KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/1431 E., 2025/6042 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Ekim 2025
- MAHKEMESi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1653 Esas, 2024/1992 Karar
- Hüküm
- Davanın reddi
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/492 E., 2023/695 K.
Karar Metni
868 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde.
Dubai Ticaret Mahkemesinin 2022/... sayılı, 26.12.2022 tarihli, 2022/... düzenleme numaralı kararında, davalılar ... ve ...'nın davacıya, çeklerin değeri olan 2.131.354,00 dirhem (iki milyon yüz otuz bir bin üç yüz elli dört), (işbu dava tarihi itibari ile merkez bankası kur karşılığı 15.787.152,1 TL) ve davanın açıldığı 23.06.2020 tarihinden itibaren harç ve masrafların tamamı ödenene kadar işleyecek %9 oranında kanuni faiz ve bin dirhem avukatlık ücreti ödemesine ve kararın kefalet olmaksızın derhal kendiliğinden yürürlüğe girmesine hükmedildiğini, Dubai Mahkeme kararında kararın temyiz edilmeyerek kesinleştiği bilgisinin mevcut olduğunu,
bu mahkeme kararı ile hükmün Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki tüm yetkili kurum ve kuruluşlarca uygulanır hale geldiğini, diğer ülkelerden ve ülkemizden verilen kararlar gibi kararın kesinleştiğine ilişkin ayrıca bir belge verilmediğini, bu sebeple kesinleşme şerhi alınmasının mümkün olmadığını, kararın kesinlik taşıdığının mahkeme kararından anlaşıldığını, müvekkili şirketin davalılar tarafından ödenmesine hükmedilen alacağına ilişkin Birleşik Arap Emirlikleri'nde icra yoluna başvurulmuş ise de davalıların Türk vatandaşı olması,
Türkiye'de ikamet ediyor olması ve Birleşik Arap Emirlikleri'nde mal varlığı bulunmaması sebebiyle tahsilat yapılamadığını, bu miktardaki alacağına kavuşamadığını, son çare olarak davalılara karşı Türkiye'de icra takip işlerine girişmek istediklerini, müvekkilinin, Dubai Mahkemesince ve taraflarınca temyiz edilmeyerek kesinleşmiş olan alacak kararının davalılara karşı Türkiye'de icrasının mümkün olabilmesi için işbu tanıma ve tenfiz davasını açmakta hukuki yararının olduğunu ileri sürerek Dubai Ticaret Mahkemesinin 2022/... sayılı, 26.12.2022 tarihli,
2022/... düzenleme numaralı kararının tanınması ve tenfizine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde.
Türkiye Cumhuriyeti ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında herhangi bir hukuki konularda adli yardımlaşma anlaşmasının mevcut olmadığını, davanın kabul edilmesinin kanunlara göre mümkün olmadığını, bu yönden davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafın Birleşik Arap Emirlikleri menşeli bir tüzel kişilik olduğunu, dava, yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi istemine ilişkin olduğundan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (MÖHUK) 48/3 hükmüne göre Türkiye Cumhuriyeti'nde açtığı bu davada mahkemenin takdir edeceği teminatı göstermek zorunda olduğunu,
davacı tarafın açtığı bu davanın konusunun Dubai Ticaret Mahkemesince verilmiş bir yabancı mahkeme kararı olmayıp sadece dava mektupları başlıklı bir karar olduğunu, bu belge ile konusu ifa ve ticari sözleşmelerin icrası hakkında görülen 60/20202444 sayılı davada ifa emri olan bir dava mektubu olduğunu, bu belgelerin davalı müvekkiline usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, bu mektuplar mahkeme kararı olarak kabul edilse dahi yabancı Mahkelerin hukuk davalarında verdikleri o devletin kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan mahkeme ilamlarının tanınması ve tenfizi hukukumuzda belirli koşullara bağlandığını,
Birleşik Arap Emirliği mahkemesinin herhangi bir kararının yargılama usulüne uygun olarak müvekkiline bildirilmediğini, herhangi bir tebligatın söz konusu olmadığını, müvekilinin yaklaşık 15 yıldan beri Birleşik Arap Emirlikleri'nde bulunmadığını, söz konusu kararın nasıl ve ne şekilde alındığı ve karara bağlandığının bir muamma olduğunu, tanıma ve tenfiz talebinin şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafa, yabancı mahkeme kararının aslını veya ilgili mahkemece onanmış örneği ile onanmış tercümesi ve kesinleşme şerhini sunması için 2 haftalık kesin süre verilmesine karar verildiği, bu karar tebliğ edilmiş ise de, bir ilam sunulmadığı, yargılamanın sürüncemede kaldığı, bu durumda tenfizi istenen bir kararın sunulmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine, her bir davalı lehine ayrı ayrı maktu vekalet ücreti takdirine karar karar verilmiş, hüküm, davalı ... vekili ve davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tespit davası niteliğinde olan yabancı mahkeme kararını tanınması ve tenfizine ilişkin davada İlk Derece Mahkemesince davalılar lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı ancak davanın davalılar yönünden aynı sebeple usulden reddedilmesi nedeniyle davalılar lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği düşünülmeden yanılgılı değerlendirme ile davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına,
yeniden hüküm kurulmasına,davacı aleyhine tek maktu vekalet ücreti olarak, aleyhe kaldırma yasağı da gözetilerek İlk Derece Mahkemesince takdir edilen maktu vekalet ücretine karar verilmiş, hüküm, davalı ... vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/1431, K. 2025/6042, 8 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama