KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/1582 E., 2025/7086 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1905 Esas, 2024/2037 Karar
- Hüküm
- Davanın kabulü
- İlk derece mahkemesi
- Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/846 E., 2021/447 K.
Karar Metni
950 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 25.11.2025 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat .... ve davalı vekili Avukat...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'in 86 yaşında olduğunu, yaklaşık 10 yıl önce davalı ile tanıştığını, maddi durumu iyi olmayan davalı ve ailesine yardım ettiğini, dostluklarının ilerlediğini, davalının müvekkilinden sürekli para istediğini, müvekkilinin karşı çıkması halinde elinde uygunsuz resimleri olduğunu vermediği takdirde sarkıntılık iddiasıyla şikayetçi olacağını söyleyerek şantaj yaptığını, davalının maddi-manevi baskı ile müvekkilini etkisi altına aldığını, müvekkilinin 15.11.2014 tarihinde beyin kanaması geçirerek uzun süre yoğun bakımda kaldığını, müvekkiline ait ticari aracın zorla elinden alındığını,
kendisine zorla bir kağıda imza attırıldığını, 28.03.2014 tanzim, 30.04.2014 vadeli ve 02.06.2014 tanzim, 02.07.2014 vadeli her biri 2.000.000,00TL bedelli senetlere dayalı olarak müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin hasta ve geliri bulunan bir kişi olup 1 ay vade ile 2.000.000,00 TL borç almasının hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığını, müvekkilinin davalıya senet vermediğini, icra takibine konulan senetlerin müvekkili tarafından imzalanmadığını, gerek baskı gerekse almış olduğu ilaçlar nedeniyle olayları hatırlamadığından senetleri imzalamış olsa bile senetlerin geçersiz olacağını,
müvekkilinin ayırt etme yeteneğinin bulunmadığını ileri sürerek müvekkilinin dava konusu 2 icra dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, tahsil edilen 85.000,00 TL'nin istirdadına karar verilmesini, davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu senetlerin davacı tarafından, hiçbir etki, telkin, cebir, tehdit, hile, ikrah ve şantaja maruz kalmadan imzalandığını, müvekkiline isnat edilen suçlamaların asılsız olduğunu, müvekkilinin davacı ile birlikte önce ticari faaliyeti ve hizmet sözleşmesi kapsamında ilişkilerinin devam ettiğini, daha sonra aynı evde birlikte yaşadıklarını, müvekkilinin tüm kazancını borçluya verdiğini, davacı hakkında açılan vasi tayini davasında ... Devlet Hastanesinden alınan sağlık raporunda, akli melekelerinin yerinde olduğu ve kendisine vasi tayinine gerek olmadığının bildirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada bulunan sağlık kurulu ve hastane raporları, bilirkişi raporları ve Adli Tıp Kurumu raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi bakımından Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 1. Üst Kurulundan rapor alındığı, 16.03.2021 tarihli raporda akit tarihleri olan 28.03.20 14... .06.2014 tarihlerinde kognitif fonksiyonlarının yeterli olduğuna dair tıbbi bir belge ve bulgunun mevcut olmadığı, bu duruma göre ...'in 28.03.20 14... .06.2014 tarihlerinde hukuki ehliyeti haiz olmadığının kabulünün uygun bulunduğunun bildirildiği, davalı vekili tarafından ...
Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim görevlileri tarafından hazırlanan uzman görüşünün dosyaya sunulduğu, raporda "...'in senetlerin tanzim tarihlerinde hukuki ehliyeti haiz olduğu ve Adli Tıp Kurumu raporunun kendi içerisinde çelişik olup, adli nöropsikiyatrik değerlendirme kurallarına aykırı olduğunun" bildirildiği,
Adli Tıp Kurumu 1. Üst Kurulu raporu, davacının sağlık sorunlarının başladığı tarihten itibaren dosyaya celp edilen tüm tedavi evrak ve raporları, tüm delilleri değerlendirmek suretiyle hazırlandığından bu rapora itibar edilerek rapor doğrultusunda müteveffa davacının senetlerin tanzim tarihlerinde fiil ehliyetinin olmadığı anlaşıldığından davacı müteveffanın bu senetlerden dolayı borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesi gerektiği, davalının, fiil ehliyeti olmayan,
kendini idare edemeyecek yaşlı bir insana senet imzalatıp hakkında icra takibi başlatarak kötüniyetli davrandığından davacılar lehine kötüniyet tazminatına hükmedildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu icra dosyalarında takibe konulan senetler nedeniyle davacının, davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının icra takibinde kötüniyetli olduğu anlaşıldığından takibe konulan senetlerin %20'si olan 800.000,00 TL kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline,
davalının tahsil ettiği miktar yönünden icra takibi yapılmış olup takip kesinleştiğinden bu miktar yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının fiil ehliyetine ilişkin düzenlenen raporlar arasındaki çelişkinin Adli Tıp Kurumu Üst Kurulundan alınan rapor ile giderilerek, davacının dava konusu senetlerin düzenlendiği tarihte fiil ehliyetine sahip olmadığının tespit edilmiş olması karşısında Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargılama yapılarak Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 1. Üst Kurulu tarafından düzenlenen raporla giderildiği, davalıya ilişkin soruşturma dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği,
dinlenen tanık beyanlarında müteveffanın akıl sağlığının yerinde olmadığı yönünde herhangi bir beyanın olmadığı anlaşıldığından davalının kötüniyetli olduğunu kabul etmenin mümkün görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına,
davanın kabulüne, davalının icra takibi başlatmakta kötüniyeti ispat edilemediğinden buna ilişkin talebin reddine, davalının tahsil ettiği miktar yönünden icra takibi yapılmış olup, takip kesinleştiğinden bu miktar yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava; menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/1582, K. 2025/7086, 27 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama