KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/3743 E., 2025/2100 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mart 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1196 Esas, 2024/808 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/122 E., 2021/210 K.
Karar Metni
658 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde.
22.11.2018 başvuru tarihli, 2019/01487 sayılı “...” ibareli markanın 5. emtia sınıfında müvekkili adına tescilli olduğunu, müvekkili markasının ayrıca çok sayıda yabancı ülkede ve .... nezdinde de tescilli olduğunu, davacının markasıyla, davalının 11.12.2018 başvuru tarihli, 2018/113143 sayılı, "... ..." ibareli markasının, görsel ve işitsel olarak birebir aynı olduğunu, ikisinin esas unsurunun da “...” ibaresi olduğunu, ayrıca davalı markasının haksız rekabet oluşturduğunu, davalının, müvekkilinin markalarından haberdar olduğunu ve sistematik olarak “...” ibaresini içeren benzer/taklit başvurular yaptığını,
müvekkilinin itirazı üzerine bu başvuruların reddedildiğini, bu nedenle davalının kötüniyetli sayılması gerektiğini ileri sürerek davalı adına tescilli 2018/113143 sayılı, "... ..." ibareli markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin “...” esas unsurlu markalarını geçmişten bu yana nizasız ve fasılasız şekilde kullandığını, piyasada tanınır hale getirdiğini, dava konusu markanın müvekkilinin seri markalarının devamı olduğunu, müvekkilinin kendi marka ailesini oluşturduğunu ve önceki tescilli markaları nedeniyle “... ...” ibareli markaları üzerinde kazanılmış hakkı bulunduğunu, davacı tarafın davaya mesnet göstermiş olduğu 2019/01487 tescil numaralı markası ile müvekkili markasının tescilli oldukları alt emtiaların tamamen aynı olmadığını,
davacının Türkiye'de tescilli olmayan alt gruplarda müvekkili markasının hükümsüzlüğünü talep edemeyeceğini, ayrıca taraf markaları arasında şekil, yazılış ve logo olarak hiçbir benzerlik bulunmadığını, müvekkili markasının sadece “...” ibaresinden ibaret olmadığını, “... ...” şeklinde bir bütünden oluştuğunu, davaya konu markalar bütün olarak incelendiğinde de, aralarında hiçbir surette karıştırılma ihtimali bulunmadığının görüldüğünü, taraf markalarının hem içerdikleri kelimeler, hem de kompozisyon bakımından birbirinden oldukça farklı olduklarını, davacının mesnet markasının tanınmış olduğunun,
müvekkili markasının kötüniyetle tescil ettirildiği iddialarının ispat edilemediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı markasının, davalı markasının koruma tarihinden önce tanınmış marka niteliğinde olduğu yönünde bir tespite ulaşılamadığı, dosya kapsamında davalının, “...” ibaresi üzerinde davacı markasından önce kullanım yoluyla gerçek hak sahipliği elde ettiğine dair bir delil bulunmadığı, davacı markasının koruma tarihinin, davalıya ait hükümsüzlüğü istenen markanın koruma tarihinden önce olduğu, taraf markaları arasında karıştırılma ve bağlantı kurulma-ilişkilendirme ihtimalinin mevcut olduğu,
bu derecede benzerliğin tesadüf olamayacağı, daha önceki marka başvurusu ve itirazları süreçleri nedeniyle aynı alanda faaliyeti bulunan davalının "..." markasından haberdar olmadığının düşünülemeyeceği, bu itibarla davalının tescilinin kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına tescilli 2018/113143 sayılı markanın tescilli olduğu 5. sınıftaki tüm emtialar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm, davalı tarafça istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup; uyuşmazlık, davacı adına tescilli 2019/01487 sayılı “...” ibareli marka ile davalının sonraki tarihli, 2018/113143 sayılı, "... ..." ibareli markası arasında karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığı, davalının dava konusu marka başvurusunda kötüniyetli olup olmadığı ve buradan varılacak sonuca göre marka hükümsüzlüğü koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/3743, K. 2025/2100, 25 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama