KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/1115 E., 2025/6368 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/2518 Esas, 2024/2623 Karar
- Hüküm
- Başvurunun esastan reddi
- İlk derece mahkemesi
- Sivas 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla
- Sayısı
- 2024/303 E., 2024/580 K.
Karar Metni
798 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ülkemizin en önde gelen spor kulüplerinden biri olup gerek Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde gerekse ... nezdinde çok sayıda marka tesciline sahip olduğunu, davalıya ait işletmede müvekkilinin marka haklarına tecavüz teşkil eden taklit nitelikteki ürünlerin satışa sunulduğu bilgisinin taraflarına ulaşması akabinde;
taraflarınca ikame edilecek olan huzurdaki davada bu hususu delillendirmek amacıyla davalıya ait işletmeden bir adet “...” marka ve logolu forma takımı satın alındığını, satın alınan taklit nitelikteki ürün ve ürüne ait fiş/slipin dilekçe ekinde sunulduğunu, davalı tarafın satışa sunmuş olduğu ve ticari amaçlı elde bulundurduğu ürünlerin müvekkilinin marka haklarına tecavüz teşkil ettiğini, müvekkili adına tescilli markaların üretim ve lisans verme yetkisi münhasıran müvekkilinde olduğu halde,
müvekkili adına tescilli markaları izinsiz ve hukuka aykırı şekilde üzerinde barındıran ürünlerin satılması/satışa arz edilmesinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 29. maddesi uyarınca marka hakkına tecavüz fiilini oluşturduğunu ileri sürerek davalının eylemlerinin SMK’nın 29... /1-a hükümleri uyarınca müvekkilinin marka haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, SMK’nın 149/1-c hükmü uyarınca müvekkilinin marka haklarına yönelik ihlalin durdurulmasına, SMK’nın 149/1-d hükmü uyarınca müvekkilinin marka haklarına tecavüz teşkil eden taklit nitelikteki ürünlere el konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesi ekinde gönderilen ürünün müvekkilinin işletmesinden alındığına dair somut bir delil bulunmadan, bu hususa dayanarak hüküm kurulmasının hukuka açıkça aykırı olacağını, dava dilekçesi ekinde gönderilen fişin ise mağazada bulunan herhangi bir ürün olabileceğini, ...'a ait fişin müvekkilinin taklit ürün sattığına delil gösterilemeyeceğini, müvekkilinin SMK’nın 29. maddesinde marka hakkına tecavüz oluşturan fiillerin hiçbirine aykırı bir işlem tesis etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamındaki davacı vekilinin dilekçeleri, marka tescil belgeleri, yapılan keşif, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından varılan kanaate göre; davalının davacının bilgisi ve rızası dışında davacıya ait marka hakkına tecavüz teşkil edecek ürün satışı yaptığının sabit olduğu gerekçesiyle SMK'nın 29... hükümleri uyarınca ispat edilen davanın kabulü ile davalıya ait “... Mah. ... Cad. ...
Avm No:1-D ... Kuruyemiş yanı .../Sivas” adresinde yer alan “...” işletme adlı ve tabelalı işletmede mahkemenin 16/06/2023 tarihli keşfinde tespit edilen ve 21/06/2023 tarihli bilirkişi raporunda yer verilen dört adet formanın satışını yapmak suretiyle davalının gerçekleştirdiği eylemlerinin davacının marka haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, davalının davacının marka haklarına yönelik ihlalinin durdurulmasına,
SMK’nın 149/1-d hükmü uyarınca davacının marka haklarına tecavüz teşkil eden mahkemenin 16/06/2023 tarihli keşfinde tespit edilen ve 21/06/2023 tarihli bilirkişi raporunda yer verilen dört adet formaya el konulmasına karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, uyuşmazlığa konu olayda davalının, davacının markasının taklitlerini içeren ürünleri sattığı ve satmak için bulundurduğunun mahkemece yapılan keşif ve davacı tarafça dosyaya sunulan deliller kapsamında uyuşmazlık konusu olmadığı,
556 sayılı KHK’nın 61/c maddesi uyarınca davalının bu eyleminin marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, 21.06.2023 tarihli rapordaki tespitlere, mahkemece yapılan keşif sonucu davalının işyerinde tespit edilen ve davacı tarafça dosyaya delil olarak sunulan ürünlerin tecavüz fiilini oluşturduğunun belirlenmesine, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin itirazlarının yerinde görülmediği,
bununla birlikte mahkemece 15.10.2024 tarihli duruşmada "... işletmesinin Uyap davalı kaydının silinmesine davalı olarak ...'ın gösterilmesine" şeklinde karar verildiği, Mahkemece bu ara karara rağmen hüküm başlığında ... ve ...'ın ayrı ayrı davalı olarak gösterildikleri görülmüş ise de gerekçeli karar başlığının davalılar kısmında ...'un davalı olarak yer almasının mahallinde düzeltilebilecek maddi hata olduğu anlaşılmakla bu hususun kaldırma nedeni yapılmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, markaya tecavüz fiilinin tespiti, durdurulması ve el konulması istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/1115, K. 2025/6368, 20 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama