KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/602 E., 2024/8914 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Aralık 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1155 Esas, 2023/1741 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/533 E., 2021/126 K.
Karar Metni
835 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde;dava dışı ... Mermer Madencilik İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.'de %4,41 oranında pay sahibi olduğunu, davalının ise ... Madencilik Şirketi paylarının %87,67'sine, dava dışı ...
Madencilik İnşaat ve Sanayi Ticaret A.Ş. paylarının ise ise %99,98'ine sahip olduğunu, her iki şirketin hakim ortağı olan davalının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 195 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hakim teşebbüs konumunda olduğunu, bu iki şirket ile davalının şirketler topluluğu oluşturduğunu, davalının ...
Şirketi genel kurul toplantılarında kâr payı dağıtılmaması yönünde kararlar alarak, şirket kârını davacının ortağı olmadığı ve şirketler topluluğunun diğer üyesi olan ... Şirketi'ne aktardığını, ...
Şirketi genel kurullarında alınan kâr payı dağıtılmamasına ilişkin kararların iptali, ayrıca davacıya kâr payı ödenmesi talepleri ile açılan davaların derdest olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 202 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü uyarınca, hakim teşebbüsün hakimiyetini bağlı şirketlerin zararına kullanamayacağını, en geç ilgili faaliyet yılı sonuna kadar bağlı şirkete zarara denk gelen denkleştirme hakkı tanınmaması halinde, aynı maddenin (b) bendi uyarınca, bağlı şirket pay sahibinin hakim teşebbüse bağlı şirket zararının tazmini istemi ile dava açabileceğini, mahkemece hakkaniyet gerektiriyorsa tazminat yerinde,
pay sahibini paylarının hakim teşebbüs tarafından satın alınabileceğini ileri sürerek, davalının ... Şirketi'nin kârını ... Şirketi'ne aktarmak suretiyle ... Şirketi'ni doğrudan davacıyı ise dolaylı olarak uğrattığı zararın şimdilik 50.000,00 TL'sinin tazminine, bunun kabul edilmemesi halinde davacı paylarının davalı tarafından satın alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; somut olayda davalı ile dava dışı şirketler arasında hakim-bağlı şirket ilişkisi bulunmadığı gibi, davalının bir şirketler topluluğunun hakim teşebbüs konumunda da olmadığını, davalının yalnızca ... ve ...
Şirketlerinin çoğunluk pay sahibi olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 195 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hakim-bağlı şirket ilişkisinin ancak ticaret şirketleri arasında olabileceğini, buna istisna getiren 6102 sayılı Kanun'un 195 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca ve Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 105 inci maddesi uyarınca bir gerçek kişinin hakim teşebbüs olması halinde şirketler topluluğunun oluşması için hakim teşebbüse bağlı en az üç şirket bulunması gerektiğini, bu nedenle davalının hakim teşebbüs olmadığını, ortada hakim teşebbüsün sorumluluğuna gidilmesini saplayacak bir şirketler topluluğu da bulunmadığını,
öte yandan davacının ... Şirketi'nin zarara uğratıldığı yönünde iddiaların da gerçeği yansıtmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 202 nci maddesi koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, 6102 sayılı Kanun'un 195 inci maddesinin birinci ve beşinci fıkrası ile Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 105 inci maddesini uyarınca, dava dışı iki şirketin bir şirketler topluluğu oluşturmadığı, zira davalıya bağlı üç şirket bulunmadığı, davacı iddialarından dava dışı ...
Mermer Madencilik İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin hakim şirket olup olmadığı anlaşılamamakla birlikte, davanın bu şirkete yöneltilmemesi, her iki şirketin pay sahibi olan davalı ...'ya yöneltilmiş olması nedeniyle, davalının hakim teşebbüs olduğunun kabul edilmesi halinde dahi, bir topluluktan ve davalının bir teşebbüs olarak topluluğun hakimi olduğundan söz edebilmek için en az üç bağlı şirketin bulunması gerektiği, davada şirketler topluluğu hükümlerinin uygulanamayacağı ve davacının 6102 sayılı Kanun'un 202 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca tazminat talep edemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş,
hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı ile dava dışı ... ve ... Şirketlerinin şirketler topluluğu oluşturmadığı gibi, davalının hakim teşebbüs konumunda da olmadığı, bu nedenle davacının, 6102 sayılı Kanun'un 195 inci maddesinin beşinci fıkrası atfı ile 202 nci maddesinin birinci fıkrasına dayalı tazminat veya pay satışı talep hakkı da bulunmadığı, mahkemece bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmeyerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, TTK'nın 202/1-b maddesi uyarınca şirketler topluluğunda bağlı şirket pay sahibinin, hakim şirketten, hakimiyetini bağlı şirketi kayba uğratacak şekilde kullandığı iddiası ile bağlı şirketin uğradığı zararın tazmini talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 195 ve 202 nci maddeleri.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/602, K. 2024/8914, 11 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama