KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/4277 E., 2025/3096 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1714 Esas, 2024/957 Karar
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/26 E., 2022/105 K.
Karar Metni
1.013 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. ASIL VE BİRLEŞEN DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde;
müvekkilinin "CROSS"
markasını ve içinde "CROSS" ibaresi bulunan diğer (seri) markalarını 35 yılı aşkın bir süredir kullandığını, 15.06.1988 tarihinden beri ŞIK
MAKAS CROSS ve 31.10.1995 tarihinden beri "CROSS" markalarını kendisi adına tescil ettirdiğini, tekstil alanında faaliyet gösteren davalının ürünlerini "CROSS" markası altında sunmasının müvekkiline ait bir markaymış izlenimi yarattığını, davalının mevzuata aykırı şekilde 2014/20290 sayı ile “...” markasını tescil ettirerek haksız ve hukuka aykırı şekilde kullandığını, söz konusu markanın müvekkilinin daha önce koruma altına alınmış “CROSS”
markası ile iltibasa sebep olduğunu, davalının müvekkilinin “CROSS” markasına tekstilin kısaltılması olan “tex” ibaresini ekleyerek marka oluşturmasının iyi niyetle açıklanamayacağını,
davalının markayı kullandığı ürünlerin niteliği bakımından yakınlık bulunduğundan müvekkilinin markasının tanınmışlığı nedeniyle davalı markasının hükümsüzlük koşullarının oluştuğunu ileri sürerek davalı adına 2014/20290 ve 2015/46014 sayı ile tescilli "..." ibareli markaların hükümsüzlüğüne, müvekkilinin markasına yönelik tecavüzün tespitine, önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ve verilecek hüküm özetinin ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 15.06.1988 tarihinden itibaren "...
CROSS" markasını, 31.10.1995 tarihinden itibaren de "CROSS" markasını kendi adına tescil ettirdiğini, müvekkili firmanın "CROSS" ibaresinin adeta firmanın kurumsal imzası niteliğine büründüğünü, davalı tarafından kullanılan "..." ibaresinin müvekkili firmaya ait markaymış izlenimi yarattığını, davalının haksız kullanımının "CROSS" marka ürünlerin piyasa ve tüketici nezdindeki konumuna ve imajına telafisi imkansız zararlar verdiğini ve markanın ayırt ediciliğini olumsuz yönde etkilediğini ileri sürerek 2014/20290 ve 2015/46014 sayı ile tescilli "..." ibareli markaların hükümsüzlüğüne, müvekkilinin markasına yönelik tecavüzün tespitine,
önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasını ve verilecek hüküm özetinin ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
II. ASIL VE BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP
1.Davalı Şirket vekili asıl davaya cevap dilekçesinde;
müvekkili şirket
yetkilisi ...’nin 2015/46014 sayılı "..." markasını kendisi adına tescil
ettirdiğini, markalar
arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, tescil sınıflarının farklı olduğunu, aralarında rekabete konu hiçbir unsur
bulunmadığını, mallarının/hizmetlerinin örtüşmediği, ayrıca müvekkilinin markasının "..." olduğunu "CROSS" olmadığını, bütüncül olarak bakıldığında da markalar
arasında işitsel ve görsel benzerliğin bulunmadığını, müvekkilinin markasında "CROSS" kısmının
turuncu "TEX" kısmının siyah olarak yazıldığını, müvekkilinin ...
isimli şirket olduğunu, bunun da markalar arasındaki kavramsal benzerliği ortadan kaldırdığını,
orta nitelikteki alıcılar tarafından karıştırılma ihtimalinin marka ve unvanların açık farklılığı
sebebiyle olmadığını, iltibas tehlikesinin ise hiç olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Şahıs vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden, hükümsüzlüğü istenen marka, davalı adına olmayıp birleşen dava davalısı ... adına tescilli olduğundan ve hükümsüzlük davası tescil sahibi aleyhine açılması gerektiğinden davacının hükümsüzlüğe dair talebi yönünden davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle usulden reddi gerektiği, davacının marka haklarına tecavüze ilişkin talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise, dosyadan tespit edilen davalının fiili marka kullanımının davacı markaları ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) m.7/f.2 (b)
anlamında “benzerlik” kurulabilecek bir emtia/hizmete ilişkin olmadığı, davalı tarafın davacı
markalarının tescili kapsamına giren bir marka kullanımına rastlanmadığı, bu sebeple davacı
marka hakkına tecavüzün ispatlanamadığından davanın reddi gerektiği, birleşen dava yönünden yapılan değerlendirmede; davacının 2014/20290 sayılı markanın hükümsüzlüğüne dair talebi yönünden bu marka davadan önce müddet olduğundan tescilli olmadığı, bu nedenle hukuki yarar dava şartı nedeniyle usulden reddi gerektiği, dava konusu 2015/46014 tescil numaralı marka yönünden ise, davacının "CROSS" ibareli markasının davalı
markasının koruma tarihi öncesinde tanınmış marka niteliğine kavuşmuş olduğuna dair yeterli delil bulunmadığı, bu nedenle tanınmışlığın kabulünün mümkün olmadığı, davalı ... adına tescilli 2015/46014 tescil numaralı "..." ibareli markanın görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olması sebebiyle 24.
sınıfta “dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar” ve 40. sınıfta “terzilik hizmetleri”, “deri ve kürk işleme hizmetleri”, “saraçlık hizmetleri”, “adi metallerin işleme hizmetleri”, “değerli metallerin
işlenmesi hizmetleri” bakımından davacının önceki tarihli tescilli markaları ile karıştırılma ve
işletmesel bağlantı kurulma ihtimaline sebep olabileceği, bu emtia ve hizmetler yönünden iltibasa
dayalı olarak kısmi hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, davalının tescilinde kötüniyetli olduğuna dair yeterli delil sunulamadığından bu yöndeki talebin yerinde görülmediği, davalının yetkilisi olduğu asıl davalı şirketin fiili marka kullanımının davacı markaları ile SMK m.7/f.2 (b)
anlamında “benzerlik” kurulabilecek bir emtia/hizmete ilişkin olmadığı, davalı tarafın; davacı
markalarının tescili kapsamına giren bir marka kullanımına rastlanmadığından marka haklarına tecavüze dair davanın reddi gerektiği gerekçesiyle asıl dosya yönünden davacının hükümsüzlüğe dair talebi yönünden davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine, davacının marka haklarına tecavüze ilişkin talebi yönünden davanın esastan reddine, birleşen dosya yönünden, davacının 2014/20290 sayılı markanın hükümsüzlüğüne dair talebi yönünden bu marka davadan önce müddet olduğundan, hukuki yarar dava şartı nedeniyle usulden reddine,
davacının dava konusu 2015/46014 sayılı markanın hükümsüzlüğüne dair talebi yönünden davasının kısmen kabulüne, davalı adına tescilli 2015/46014 sayılı markanın tescilli olduğu 24. sınıftaki "dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar" ve 40.sınıfta "terzilik hizmetleri", "deri ve kürk işleme hizmetleri", "saraçlık hizmetleri", "adi metallerin işleme hizmetleri", " değerleri metallerin işlenmesi hizmetleri" bakımından hükümsüzlüğüne, sair emtialar ve tecavüz yönünden davanın davanın reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece verilen kararın isabetli olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleşen dava, markanın hükümsüzlüğü, marka haklarına tecavüzün tespiti, önlenmesi ve durdurulması istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/4277, K. 2025/3096, 6 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama