KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/5070 E., 2025/3632 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/25 Esas, 2024/1123 Karar
- Hüküm
- Başvurunun esastan reddi
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/297 E., 2022/64 K.
Karar Metni
910 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu “... Pilavcısı” ibareli markanın müvekkilinin büyük dedesi ... tarafından kullanılmaya başlandığını, ... 'nın oğlu büyük dedesi ... , dedesi ... ve en son müvekkilinin babası ... ...'ndan miras olarak kaldığını, müvekkilinin babası tarafından 25 yılı aşkın bir süre Trabzon'da işletilen “Tarihi ...
Pilav Restoranı” isimli işyerinde de kullanıldığını ve tanındığını, markanın yaklaşık 200 yılı aşkın bir süredir müvekkilinin kardeşleri, babası, amcaları ve dedeleri tarafından kullanıldığını, müvekkilinin Trabzon'daki babasından ve dedelerinden kalan “...
Pilav” markasını İstanbul'a taşıyıp Beyoğlu İlçesinde işletmeye başladığını ve işletmede yaklaşık 7 yıldır bu markayı duyurarak marka değerini arttırdığını, miras hukuku, eskiye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğine dayanan müvekkilinin Kadıköy’de aynı isimle bir işletme açtığını, davalıların müvekkili hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, davalıların müvekkilinin amca çocukları olup marka tescillerini de kötüniyetli olarak yaptıklarını, davacının miras hakkından kaynaklanan marka hakkı bulunduğunu ileri sürerek 2011/22051 sayılı “Tarihi ...
Pilavı 1856” markasında davacının ortak hak sahibi olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ...'nun "... PİLAVI" adlı işletmesini 2000 yılında açtığını ve "... PİLAVI" ismini ilk olarak 28.08.2003 tarihinde tescil ettirdiğini, daha sonra 18.03.2011 tarihinde "TARİHİ ... PİLAVI 1856" markasını ve son olarak 16.05.2014 tarihinde de "TARİHİ ...
PİLAVI" markasını tescil ettirdiğini, müvekkillerinin 18 yıldır bu markayı kullanmakta olup markanın 15 yıldır kesintisiz olarak tescille korunduğunu, tüm aile fertlerinin bilgisi dahilinde olan bu duruma şimdiye kadar hiçbirinin itirazının olmadığını ve müvekkilinin atıl kalan pilavcılık işine tek başına başladığını, sonrasında "...
PİLAVI" markasını meşhur ederek tanınır ... getirmiş olduğunu, marka üzerinde gerçek hak sahibinin müvekkilleri olduğunu, davacının babasının miras hakkına dayanarak söz konusu markada hak sahibi olduğunu iddia ettiğini, müvekkilin kardeşi muris Baba ... ...'nun sağlığında dahi söz konusu markalar üzerinde hak iddia etmediğini, pilavcılık yapmadığını ve markaların müvekkiline ait olduğunu kabul ettiğini, hatta kardeşinin işletmesinin bulunduğu mülkü kardeşine bizzat kiraya verdiğini, davacının 15 yıl sonra söz konusu markalar üzerinde hak iddiasının zamanaşımına uğradığını,
bugüne kadar duruma itirazı olmadığı gibi hiçbir marka üzerinde hak iddia etmediğini ve markanın ülke çapında tanınır ... gelmesinden sonra 2011 yılına kadar da pilavcılıkla ilgileri kalmadığını, davalının "... PİLAVI" markası üzerinde mirastan ... hiç bir hakkının olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, davacının babasının dedesi ve davalı ...'nun dedesi, diğer davalıların büyük dedesi olan ... ... tarafından pilavcılık faaliyetinde kullanılmaya başlanılan "...
PİLAV" markasının bir süre aile işletmesinde kullanıldığı, daha sonra bu işyerinin 1990'lı yılların başında kapatıldığı, davacının babası ... ... ile diğer amcası Atıf ...'nun aileleriyle birlikte İstanbul'a gelerek çeşitli işlerde çalıştıkları, davalı ...'nun 2000 yılında oğulları olan diğer davalılarla birlikte Tranbzon'da yeniden pilavcılık faaliyetine başladığı ve "TARİHİ ...
PİLAVI" markasını ilk olarak 2003 yılında tescil ettirdiği, o tarihten bu yana işletmesinde kullandığı, diğer markaların da daha sonraki tarihlerde davalılar adına tescil edildiği, marka hakkının miras yoluyla marka sahibinin mirasçılarına intikal edebileceği, ancak davalının 2000 yılından bu yana davalıların marka kullanımına bir itirazda bulunmadığı, davaya konu "...
PİLAVI" markasının aile işletmesinin kapatılmasından sonra yaklaşık 10 yıl gibi uzun bir süre kimse tarafından kullanılmayıp boşta kaldığı, davacının murisinin marka üzerindeki tescilsiz kullanımdan ... hakkının sona erdiği, davacının ve kardeşinin davalı ...'ndan izin alarak Beyoğlu'nda markayı kullanmaya başladıkları, bu tarihten önce davacının veya babası ... ...'nun markayı kullanmadıkları, bu nedenlerle davacının tescilsiz kullanım nedeniyle veya mirasçı sıfatıyla bu marka üzerinde hiç bir hakkının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davaya konu olan "...
PİLAVI" markasının aile işletmesinin kapatılmasından sonra yaklaşık 10 yıl gibi uzun bir süre kimse tarafından kullanılmayıp boşta kaldığı, davacının murisinin marka üzerindeki tescilsiz kullanımdan ... hakkının sona erdiği, davacının ve kardeşinin davalı ...'ndan izin alarak Beyoğlu'nda markayı kullanmaya başladıkları, bu tarihten önce davacının veya babası ... ...'nun markayı kullanmadığı, bu nedenlerle davacının tescilsiz kullanım nedeniyle veya mirasçı sıfatıyla bu marka üzerinde hiç bir hakkının bulunmadığı, davalı ...'nun 2000 yılında "TARİHİ ...
PİLAVI PİLAVI" markasını kullanmaya başladığı, 2003 yılında da marka olarak tescil ettirerek bugüne kadar işletmesinde kullandığı, diğer markaların da daha sonraki tarihlerde davalılar adına tescil edildikleri, davacının 2000 yılından bu yana davalıların marka kullanımına bir itirazda bulunmadığı, davacının tescilsiz kullanım nedeniyle veya mirasçı sıfatıyla bu marka üzerinde bir hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka üzerinde hak sahipliğinin tespiti istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/5070, K. 2025/3632, 22 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama