KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/2698 E., 2024/7834 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/228 Esas, 2023/2215 Karar
- Hüküm
- Asıl davanın kabulü, birleşen davanın reddi
Karar Metni
905 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1.Asıl davanın davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili şirket nezdinde %10 hisseye sahip ortak olduğunu, taraflar arasında davalının kusurlu ve şirket menfaatlerini tehlikeye düşüren eylemleri nedeniyle güven ilişkisi kalmadığını ve esas sermayenin yarısından fazlasına sahip olan ortakların almış olduğu karar ile davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına dair karar alındığını zira, müvekkili şirket ortaklarından dava dışı ... tarafından Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/139 E. sayılı dosyasında müvekkili şirket ile diğer ortaklar ..., ..., ... ve ... aleyhine fesih ve tasfiye istemli dava açıldığını,
müvekkili şirket tarafından bu davanın ret ile sonuçlanması için gereken tüm çaba sarf edilmekte iken, kendi ortağı ... tarafından davanın kabulüne dair beyanda bulunulduğunu, bu davanın uzlaşma ile sonuçlandırılması için şirket tarafından bir çok atılımlar yapıldığını ve anlaşmalara imza atıldığını, yatırımlara girişildiğini ancak davalının şirket menfaatlerine aykırı olarak davanın kabulüne dair beyanda bulunduğunu,
bilahare bu davanın uzlaşma ile sonuçlandığını ancak ne var ki bu davada davalı gerçek amacına ulaşamayınca bizzat kendisince Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/220 E. sayılı dosyasında aynı şekilde fesih ve tasfiye istemli başka bir dava açtığını, her nedense sonuçları aynı olmasına rağmen ve ileri sürülen iddialar doğru olmamasına rağmen davalının çıkma davası açmadığını ve şirketin amaçlarını gerçekleştirmek için bu kadar yoğun çaba, emek ve maddi güç harcandığı dönemde bu davayı ikâme ettiğini, davalının, şirket tarafından kendisine en yakın olmasının beklendiği zamanlarda şirket aleyhine tutum ve davranışlarda bulunduğunu,
şirket itibarını zedelediğini ileri sürerek davalının haklı nedenlerle ortaklıktan çıkarılmasına, davalıya ait olan hissenin şirkete devrine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davanın davacı vekili dava dilekçesinde, davacı ...'in davalı şirketin ortağı olduğunu ve şirketin tek mal varlığının Aydın ili, Kuşadası ilçesi ...
Köyü 148 parselde kayıtlı 30.000 m2 lik gayrimenkul olduğunu, şirketin ana sözleşmesinde şirket ortaklarının koyduğu sermaye ile söz konusu gayrimenkul üzerinde turizm tesisi veya villalar yapılarak kar etme amacı ile kurulduğunu, ancak bugüne değin hiç bir çalışma yapılmadığını, kuruluş amacını gerçekleştirmek için herhangi bir faaliyet gösterilmediğini, satın alınan gayrimenkulün de alındığından bu yana atıl durumda bulunduğunu, yönetim kurulu tarafından amacı gerçekleştirmeye yönelik ciddi anlamda kararlar alınmadığını, TTK'nun 549 maddesinde fesih sebeplerinin düzenlendiğini,
şirket ortaklarından dava dışı ... tarafından daha önce Denizli Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/219 E. sayılı dosyasından şirketin fesih ve tasfiyesi talebiyle dava açıldığını, mahkemece şirketin amacını gerçekleştirmesinin mümkün olmadığı kabul edilerek davanın kabulüne karar verildiğini, karar temyiz aşamasında iken davacı tarafından davasından feragat edildiğini bildirerek, şirketin mevcut durumu, amacını gerçekleştirme imkanı bulunmaması ve herhangi ciddi bir karar alınmaması,
turizm amaçlı satın alınan gayrimenkulün alındığından bu yana atıl durumda bulunması nedenleriyle haklı ve mücbir sebeplerden dolayı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davanın davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
2.Birleşen davanın davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde,davalı şirket ortağının dava dışı ... tarafından açılan fesih ve tasfiyedeki davaya ilişkin tutum ve davranışlarının ortaklar arasında güvensizlik oluşturacağı, dolayısıyla eTTK'nun 551/3 maddesinde belirtilen haklı nedenlerin oluştuğu kanaatine varılmış olup şirket ortağının karar tarihine en yakın 13.197.262,23 TL olarak hesaplanmış, ödenmemiş sermaye yönünden takas mahsup yapılmak suretiyle davalının ayrılma akçesinin 13.150.621,20 TL olduğu, birleşen dosya yönünden ise asıl dosyada kabul kararı verildiğinden şirket ortağının böyle bir istemde bulunmasının artık mümkün olmayacağı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, eTTK'nun 551/3 maddesi uyarınca limited şirket ortağının ortaklıktan çıkarılması isteğine ilişkin olup, birleşen dava ise, TTK'nun 549/4 maddesi gereğince muhik sebeplerden ötürü limited şirketin feshi talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 551 inci madde.
3. Değerlendirme 1.Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Asıl davada ortaklıktan çıkarma talebine ilişkin olup, tarafların bozma öncesindeki temyiz itirazlarında harç ve vekâlet ücretlerine ilişkin temyiz bulunmamasına göre vekâlet ücreti bakımından davalı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu hususu da gözetilerek maktu karar ve ilam harcı ile maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi harç ve vekâlet ücreti verilmiş olması bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi ile değiştirilmeden önceki 438 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2698, K. 2024/7834, 6 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama