KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/553 E., 2024/8402 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1354 Esas, 2023/1295 Karar
- Hüküm
- Davanın reddi
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/40 E., 2021/73 K.
Karar Metni
904 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 2018/80572 nolu "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince adına tescilli 2015/16247, 2012/104880, 2001/280553, 99/022757 sayılı "EVLİYA" ibareli markalara dayalı olarak bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkiline ait markalar arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik olduğunu, markalar arasında ilişkilendirilme dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, söz konusu markalarda, aynı harflerin aynı sıralama ile kullanılmaları nedeniyle markaların okunuşları ve kulakta bıraktıkları izin aynı olduğunu,
markalar arasında mal ve hizmet yönünden de ayniyet bulunduğunu, davalıya ait markanın müvekkilinin seri markalarının devamı olarak algılanacağını, müvekkilinin "evliya" markasının tanınmış marka olduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası çerçevesinde bu markaya daha geniş bir koruma sağlandığını, müvekkilinin ticaret unvanının esas unsurunun "evliya" ibaresi olması sebebi ile de 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin altıncı fıkrası uyarınca başvurunun reddinin gerektiğini, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek,
Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) 2019-M-11591 sayılı kararının iptaline, tescil edilmesi halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesi, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, taraf markalarının iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, davacı markalarının esas unsurunu oluşturan "EVLİYA" ibaresinin "Ermiş" anlamına geldiği ve bu anlamın davaya konu mal ve hizmetlerin hitap ettiği ortalama tüketici nezdinde bilinen bir kavrama çağrışım yaptığı, dava konusu markada yer alan "..." ibaresinin ise TDK'de bilinen bir anlamının bulunmadığı, arama motorunda yapılan araştırmada ise bu ibarenin "1-Güzel kokan çiçek, 2-Güzel bayan 3-Çekici insan." gibi anlamlarının bulunduğu,
ancak davaya konu mal ve hizmetlerin hitap ettiği ortalama tüketici kesiminin "..." ibaresinin yukarıda belirtilen anlamsal karşılıklarının bulunduğunu bilme ihtimalinin düşük olduğu, dolayısıyla ortalama tüketici kesiminin çoğunun bu ibareyi anlamsız bir kelime olarak algılayacağı, her halükarda karşılaştırılan "EVLİYA" ve "..." ibarelerinin kavramsal olarak birbirlerinden farklı olduğu, kavramsal farklılığın kelimeleri oluşturan ses ve harf benzerliklerini bertaraf edecek nitelikte bulunduğu, kaldı ki dava konusu markanın salt "..." ibaresinden oluşmadığı,
bu ibarenin üstünde bulanan ve görsel olarak markaya ayırt edici etkisi yadsınamaz nitelikte şekil unsurunun da olduğu, ortalama tüketicinin markayı bir bütün olarak algıladığı, dolayısıyla görsel olarak davalı markasında yer alan "..." ibaresinin yanı sıra şekil unsurunun da söz konusu tüketici nezdinde markasal ayırt edici etkisinin bulunduğu, bu şekil unsurunun görsel olarak dava konusu markayı davacı markalarından ciddi suretle farklılaştırdığı, dolayısıyla somut olayda SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının oluşmadığı,
davalı Şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasının yerinde bulunmadığı, davacı markasının Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaştığının ispat edilemediği, davacının ticaret unvanındaki "evliya" ibaresi bakımından da dava konusu marka ile benzerlik bulunmayacağı, bu durumda davacının ticaret unvanından kaynaklı olarak dava konusu marka bakımından bir tescil engelinin varlığından söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği,
buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "EVLİYA" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı Kanun'un 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, gerçekten de anlamsal olarak markaların benzer olmadığı, yine dava konusu başvuruda yer verilen şekil unsuru da gözetildiğinde, markaların görsel yönden de farklı bulunduğu,
buna göre markaların bıraktıkları genel izlenimin farklı olduğu ve markaların karıştırılmayacağı, dosya kapsamındaki delillerle davacı markalarının tanınmış olduklarının ispat edilemediği, yukarıda açıklanan nedenlerle işaretler arasında benzerlik olmadığından davacının ticaret unvanına dayalı iddiasının da yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/553, K. 2024/8402, 27 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama