KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/762 E., 2024/8803 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/530 Esas, 2023/1568 Karar
- Hüküm
- Kabul-ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/601 E., 2019/295 K.
Karar Metni
842 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; asıl davada mal satışına ilişkin müvekkilinin dolar cinsinden fatura düzenlediğini, 326.519,64 USD bakiye borcun takip tarihi olan 01.06.2017 tarihi itibariyle karşılığı olan 1.155.095,88 TL'nin tahsili amacıyla Ankara 13. İcra Müdürlüğünün 2017/11152 E. sayılı dosyası ile başlatılan takibe davalı itirazının haksız olduğunu, takibe, bakiye alacak konu edilecek iken çek bedellerinin tamamının da konu edildiğini, davalı, kısmi itirazda bulunacak iken borcun ve ferilerinin tamamına itiraz ettiğini belirterek davalının 1.155.095,88 TL'ye yapmış olduğu itirazın iptali ile davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemeye mahkum edilmesini istemiştir.
2.Davalı-karşı davada davacı vekili; davacının kendi kusurundan kaynaklanan müvekkili şirket nezdinde meydana gelen zararların fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL'nin temerrüd tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte karşı taraftan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; asıl davada sipariş verilen boruların davacı firma fabrikasında özel sacların kesilmesi ile imal edilen ve üçüncü kişilerce alınmayacak borular olduğunu, davacıya söz konusu alım satımdan dolayı herhangi bir borcunun kalmadığını belirterek asıl davanın reddine, %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesini istemiştir.
2.Davacı-karşı davada davalı vekili cevabında; müvekkilinin boruları 22 gün gecikmeli olarak tamamlayabildiğini, projenin işletmeye uygun olarak idareye teslimi ile yükümlü bulunan davalının döşenmiş hattı sözleşme şartlarına uygun şekilde 30.05.2017 tarihinde teslim ettiğini, davalının taahhüdünü zamanında yerine getirmemesi nedeniyle gecikme olduğunu, bundan müvekkilinin sorumlu olmadığını belirterek karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, keşideci tarafından çekin bankaya ibraz edildiği, söz konusu çekle ilgili ödeme yapılmadığının belirtildiği, asıl davaya ilişkin olarak davacı 4.119.264,68 TL tutarında fatura düzenlemiş, davacı kayıtlarına göre 3.570.374,74 TL ödeme yapıldığı, davalı kayıtlarında ise 4.344.798,50 TL ödeme görünüyor ise de bu farkın 25.11.2016 keşide tarihli 774.423,56 TL'lik çekten kaynaklandığı, inkar olunmayan 23.12.2016 tarihli çek iade makbuzuna göre bu çekin önce davalıya, davalı tarafından bankaya iade edildiği, bu çek bedelinin ödenmediğinin kabulü gerektiği; buna göre asıl davada davacı alacağının 548.889,74 TL olduğu;
davacının asıl davada belirlenen miktardan fazla alacağı olduğunu iddia etmiş ise de bu iddiasını sunulan delil ve belgelere göre ispat edemediği; karşı davada ise gecikme nedeniyle şirketin zarara uğradığı iddia olunmuş ise de söz konusu gecikmenin alınan bilirkişi raporuna göre makul olduğu belirlenmekle karşı davadaki talebin yerinde olmadığı gerekçeleriyle; asıl davanın kısmen kabulüne, davalının 548.889,74 TL'ye yapmış olduğu itirazın iptaline, kabul edilen miktara takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, kabul edilen miktarın %20'si oranında hesaplanan 109.777,95 TL inkâr tazminatının davalıdan alınmasına,
fazlaya ilişkin istemin reddine, karşı davanın ve davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasında düzenlenmiş sözleşmede birim fiyatın USD olarak belirlenmiş olduğu, davacının düzenlediği faturaların USD bazlı düzenlendiği ve TL karşılıklarının ticari defterlerde davalı-karşı davacı şirket cari hesabına borç kaydedilmiş olduğu, teklif tutanağında ödemenin USD veya ödeme tarihindeki USD karşılığı TL olarak ödeneceğinin kararlaştırılmış olması nedeniyle davacı alacağının USD mahiyetini koruyacağı, taraflar arasındaki ticari defterlerde son işlemin 10.04.2017 tarihindeki işlem olduğu, takip tarihinin de 30.05.2017 olduğu,
dolayısıyla takip tarihi itibarıyle alacağının 1.155.095,88 TL olduğu görülmekle bu tutar üzerinden davanın kabulü ile itirazın iptaline karar verilmesi gerektiği, karşı dava yönünden ise ilk derece mahkemesi kararında alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere 22 günlük geç teslim makul karşılanabilir sürede olduğundan karşı davanın reddi usul ve yasaya uygun olduğu, açıklanan nedenle davalının tüm istinaf itirazlarının esastan reddine;
davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilerek asıl davanın kabulüne karşı davanın reddine karar verilmiş, karar davalı karşı davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, asıl dava, itirazın iptali; karşı dava geç teslim nedeniyle zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/762, K. 2024/8803, 9 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama