KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/825 E., 2024/9047 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Aralık 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/1863 Esas, 2023/1841 Karar.
- Hüküm
- Davanın reddi
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/567 E., 2020/194 K.
Karar Metni
1.084 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili, davalı şirketçe, müvekkili şirket aleyhine İstanbul 21. İcra Müdürlüğünün 2016/29910, 2016/36682 ve 2016/36684 E. sayılı dosyaları ile İstanbul 34. İcra Müdürlüğünün 2017/430 ve 2017/452 E. sayılı dosyalarında takip başlatıldığını, müvekkilince taraflar arasındaki satım sözleşmesi ve tekstil piyasasındaki ticari teamül gereği, davalı şirketten alınacak emtia karşılığı on üç (13) adet ileri tarihli çek verilmesine rağmen, davalı şirketçe emtia teslim edilmediğini ve çeklerin karşılıksız kaldığını, çeklerin keşide tarihinde ibraz edilerek karşılıksız olarak takibe konu edildiğini,
avans niteliğindeki ileri tarihli çeklerin karşılığı olan emtia teslim edilmediğinden müvekkilinin borçlu olmadığını, bu sebeple müvekkilinin beş adet takip dosyasına ilişkin davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra takiplerinin iptaline, takiplere konu 13 adet çekin iptaline, %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, müvekkilinin yerleşim yeri itibariyle Bakırköy mahkemelerinin yetkili olduğunu, takibin ve çeklerin iptali taleplerinin yasaya aykırı olduğunu, takiplerinin 2016 ve 2017 yıllarında başlatıldığını ve davalının takiplere itirazda bulunmadığını, davacı şirket yetkilisi hakkında karşılıksız çek keşide etmek suçundan İstanbul 2. İcra Ceza Mahkemesinin 2017/159 E. sayılı dosyasında şikayette bulunulduğunu ve şirket yetkilisinin cezalandırılmasına karar verildiğini, davacı şirket yetkilisinin İstanbul 21. İcra Müdürlüğünün 2016/36684 E. sayılı dosyasında takibe konu senetteki imzayı inkar ettiğini,
İstanbul 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/1361 E. sayılı dosya ile talebin reddine karar verildiğini, müvekkili şirketçe alınan çeklere ilişkin emtianın tamamının teslim edildiğini, verilen çeklerin satış işleminin peşin yapıldığına ilişkin kanuni karineyi doğruladığını, hiçbir kanıt göstermeksizin öne sürülen taleplerin reddi gerektiğini savunarak, davanın usul ve esas yönünden reddine, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi, taraflar arasında mal alım satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğunu, mali müşavir bilirkişi vasıtası ile yapılan inceleme neticesinde taraflar arasında ki ticari ilişkinin cari hesap şeklinde kayıtlara geçirildiği, ibraz edilen irsaliyeler, faturalar ve çeklerin 2016 yılına ait olduğu, 4116833, 4116834, 7341234 nolu çeklerin davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, ancak bunlar dışında ki ibraz edilen irsaliyeler, faturalar ve çeklerin her iki şirketin yasal defterlerinde kayıtlı olduğu,
dava tarihi itibari ile davalının kendi ticari defter kayıtlarına göre davacı şirketten 305.216,13 TL cari hesap alacağı bulunduğu, davacının yasal defterlerinde davalı şirketin dava tarihi itibari ile davalı şirketten 2.027.789,92 TL cari hesap alacağı bulunduğu, davalı yasal defter ve belgelerinde 1.050.000 TL bedelli çeklerin dayanağını oluşturan faturaların ve sevk irsaliyelerinin ibraz edilmiş olduğu, davalı yasal defter ve belgelerinde kayıtlı olan bu faturaların davacı şirket yasal defter ve belgelerinde kayıtlı olmadığı,
davalı tarafından düzenlenen her fatura için sevk irsaliyesi düzenlenmiş ancak irsaliyeler üzerinde teslim alan kişiye ait isim ve imza bulunmadığı, bu hali ile tarafların ticari kayıtlarının birbirlerini doğrulamadığı görülmekle bu inceleme neticesinde kesin sonuca ulaşılamadığı,
karine olarak ödeme aracı olan çeki veren davacının malları teslim aldığı ve davacının dava konusu çekleri avans olarak verdiğini, çekler bedeli kadar malları teslim almadığını iddia eden davacının, bu iddialarını ancak yazılı delillerle ispat etmesi gerektiği, davalının, dava konusu çekler karşılığı mal teslim edildiğini savunması ispat yükünü değiştirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirmede, çek kıymetli evrak olup, sebepten mücerret bir ödeme aracı olduğu, çekin kural olarak muaccel bir borcun tasfiyesi amacıyla verildiği, çekin taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle avans olarak verildiğinin davacı tarafından kesin delillerle kanıtlanması gerektiği, tarafların beyanı ile çeklerin satım bedeli olarak verildiğinin sabit olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un (6098 sayılı Kanun) 207 inci maddesine göre satım akdi kural olarak peşin olup, alıcı ve satıcının edimlerini aynı anda ifa etmesinin asıl olduğu,
Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2014/6700-9688 E.K. sayılı 22.05.2014 tarihli ilamında da belirtildiği üzere, 6098 sayılı Kanun'un 207 maddesinin ikinci fıkrası gereğince sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı gün ifa etmekle yükümlü olduğu, mahkemece bu maddenin dikkate alınarak ispat yükünün davalıya yükletilmesinin yerinde olduğu, ödeme aracı olan ve yazılı belge niteliğindeki çeki elinde bulunduran davalının ayrıca emtiayı teslim ettiğini kanıtlamasına gerek olmadığı,
ispat yükünün 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 6 ıncı ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’un (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı maddesine göre davacıda olup, davacının miktar itibariyle borçlu olmadığının yazılı delille kanıtlaması gerektiği, davalının kapanış tasdiki bulunmayan ticari defterindeki kayıtlar ile davacının iddiasını ispatladığının kabul edilemeyeceği, bir ödeme aracı olan çekin ilerde teslim edilecek emtiaya karşılık avans olarak verildiği ve çek bedeli kadar mal teslim edilmediğini ileri süren davacı bu hususu ispat etmesi gerektiği (Yargıtay kapatılan 19. Hukuk Dairesi 21.06.2017 tarih 2016/7961 E.,
2017/5343 K.), ispat yükü kendisinde olan davacı bu yükümlülüğünü yazılı deliller veya yemin teklifi ile yerine getirmediği, İlk Derece Mahkemesinin karar ve gerekçesinin yerinde olduğu, davalının ispat yükü kendisinde olmamasına rağmen 6100 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi kapsamında emtiayı teslim ettiğini belirterek bir kısım belgeler sunması ispat yükünü üstlendiği şeklinde değerlendirilemeyeceği, bu sebeple İlk Derece Mahkemesince verilen karar ve gerekçesi isabetli olup, davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, satım sözleşmesi kapsamında avans olarak verildiği ileri sürülen çekler ve bu çeklere ilişkin yapılan takipler nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti istemiyle, İİK'nın 72. maddesi uyarınca açılmış bir menfi tespit davasıdır.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190 ıncı ve 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 207 inci maddesi.
3.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6 ıncı maddesi.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/825, K. 2024/9047, 16 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama