KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/1052 E., 2025/6038 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1739 Esas, 2024/1992 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/152 E. - 2020/145 K.
Karar Metni
768 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının “...” ibareli markaların sahibi olduğunu, bu markaları mesnet göstererek, davalı şirketin ... sayılı ve "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın davalı Kurum'un 2019-M-6758 sayılı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa,"..." ibaresinin zinde, formda, sağlıklı, vücut ölçüleri düzgün gibi anlamları olması sebebiyle gıda sektörü bakımından ayırt edici niteliği düşük bir ibare olduğu iddiasının hukuki temelden yoksun olduğunu,
dava konusu “...” markasının davacı adına tescilli "..." ibareli markalar ile iltibas oluşturabilecek düzeyde benzediğini, taraf markalarının kapsamındaki emtiaların da benzerlik içerdiğini, davalı Kurum tarafından verilen kararın daha önce "..." markası hakkında verilen emsal mahkeme kararlarına aykırı olduğunu, marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek 2019-M-6758 sayılı YİDK kararının 05/02 ve 30. sınıflarda bulunan emtialar bakımından iptaline, 2018/80764 başvuru numaralı "inovafit" ibareli markanın anılan sınıflar yönünden iptaline ve tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Diğer davalı Şirket, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markaları kapsamındaki 05/02. alt sınıf ve 30. sınıf malların aynı/aynı tür/benzer oldukları; markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal düzeyde benzerliğin bulunduğu,
makul derecede bilgili, dikkatli ve tedbirli, markaların detaylarını analiz etmeyen, markaları bir bütün olarak algılayan ortalama tüketicinin davalı şirkete ait marka ile karşılaştığında, bu markayı "..." olarak algılayacağı, "..." ve "..." ibarelerinin farklı renklerle oluşturulmuş olmasının böyle bir algıya yol açacağı, "..." ibaresinin turuncu renk ile oluşturulmuş olmasının turuncu rengin yeşil renge göre nispeten vurucu keskin renk tonu nedeni ile bu ibareyi markanın esas unsurlarından biri haline getirdiği, davacının itiraza mesnet turuncu renkli "..." esas unsurlu markalarının da bulunduğu,
"..." ibaresinin iltibas tehlikesini bertaraf edecek yeterli ayırt ediciliğinin bulunmadığı, zira bu ibarenin ortalama tüketici nezdinde "..." kelimesinin kısaltılmışı olarak yer edineceği, inovasyon kelimesinin; yeni veya önemli ölçüde değiştirilmiş ürün (mal ya da hizmet) veya sürecin, yeni bir pazarlama yönteminin, ya da iş uygulamalarında, iş yeri organizasyonunda veya dış ilişkilerde yeni bir organizasyonel yöntemin uygulanması olarak tanımlanabileceği, bu hale göre ticari yaşamda yaygın olarak kullanılan davaya konu emtialar bakımından da ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğunun söylenebileceği, "..." ibaresinin "uygun, formda,
zinde" gibi anlamsal karşılıklarının bulunduğu, bu ibarenin davaya konu emtialar bakımından soyut-somut ayırt ediciliğinin bulunduğu, bu emtiaları doğrudan tanımlayıcı bir özelliğinin bulunmadığı, davacının "..." ibareli markalarının, değişik markalar etrafında bir seri marka ailesi oluşturduğu, "..." ibaresinin bu markaların esaslı unsuru olduğu,
davaya konu 30.sınıf emtiaların çocuklara da hitap eden ürünler barındırmasının dikkat seviyesinde azalmaya yol açabileceği gözetilerek iltibas tehlikesini arttıran bir unsur olacağı, bu nedenle karşılaştırılan davaya konu markalar arasında, ortalama tüketici nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 tarih 2014/11-696 E., 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca;
iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, bu yönden dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporunun aksi yöndeki kanaatine itibar edilmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile.
5/2 ve 30. sınıfta bulunan emtialar bakımından 2019-M-6758 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu marka hüküm tarihi itibari ile tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi bakımından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, davalı Kurum vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiş, hüküm, davalı Kurum vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/1052, K. 2025/6038, 8 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama