KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/3827 E., 2024/8816 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/202 Esas, 2024/559 Karar
- Hüküm
- Yeniden hüküm kurulmak suretiyle dava kabul
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/312 E., 2019/424 K.
Karar Metni
907 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Şirketin İngiltere menşeli, endüstri, tarım ve inşaat sektöründe kullanılan iş makineleri üretimi konusunda uzman bir şirket olduğunu, müvekkiline ait ... markasının tanınmış marka olarak kayıtlı bulunduğunu, ayrıca yalnızca şekilden ibaret tescilli markanın da olduğunu, davalı şirketin ise 2017/17325 sayılı ...+şekil ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın önce Markalar Dairesi Başkanlığı, sonrasında ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedildiğini,
müvekkili markaları ile dava konusu başvuru arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olduğunu, marka kapsamlarındaki malların da aynı bulunduklarını, davalı şirketin başvurusunun kötü niyetli olduğunu, zira başvuru sahibi şirketin adresinde üç farklı aramada müvekkiline ait markalarını taşıyan taklit ürünlerin ele geçirildiğini, bu nedenle şirket yetkilileri hakkında başlatılan ceza yargılamalarında cezalandırılmalarına karar verildiğini ileri sürerek YİDK'in 2018-M-4223 sayılı kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin 1990 yılında kurulduğunu, sektörün önde gelen yedek parça sağlayıcısı olduğunu, müvekkili başvurusu ile davacı markaları arasında hiçbir benzerliğin bulunmadığını, markalarda yer alan kelime unsurlarının farklı olduğunu, davacı markasını oluşturan yamuk şeklinden ibaret markanın zayıf marka niteliğinde bulunduğunu, müvekkilinin ticaret unvanı nedeniyle dava konusu başvuru üzerinde kazanılmış hakkının olduğunu, müvekkili adına tescilli 2005/16194 sayılı markanın davacı markalarından önceki tarihli bulunduğunu,
markalarda yer verilen sarı ve siyah renklerin tehlikeli iş alanlarında sıklıkla kullanıldıklarını, yine ambalaj üzerinde aynı markanın belli aralıklarla bir sıralı düzen halinde basılmasının ürünler üzerinde bile uygulanır olduğunu, marka kapsamlarında yer alan yalnızca 7. sınıf malların ortak olduğunu, ilgili tüketicinin profesyonellerden oluştuğunu ve markaları karıştırmayacaklarını, taraflar arasındaki mahkemeye yansıyan uyuşmazlıkların henüz kesinleşmiş bir kararla sonuçlanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davalının 2017/17325 sayılı başvurusunun "...+şekil" unsurundan oluştuğu, davacının "...+şekil" ve şekil unsurlu markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, "...+şekil" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "şekil" ve "...+şekil" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesi mevcut olduğu,
zira her ne kadar dava konusu başvuruda yer verilen kelime unsuru ile davacı markaları arasında bir benzerlik yoksa da, şekil, renk, genel görünüm yönünden markalar arasında yüksek dereceli görsel benzerlik bulunduğu, bu durumun genel izlenim üzerinde etkili bir rolünün olduğu, dolayısıyla marka işaretleri arasında karıştırılmaya yol açacak derecede benzerlik olduğu, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında yer alan 7. sınıf mallarla, dava konusu başvurunun kapsamında yer alan 7. sınıf mallar ve bu malların satışına özgü 35. sınıf perakendecilik hizmetleri arasında da benzerlik bulunduğu,
buna göre mezkur madde koşullarının somut olayda gerçekleştiği, sarı ve siyah renklerin uyarı işaretlerinde veya inşaat araçlarında kullanılmasının dava konusu başvurunun davacı markaları ile benzerliğini ortadan kaldırmadığı, çünkü markalar arasında benzerliği yaratan tek unsurun renkler olmayıp, benzerliğin şekil ve genel görünümden kaynaklandığı, dava konusu başvuru ile davalı başvuru arasında, başvuru kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler yönünden karıştırılma tehlikesi bulunduğu,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19.09.2008 tarihli ve 2007/7547 E.-2008/10251 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere, kazanılmış hakkın varlığının kabulü için, kazanılmış hakka dayanak teşkil eden tescilli marka ile yeni markadaki ibarelerde, asli unsurların muhafaza edilmiş olması ve eski markanın en azından hükümsüzlük davası açılabilecek kadar belli bir sürede çekişmesiz şekilde kullanılması, karşı taraf markalarına yanaşma niyeti olmadan ve iltibas tehlikesi yaratmayacak şekilde, eski ve yeni markalar arasında işletme ile bağlantının ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunmuş bulunması,
yeni markada kazanılmış hak iddia edilen markaya nazaran emtia kapsamının genişletilmemiş olması şartlarının bir arada bulunması gerektiği, somut uyuşmazlıkta davalı şirketin müktesep hak teşkil ettiğini savunduğu 2005/16194 sayılı, 15.07.2006 tarihinde tescil ettirdiği marka "...+şekil" unsurlu ise de bir bütün olarak dava konusu başvuruda, tertip tarzı ve genel görünüm itibariyle davacı markalarına yanaşıldığından davalı şirket yararına müktesep hak koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'in 21.06.2018 tarihli ve 2018-M-4223 sayılı kararının iptaline,
dava konusu 2017/17325 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi.
3. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 20.02.2024 tarihli ve 2022/4965 E., 2024/1278 K. sayılı kararı.
3. Değerlendirme Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/3827, K. 2024/8816, 9 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama