KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/6671 E., 2025/4075 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1300 E., 2024/1538 K.
- Hüküm
- Esastan ret
Karar Metni
891 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." adıyla halk arasında ve sektörde tanındığını, müvekkilinin 2010/..., 2017/.... ve 2017/... tescil numaralı “...” ibareli markaların sahibi olduğunu, bu markalar mesnet gösterilerek davalı gerçek kişinin 2020/... başvuru numaralı ve “....” ibareli markası için yapılan itirazın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu markanın hiçbir ayırt edici, baskın unsuru olmadığını, başvurunun 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 5 ve 6. maddelerince reddedilmesi gerektiğini,
davalı gerçek kişinin müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız avantaj sağlayacağını, seri marka imajı elde edeceğini, başvuru markasının müvekkili markası kapsamında yer alan mal/hizmetlerle aynı, bağlantılı ürünler için tescilinin talep edildiğini, başvurunun kötüniyetli yapıldığını ileri sürerek YİDK'nın 2021-M-2272 sayılı kararının iptaline, 2020/.... başvuru numaralı “.....” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde, "..."nın, minikliği ile ünlü bir köpek cinsinin ismi olduğunu, müvekkili markasının bu köpek cinsinin isminden türetildiğini, müvekkili markası ile karşılaşacak tüketicilerin hem görsel hem de işitsel olarak önce markanın ".." kısmını algılayacağını, davalı Kurum nezdinde tescilli 23 adet ".." ve 65 tane de ".." ibareli markanın bulunduğunu, "..." ibaresinin sektörde çok sık kullanıldığını, ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, bu kelimenin Batı Afrika'da bir ağaç türünün ve bu ağacı temsil eden dünyaca ünlü logonun adı olduğunu, "..." ibaresinin, Batı Afrika ülkesi olan ....'daki bir toplum ile bu toplumun dilline de karşılık geldiğini, davacının "...." ibareli markaların tanınmışlığına yönelik delil sunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu markanın salt kelime markası olduğu, itiraza mesnet 2010/... ve 2017/... sayılı markaların "..." kelimesiyle, 2017/...sayılı markanın "..." kelimesi ve şekil unsurundan oluştukları, dava konusu markanın esas unsurunun bir bütün halinde "...." ibaresi, davacıya ait markaların esas unsurunun ise "..." ibaresi olduğu, taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; aralarında iltibas tehlikesi oluşturacak derecede görsel, işitsel veya kavramsal benzerlik bulunmadığı,
ortalama tüketici kesiminin davaya konu markayı "..." olarak değil, "..." olarak algılayacağı, bu nedenle dava konusu markada yer alan "..." ibaresinin, markanın bütününden ayrı otonom bir niteliğinin bulunmadığı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında salt "..." hecelerinin müşterek olarak bulunmasından kaynaklı olarak markalar arasında iltibas tehlikesi doğuracak derecede bir benzerlikten söz edilemeyeceği, dava konusu "..." markası ile karşılaşan ortalama tüketici kesiminin, markanın ilk hecesini oluşturan "..-" hecesine, "-..." hecesine göre daha çok dikkat edeceği,
dolayısıyla dava konusu marka ile davacıya ait markaların başlangıç hecelerinin birbirlerinden farklı olması nedeniyle, markaların genel görünümleri itibari ile birbirlerinden yeter düzeyde farklılaştığı, işitsel olarak markaların ilk hecelerinin farklı olması nedeniyle iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olduklarının söylenemeyeceği, davaya konu emtiaların hitap ettiği halk kesiminin, oldukça spesifik bilgi kapasitesini haiz olduğunun kendilerinden beklenemeyeceği, dolayısıyla bu tüketici kesiminin gerek dava konusu markayı, gerekse davacıya ait markaları anlamı bilinmeyen kelimeler olarak algılayacakları,
dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında kavramsal düzeyde bir benzerlik bulunduğunun da söylenemeyeceği, tüketicilerin bu markayı davacıya ait markalardan farklı bir marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında SMK'nın 5/1-ç hükmü uyarınca iltibas ve SMK'nın 6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı davacı tarafın itiraza mesnet gösterdiği markaların dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgelere göre tanınmışlık mertebesine ulaştığının ispatlanamadığı,
ayrıca dava konusu marka başvurusu ile itiraza mesnet markaların bütününe hakim olan görünümlerinin benzer olmadığı tespit edildiğinden SMK'nın 6/5 hükmü koşulunun somut olayda oluşmadığı, kötüniyet iddiasının da yerinde görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 hükmü anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, dava konusu başvuruyu oluşturan işaretin sonunda davacının itiraza mesnet markası yer almakta ise de, başvuruyu oluşturan ibarenin "..." ibaresinden türetilmediği, ibarenin bir bütün olarak algılandığı, başvuruda "-..." ibaresinin markanın genel kompozisyonda boyut, yazı karakteri ve renk itibariyle öne çıkartılacak şekilde de yazılmadığı,
markaları oluşturan ibarelerin ilk ve başlangıç kısımlarının sonraki kısımlarına göre tüketicilerin bütüncül intibalarının oluşumuna daha baskın nitelikte olduğu göz önüne alındığında, dava konusu başvuruda "chi-" ibaresinin daha fazla öne çıktığı, taraf markaları arasındaki farklılığın hemen ve ilk bakışta algılandığı, davacının itiraza mesnet markalarının tanınmışlığının ispatlanamadığı, taraf markaları benzer bulunmadığından tanınmışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin de bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/6671, K. 2025/4075, 5 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama