KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/5333 E., 2025/3463 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/672 Esas, 2024/812 Karar
- Hüküm
- Davanın kısmen kabulü
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/202 E., 2023/751 K.
Karar Metni
909 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı ...'in, diğer davalı şirketin ortağı olduğunu, davacıların da şirketin ortağı olup, davacı ... ve davalı ...'in müşterek şirket yetkilisi bulunduklarını, davalı ...'in şirketin hesabından muhtelif tarihlerde kendi hesabına yaklaşık 65.000,00 TL para aktarımının tespit edildiğini, gayri faal durumdaki şirketin, ticaret sicil müdürlüğü nezdindeki üyeliğinin askıda bulunduğunu ileri sürerek davalı şahsın şirket hesabından kendi şahsi hesabına haksız surette aktardığı paranın yasal faizi ile şirket hesabına iadesine, davalı şirketin haklı nedenle feshi ve tasfiyesine, tasfiye paylarının davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın haksız ve dayanaksız olduğunu, sermaye koyma yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacıların aksine davalının sermaye yükümlülüğünü yerine getirdiğini, şirket hesabına ilk paranın müvekkili tarafından yatırıldığını, internet şifresi alındığını, tüm bu işlemlerin müşterek imza ile yapıldığını, alınan internet şifresinin davacı ... tarafından müvekkiline verildiğini, müvekkilinin de şirketin tasfiyesini istediğini, ancak diğer ortaklar yükümlülüklerini yerine getirmediği için toplantı ve işlem yapılamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı şirketin ekonomik faaliyetlerini gerçekleştiremediği, ortaklar arasındaki iletişimin tamamen koptuğunun ve ortaklık ilişkisinin fiilen sona erdiğinin anlaşıldığı, alınan bilirkişi raporları ile davalı şirket ortağı ...'in eylemleri ile şirkete zarar verdiğinin tespit edilemediği, davacıların zarar eylemini ve zarar miktarını ispatlayamadığı, davacıların tazminat ve sair taleplerinin sabit olmadığı, şirketin feshi değerlendirmelerinde dikkate alınan en önemli menfaat unsuru olan işleyen çarkların bozulmaması, şirket faaliyetlerinin sona erdirilmemesi hususunun somut olayda gayri faal durumda bulunan davalı şirket bakımından zaten söz konusu olmaması sebebiyle şirketin feshinin
sebep olacağı ekonomik bir yıkımın da bulunmadığı, ortaklar arasında süregelen anlaşmazlıklar sebebiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 636/3 hükmü uyarınca şirketin feshi şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davacıların tazminat ve sair taleplerinin reddine, davacıların fesih ve tasfiye taleplerinin kabulü ile davalı şirketin TTK'nın 636/3 hükmü gereğince fesih ve tasfiyesine, davalı şirketin tasfiye işlemlerini başlatıp sonuçlandırmak üzere davalı şirkete tasfiye memuru atanmasına, tasfiye memuru ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davacılar ve davalı ... vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı şirketin uzun yıllar ciddi ticari bir faaliyetinin bulunmadığı, ortaklar arasında süregelen anlaşmazlıklar sebebiyle ... ilişkisinin zedelendiği gerekçesiyle mahkemece TTK'nın 636/3 hükmü uyarınca şirketin feshi şartlarının oluştuğuna karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği, TTK'nın 536. maddesine göre mahkemece takdir edilen tasfiye ücretinin ise şirkete ait bir borç olduğu,
tasfiye sürecinde değerlendirilip, sonuca bağlanarak şirket mal varlığından tasfiye süreci içerisinde tahsilinin gerektiği, bu nedenle gerekçeli kararın yargılama giderine ilişkin hüküm fıkrasında tasfiye memuru ücreti ve tasfiye işlemleri avansının davalı şirketten tahsil edileceği belirtilmeksizin birden fazla davalı bulunduğu halde tereddüte yol açacak şekilde "davalıdan tahsiline" karar verilmesinin isabetli olmadığı,
diğer yandan TTK'nın 643. maddesi atfıyla uygulanan aynı Kanun'un 543. maddesine göre, henüz tasfiye kararı kesinleşip, tasfiye aşamasına geçilmeden, tasfiyeyle birlikte belirlenip istenebilecek olan tasfiye payının bu aşamada istenemeyeceği bu talep yönünden açılan davanın, erken açılan dava niteliğinde olduğu, mahkemece sair talep olarak adlandırılan tasfiye payına yönelik talebin davacıların hukuki yarari bulunmadığından dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken talep hakkında esastan ret kararı verilmiş olmasının hatalı olduğu,
TTK'nın 644. maddesinin atfıyla limited şirketlerde de uygulanan TTK'nın 553. maddesinde gösterilen yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin davada, zarar doğurucu işlem ya da eylemin yöneticinin kusurundan kaynaklandığını ispat yükünün davacıda olduğu, davacının, davalı müdürün kusurlu eylemleri ile zararın doğurduğunu ispat etmekle, davalının ise gereken özeni gösterdiğini ispat etmekle yükümlü bulunduğu, somut olayda davalı müdür hakkında İstanbul 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/86 E. ve 2019/99 K. sayılı dosyasından verilen beraat kararının istinaf incelemesi sonucu uzlaşma yoluna gidilmediği için kaldırıldığı,
yeniden yapılan yargılama sonunda tarafların uzlaşmaya başvurmaları ile dava dosyasının kapatıldığı, ticari kayıtlarda yapılan inceleme ile davalı ...'in kusuru ile davalı şirkete zarar verdiğinin ispatlanmadığı gerekçesiyle davacılar ve davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davacıların tazminat talebinin reddine, tasfiye payına yönelik talebinin dava şartı yokluğundan usulden reddine, davacıların fesih ve tasfiye taleplerinin kabulü ile davalı şirketin TTK'nın 636/3 hükmü gereğince fesih ve tasfiyesine,
davalı şirketin tasfiye işlemlerini başlatıp sonuçlandırmak üzere davalı şirkete tasfiye memuru atanmasına, tasfiye memuruna ücretinin karar kesinleştiğinde davalı şirket tarafından karşılanmasına karar verilmiş, karar, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, şirketin fesih ve tasfiyesi ile yöneticinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/5333, K. 2025/3463, 20 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama