KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/562 E., 2024/8684 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1783 Esas, 2023/1894 Karar
- Dava tarihi
- 19.09.2019
- Hüküm
- Davanın reddi
- İlk derece mahkemesi
- Kars 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla
- Sayısı
- 2019/197 E., 2021/155 K.
Karar Metni
1.001 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... tarafından müvekkili aleyhine 24.04.2014 tarihinde 1.016.000,00 TL bedelli senede dayalı olarak Kars 1. İcra Müdürlüğünün 2014/3332 E. sayılı takip dosyası ile takip başlatıldığını, senette müvekkilinin ... A.Ş.'nin kefili olarak gözüktüğünü, müvekkili ..., davalı ... ve ...'ın ...
A.Ş.'nin ortaklarından olduklarını, ...'ın hem şirketin ortağı hemde müvekkilinin yeğeni olduğunu, icra dosyasının borçlusu olan ...'ın oğlu olduğunu, ... ile oğlu ...'ın müvekkilinin hisselerini ele geçirebilmek için şirketi zarara uğrattıklarını, müvekkilinin davalı ...'a herhangi bir borcu bulunmadığını, davalı ...'ın bedelsiz senet ile hak elde etmeye çalıştığını, söz konusu senet ile herhangi bir mal ve hizmetin tedarik edilmediğini, şirkette bulunan ve teminat olarak kullanılan senedi kullanarak usulsüz yoldan gelir elde etmeye çalıştığını, müvekkilinin parkinson hastası olduğunu,
hastalığı nedeniyle senede imza atmasının mümkün olmadığını, takibe konu 24.05.2012 tarihinde tanzim edilen ve 24.06.2012 ödeme tarihli senedi 2000 ve 2001 yıllarında Tarmak isimli firmaya teminat olarak boş düzenlenen senet olduğunu, Tarmak firmasının başka bir teminat istemesi nedeniyle dava konusu senedi şirkete iade ettiğini, şirkte iade edilen senedin şirket ortaklarından ... ve oğlu ... tarafından doldurularak bedelsiz senedi icraya koyduklarını, davanın kabulünü, borçlu olmadıklarının tepsiti ile Kars 1. İcra Müdürlüğünün 2004/3332 İcra E. sayılı takibin müvekkil yönünden iptali ile müvekkil yönünden takibin durdurulmasını,
davalının haksız ve kötü niyetli olarak takip yapması nedeniyle %20 oranında icra tazminatına hükmedilmesini ve davalıdan tahsilini, yargılama gideri ve ücreti vekâleten davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) 5/A maddesi gereğince ticari davalarda öncelikle arabuluculuk başvurusunun yapılması gerektiği ancak davacı tarafın arabuluculuğa başvurmadığından davanın reddinin gerektiğini, dava ile ilgili karşı tarafça Kars İcra Hukuk Mahkemesinde (2018/95 E., 2019/196 K.) borca ve imzaya itiraz içeriğiyle açmış olduğu davanın reddine karar verildiğini, kararın istinaf incelemesinde olduğundan halen kesinleşmediğini, davanın dayanağı bononun, davacı tarafça düzenlenerek müvekkiline verildiğini,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 200 üncü maddesi gereğince davacı tarafın bu senede ilişkin iddiasını senetle ispat zorunluluğu bulunduğunu, dava dilekçesi ve belirtmiş olduğu bu eklerde bu senedi ödediğine ilişkin herhangi bir senet sunmadıklarından tanık dinlenmesine muvafakatlerinin bulunmadığını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 201 inci maddesi gereğince de düzenlenen tanıkla ispat yasağı gereğince iddialarını senetle ispat etmek zorunda olduklarını,
davacının şirket hisselerini müvekkiline devredeceğine dair 24.05.2012 tarihli sözleşme ile kabul ettiğini ancak bu sözleşmedeki yükümlülüklerini halen yerine getirmediğini, açıklanan nedenlerle arabuluculuk şartı yerine getirilmediğinden dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddini, Kars İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/95 E., 2019/196 K, sayılı dosyası ile aynı iddiların görülmekte olduğu derdestlik itirazları nedeniyle davanın reddini, hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile kötü niyetli açılan işbu dava nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini,
yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, bono tek başına 6100 sayılı HMK'nın 199 uncu maddesi bağlamında bir senet olup, aynı Yasa'nın 200 üncü maddesine göre davacı taraf borçlu olmadığını, aynı kuvvette bir senet ile ispatlamak zorunda olduğu, davacı taraf dava dilekçesinde ve delil sunma aşamalarında bu senetle aynı kuvvette bir senede dayanmadığı gibi borçlu olmadığına dair bir senet de ibraz edemediği, bu sebeple takdiri delil mahiyetindeki ticari defter ve kayıtlar ile vergi kayıtları mahkememizce HMK 200 üncü maddesi nedeniyle dikkate alınamadığı,
ispat yükü altında olan davacının takibe konu senetin malen kaydını taşımasına rağmen teminat senedi olarak verildiğini yazılı belgeyle ispatlayamadığı, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, dava değeri itibariyle de karşı tarafın muvafakati olmaksızın tanık dinlemenin mümkün olmaması ile İcra Hukuk Mahkemesine yapılan başvuru üzerine İcra Hukuk Mahkemesince verilen red kararı da göz önüne alındığında davacı tarafın 19.09.2019 havale tarihli dava dilekçesinde yemin deliline açıkça dayanmamış olduğu da gözetilerek açmış olduğu menfi tespit istemine ilişkin davayı ispatlayamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine.
19.09.2019 tarihinde açılan menfi tespit davasına ilişkin dava dilekçesinde dava değeri 1.287,028,44 TL olarak gösterilmiş ve bu rakam davaya dayanak Kars 1. İcra Müdürlüğünün 2014/3332 E. sayılı dosyasındaki takip çıkışı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile nispi vekâlet ücreti verilmesine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, menfi tespit davasına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
6102 sayılı Kanun'un 702 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerlidir.
Bu durumda avalistin senedin teminat olarak verildiğine dair şahsi def'iye somut olayda dikkate alındığında, dayanamayacak olduğu gibi senedin 2000 ve 2001 yıllarında verildiğine ilişkin bu tarihler dikkate alındığında, davacının kendi beyanı ile 2002 yılından itibaren Alzahmeir hastası, 2004 yılından itibaren ise Parkinson hastası olduğunun ifade edilmesi karşısında.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/562, K. 2024/8684, 4 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama