KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/6343 E., 2025/5601 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1414 Esas, 2024/1369 Karar
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/304 E., 2024/300 K.
Karar Metni
732 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 23.09.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2010-2019 yıllarında davalı şirkete ait hazır beton tesislerinde taşıma ve pompa taşeronluğu hizmeti verdiğini, 2016 yılından itibaren araçlı müteahhitlik ve hibrit modeline geçileceğini ve ilk uygulamanın müvekkilinin faaliyet gösterdiği davalıya ait 4 adet hazır beton tesisinde başlanacağının belirtildiğini, müvekkilinden yeni iş modeline uygun araçların hazır edilmesinin istendiğini, müvekkilinin davalıdan 6.000.000,00 TL avans talep ettiğini, 22.07.2016 tarihli protokol ile davalının avans vermeyi kabul ettiğini, davalının verdiği avansa vade farkı adı altında faiz işlettiğini,
müvekkilinin 3 yıllık sürede borcunu ödediği gibi 1.574.950,00 TL'de vade farkı ödemesi yaptığını, davalı şirket tarafından müvekkiline avans ödemesi adı altında kredi kullandırıldığını ve bu kredi karşılığında da müvekkili şirketten vade farkı adı altında faiz tahsil ettiğini, faiz karşılığında kredi kullandırma işinin devlete ait olan bir imtiyaz olduğunu ileri sürerek 22.07.2016 tarihli protokolde yer alan faiz uygulamasına dair hükmün kanunun emredici hükümlerine aykırı olması sebebiyle kesin hükümsüz olduğunun tespitine,
müvekkili şirket tarafından davalıya ödenen 1.574.953,00 TL vade farkı bedelinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek en yüksek oranda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 20.08.2021 tarihli dilekçesi ile dava değerini 1.824.427,00 TL'ye çıkarmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki ticari ilişkinin devamı süresince karşılıklı edimlerin yerine getirildiğini, davacıdan teminat alınmadan avans ödemesi yapıldığını, sonrasında davaya konu protokolün imzalandığını, bu protokol ile firmaya ticari ilişki çerçevesinde ödenen avansın geri ödeme takvimi ve uygulanacak faizin kararlaştırılarak ticari riskin teminatlandırıldığını, bu çerçevede firma sahibinden, araç rehni ve gayrimenkul ipoteği alındığını, 22.07.2016 tarihli protokolde müvekkilinin çok daha önce verdiği avans ödemesini 36 taksitte üç bankadan alınmış faiz ortalaması çerçevesinde alma hususunda davacı ile anlaştıklarını, protokolde haksız şartların bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen 22.07.2016 tarihli protokolün 1. maddesi uyarınca davalı tarafından davacıya 6.000.000,00 TL
avans verildiği, 3. maddesi uyarınca avansın 2016 yılının Eylül ayından itibaren hakedişlerden kesilmek suretiyle kararlaştırılan vade farkı ile 36 taksitte geri ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davacının davalı tarafından düzenlenen üç bankanın faiz oranları ortalamasına göre hesaplanan vade farkı faturaları karşılığında toplam 1.574.954,62 TL vade farkı ödediği, sözleşme içeriklerine göre tarafların karz hukuki ilişkisine
dayanarak sözleşme imzaladıklarının kabulü gerektiği, taraflar arasında kararlaştırılan
yıllık faiz oranının fahiş olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin,
karz sözleşmesi niteliğinde olup taraflarını bağlayacağı gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 22.07.2016 tarihli protokolde kesin hükümsüzlük şartlarının mevcut olmadığı, kanunlara veya kamu düzenine aykırılık bulunmadığı, ileride vereceği hizmetlere karşılık davalı tarafından davacıya avans verildiği, davacının hakedişlerinden borç aslının vade farkı ile kesildiği, dolayısıyla ileride elde edilecek olan hakedişlerin vadesi gelmeden davacıya avans olarak ödenmiş olduğu, 36 ay süre ile düzenlenen vade farkı faturalarının davacı tarafından tebliğ alınarak ticari defterlerine kaydedildiği, üç yıllık süre boyunca itirazda bulunmadığı,
tarafların belirlenen oranlarda mutabık kaldığının anlaşıldığı gerekçesiyle yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tahsil edilen vade farkı tutarının davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/6343, K. 2025/5601, 23 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama