senedin yetkili hamili olduğu,
usul hatası tarafların hak kaybının önlenmesi amacıyla taraflar lehine yorumlansa dahi duruşmada taraflara tüm delillerini sunmaları için süre verildiği, senedin bedelsiz olduğu ve TTK'nın 687. maddesine göre davalı hamilin kötüniyetli olduğuna ilişkin ispat yükünün davacıda olduğu, davacının bu hususta herhangi bir delil sunmadığı, iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm
davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2685, K. 2025/1042, 19 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama