KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/1162 E., 2025/6483 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Ekim 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/2263 Esas, 2023/3524 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İpsala Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/256 E., 2022/71 K.
Karar Metni
871 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile katılma yoluyla davalılar ... ile ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket ve diğer davalılar müşterek ve müteselsil kefiller arasında 22.01.2016 tarihinde "İşbirliği Sözleşmesi" akdedildiğini, davalı ... Ltd.
Şti.'nin bünyesinde veya diğer çiftçi ve firmalarla sözleşmeli olarak tarımsal faaliyetleri neticesinde yetiştireceği kinoa bitkisinden elde edilecek tüm ürünleri, davacıya devretmesi, ortaya çıkan ürünleri pazarlamasıyla beraber iki şirket arasında kâr paylaşımına gidilmesi konusunda anlaşmaya varıldığını, davalıların işbu sözleşme gereği 1 yıl 6 ayı aşkın süredir edim ve yükümlülüklerini hukuka aykırı olarak kötüniyetli şekilde yerine getirmediğini, sözleşmeye aykırı hareket ettiklerini ileri sürerek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, 22.01.2016 tarihli işbirliği sözleşmesinin,
davalı firmanın kendilerine ait veya kiralayacakları arazileri ve özelliklerini, birlikte çalışacakları firma ve çiftçiler ile gerçekleştirilen sözleşmeleri, davacı şirket ile paylaşılma yükümlülüğünü yerine getirmemesinden kaynaklı 5.000,00 TL, ... Ltd.
Şti. tarafından ve onun sözleşmeli üretim için anlaşmış olduğu tüm arazilerinde üretilen ve hasat edilen kinoa bitkisinin tamamının tüm satış yetkisinin davacıya verilmesi şartının ihlali nedeniyle 5.000,00 TL, davalı şirket ve davalılar tarafından gerçekleştirilen hukuka aykırılıklar ve sözleşme hükümlerinin ihlalinden doğan 5.000,00 TL kâr mahrumiyeti alacağı ve sözleşme ile kararlaştırılan ve teslim edilen sulama sistemleri bedeli 5.000,00 TL olmak üzere alacaklarının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek olan reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili 05.06.2020 tarihli ıslah dilekçesiyle, cezai şart taleplerini 500.000,00 TL ve 500.000,00 TL olmak üzere toplam 1.000.000,00 TL'ye yükselttiklerini ve sulama sistemi için dava dilekçesinde talep ettikleri 5.000,00 TL'yi de 395.765,75 TL'ye yükselttiklerini belirtmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkili davalı şirket tarafından 05.04.2016 tarihinde ekimi yapılan kinoa tohumlarının 400 dönümlük kısmının 03.06.2016 tarihinde yağan dolu nedeniyle zarar gördüğünü, 2016 yılı Aralık ayının başında normal yetişme süresi 4 ay olan kinoa bitkisinin tane tutmadığının görüldüğünü, biçerdöver ile hasat işleminin denendiğini, ancak çok az sayıda bitkinin olgunlaştığını ve onların da biçerdöver içinde eridiğinin görüldüğünü, hasat sonrası çeşitli eleklerden geçildikten sonra mahsülden bir çuvaldan az ayıklanmış tanenin kaldığını,
tecrübe yılı olarak sayılmış olan 2016 yılında hasat alınamadığından alınan ticari boyutta olmayan hasatında alınması için bildirim yapılmasına rağmen alınmadığı için davalı şirketin kusuru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ispat yükünün davacıya düştüğü, ürün elde edilemediğine göre, davacı şirketin ürün satışı yapamadığından dolayı kâr kaybının olmasının da mümkün olmadığı, sulama sistemlerinin davacı tarafından davalı şirkete gönderildiği, sözleşmede değerinin belirlenmediği, sistemin kurulumunun yapılmadığı sözleşmede kurulumun davacı şirket tarafından yapılacağına ilişkin açıklık bulunmadığı, iade için davalı şirket tarafından fatura kesilmiş ise de, henüz davacıya teslim edilmediği, sistemlerin tesliminden sonra yasal süre içerisinde ayıp ihbarında da bulunulmadığı,
bu malların bedellerinin isteminin yerinde olduğu, davalılardan ..., davalı şirketin temsilcisi olup sözleşmeyi şirket adına imzaladığı, kefil sıfatıyla imza atmadığı,bu davalıya husumet yöneltilemeyeceği, sözleşmenin 4 ve 18. maddelerinin ihlal edilmediği, cezai şart istemlerinin yerinde olmadığı, yine üretilerek teslimi gereken kinoa olmadığından, davacının müspet zararının oluşmadığı, bu talebinde haklı görülmediği, davacının sulama sistemleri bedeli isteminin yerinde olduğu, davalılara ihtarname gönderilerek onları temerrüte düşürdüğü,
tarafların tacir olduğu ve temerrüt tarihinden itibaren avans faizi istemininde bulunabileceği gerekçesi ile davanın ... yönünden pasif husumet yokluğundan reddine, 22.1.2016 tarihli sözleşmenin 4.ve 18. maddelerinin ihlali iddaasıyla istenen cezai şart bedelleri ile, kâr mahrumiyeti tazminatı taleplerinin ayrı ayrı reddine, sulama sistemi bedeli olan 395.765,75TL alacağın 5.000,00 TL'sine 10.2.2017 temerrüt, kalanına 05.06.2020 ıslah tarihinden itibaren reskont faiz işletilmek suretiyle ... dışındaki davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ve davalılar ...
Ltd. Şti. ile ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin ve davalı şirket ile ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı şirket ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 22.01.2016 tarihli, sözleşmenin 4 ve 18. maddelerinin ihlali iddiasına dayalı iki ayrı cezai şart tutarı ile, ifa edilmediği ileri sürülen sözleşme nedeniyle uğranılan kar kaybı ve yine sözleşmeye dayalı satışı ve teslimi yapıldığı belirtilen sulama sistemleri kaynaklı alacak talebine yöneliktir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/1162, K. 2025/6483, 23 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama