KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/1472 E., 2025/7043 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/2315 Esas, 2024/2170 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Karabük 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/44 E., 2022/142 K.
Karar Metni
1.062 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde.
İsviçre'de mukim bir anonim şirket olan müvekkilinin davalı şirkete koklaşabilir taş kömürünün satışı konusunda teklif verdiğini, eş zamanlı olarak sözleşmenin ifası için davalı taraf ile navlun sözleşmesi görüşmelerine başlandığını, ...gemilerinin tahsisi ile ilgili olarak davalıdan teyit talep edildiğini, davalının sözleşme teklifini kabul ettiğini, sözleşme uyarınca taşıtanın davacı, alıcının ise davalı şirket olduğunu, ... isimli gemilerin limana ulaşacağı tarihlerin davalı şirkete bildirildiğini,
davalının ise sözleşme için nomine edilen ... yerine limana daha sonra gelen ... isimli başka bir gemiyi boşaltma sırasında nomine edilen gemilerin önüne aldığını, müvekkilinin derhal davalı tarafa beklemeden ötürü doğacak sürastaryaların dava dışı armatörden gelecek talepler üzerine davalı tarafa yansıtılacağının bildirildiğini, davalının sözleşmeye aykırı şekilde ... gemisinin rıhtıma yanaştırması,
yükünü boşaltmasında geçen süre ve davalıya ait diğer nedenlerden ötürü ...'nin sürestaryaya girdiğini, müvekkilinin navlun sözleşmesi tahtında ve İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/565 E., 2017/373 K. sayılı kararı gereğince taşıyana ödemek zorunda kaldığı demoraj ücretinden sözleşme ve kanun hükümleri gereğince davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek davalının ...için ödenen sürastarya ücretinden sorumlu olduğunun tespitine, davacı şirketin ödemiş olduğu sürestarya ücretini akdi ve yasal halefiyet kuralları uyarınca davalı şirkete rücu etmesi ile ödenmiş bulunan 805.684,76 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
asıl alacağa ödeme tarihi olan 03.01.2020 gününden itibaren ticari avans oranında faiz işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; aralarında bir alım-satım ilişkisi bulunmakla birlikte bu ilişkinin tüm şartlarının ortaya konmadığını, davacı tarafından gönderilen sözleşmede Kardemir ... San. ve Tic.
A.Ş.'nin imzasının bulunmadığı, imzası bulunmayan sözleşmeden yola çıkarak sürastarya (demuraj) ücretinden sorumlu olamayacağını, demuraj masrafının boşaltma masrafı niteliği taşımadığını, taşıyan ile davacı arasındaki navlun sözleşmesinden kaynaklanan demuraj bedelinden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, müvekkili tarafından navlun sözleşmesine imza atılmadığını, davacı tarafça dava dosyasına sunulan belgelerin navlun sözleşmesine ait olmadığını, müvekkili şirketin alıcı taraf olarak navlun sözleşmesine onay vermesi nedeniyle bu sürece dahil edilemeyeceği,
... satışlarda zaten navlun sözleşmesiyle ilgili tüm işlerin satıcının sorumluluğunda olduğunu, davacı ile müvekkili arasında bir teselsül ilişkisi bulunmadığından taşıyan tarafından açılan dava ile zamanaşımının kesildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, dava konusu demuraj bedelinin 2006 yılında muaccel olduğunu, davacının sunmuş olduğu kararın incelemesinden de görüleceği üzere, yapılan rücu bildiriminin satıcıdan gönderilene değil, gönderilen tarafından demuraj doğmasına kusurlu olduğunu iddia ettiği liman işletmesine yapıldığını, Yargıtay'ın ise bu hususu sorumluluğa gerekçe olarak değil,
yalnızca gönderilenin charter parti klozları gereği demurajdan haberi olduğuna delil olarak kabul ettiğini, davacının ileri sürdüğü tüm iddiaların İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi'nin 2016/441 E. numaralı dosyasında değerlendirildiğini, verilen kararda konşimentoda sürastarya parasının gönderilen tarafından ödeneceğine dair bir husus bulunmadığını, hiçbir şekilde kabul edilmemekle birlikte sözleşmeden doğan bir alacak olduğu kabul edilse bile bu zamanaşımını kesen herhangi bir işlem olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile.
Mahkemece alınan raporların dosya içeriğine ve teknik verilere uygun denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu, arasında koklaşabilir taş kömürü satışı konusunda anlaşmaya varıldığı, davacı ile dava dışı ... isimli gemiler ile yapılacak taşımaya ilişkin navlun sözleşmesi yapıldığı, satım konusu koklaşmış kömürlerin belirlenen limanına süresinde vardığı, gemilerin boşaltımının davalıdan kaynaklı sebeplerle geciktiği ve sürastaryaya girdiği,
bu nedenle navlun sözleşmesinin tarafı davacı olduğundan ve navlun sözleşmesinde davalı taraf olmadığından davacının İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/565 E., 2017/373 K. sayılı kararı ile dava dışı ..... and Intl. ...'a sürastarya nedeniyle demuraj bedeli ödemek durumunda kaldığı, davacının navlun sözleşmesini davalıya gönderdiği, davalının navlun sözleşmesini kabul ve teyit ettiği, her ne kadar davacı tarafından gönderilen HK-195 kodlu sözleşmeyi davalı imzalamamışsa da, sözleşme şartlarına göre gönderilen malı sözleşme şartları ile teslim aldığı, HK-195 kodlu sözleşmede ...
Limanı teslim şartı bulunduğu ve ... 2000 kapsamında olduğu, ... 2000 kurallarına göre sürastarya nedeniyle oluşan demuraj bedelinin gönderilenin sorumluluk sahasında kaldığı, davacının davalıya sürastarya nedeniyle oluşacak demuraj bedeli hakkında bildirim yaptığı, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/565 E., 2017/373 K. sayılı dosyasında da davalı Kardemir Karabük Demir Çelik San. ve Tic.
A.Ş.'nin davalı olduğu ve bu dosyada verilen karar neticesinde davacının yapılan takiple 06.01.2020 tarihinde 805.684,76 TL ödeme yaptığı hususları dikkate alındığında işbu davada zamanaşımı süresinin dolmadığı, davacının, demuraj bedeli olarak ödediği 805.684,76 TL'yi davalıdan talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile 805.684,76 TL rücu tazminatının 03.01.2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında yapılan yazışmalarda ....
Limanı teslim şartında mutabık kalındığı, teslim şeklini... olarak belirlenmesi nedeniyle ....2000 şartlarına göre boşaltmanın taşıma bakımından alıcı konumundaki davalı şirketin sorumluluğunda kaldığı, taşıyanın boşaltma işlemine ilişkin sorumluluğunun bulunmadığı, davacı satıcının malların yükleme limanına getirilmesi ve gemide teslim edildiği ana kadar mallara ilişkin tüm masrafları karşılamakla, davalı alıcının ise malların gemide (güvertede) tesliminin ardından ortaya çıkabilecek her türlü masrafı karşılamakla yükümlü olduğu, dava konusu sürastarya bedelinin davalı şirketin gemideki yükü gecikmeyle teslim almasından kaynaklandığı,
sürastarya bedelinden davalı şirketin sorumlu olduğu, dava dışı... and ...'nin açtığı dava sonucu davacı şirket tarafından, temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/565 E., 2017/373 K. sayılı kararı sonucu İstanbul 30. İcra Dairesinin 2018/4853 sayılı takip dosyasına 03.01.2020 tarihinde ödeme yapıldığı,
dava konusu alacak davacı tarafından ödenen bedelin davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince de belirlendiği üzere zamanaşımının dolmasının söz konusu olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, rücuan alacak talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/1472, K. 2025/7043, 26 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama