KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/1695 E., 2025/5660 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/728 Esas, 2024/1735 Karar
- Hüküm
- Esastan Ret
- İlk derece mahkemesi
- Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/1564 E., 2024/71 K.
Karar Metni
1.143 kelime·6 dk okuma·7 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; organize bir ekibin müvekkili ... ve babası ... hakkında hayali alacaklarından bahisle takip başlatmayı alışkanlık haline getirdiklerini, bu ekibin çeşitli hilelerle müvekkilini kandırarak elde ettikleri senetleri suç ortağı 3. kişiler adına işleme koydurarak müvekkilinin ailesinden büyük miktarda para almayı kolay bir geçim yolu yaptıklarını, müvekkilinin doğuştan fiziksel engelli olduğunu, hiç okula gitmediğini, tekerlekli sandalyede yardımcısı ve babasının yardımı ile hayatını sürdürdüğünü, davacının fiil ehliyetinin bulunmadığını ileri sürerek davacının Gaziantep 13. İcra Müdürlüğünün 2017/81690 E., sayılı dosyadan borçlu olmadığının tespiti ile davalılar aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1-Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacının ... Kuyumculuk şirketinin ortakları, davacının babası ...'ın ise şirketin gizli ortağı olduğunu, aralarındaki ticari ilişkiler ve ortaklıktan kaynaklanan taraflar arasında düzenlenmiş senetler olduğunu, huzurdaki davaya konu olan senedin ise davacı ve babası tarafından ortak şirketin idaresinde yapılan suistimaller sebebi ile kendilerine ait emanette bulunan altın ve mücevherlerin karşılığı verildiğini, davacının fiil ehliyetinin bulunduğunu, ticari ilişkilere girip taşınmazlar edindiğini, kendisinin diğer davalı ...'a da borcu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2-Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı ...'in davacının aynı şirketten ortağı olduğunu, davaya konu senedin kendisi tarafından takibe konulduğunu, müvekkilinin alacaklı olduğunu, davacının imzaya itiraz ettiğini, icra mahkemesince imzanın davacının eli ürünü çıkması üzerine davanın reddedildiğini, dava dilekçesinde davacının ayırt etme gücünün bulunmadığı ve bu sebeple fiil ehliyeti bulunmadığı beyanının doğru olmadığını, bu durum kabul görse bile davacı vekilinin kendi başına hareket ettiğini ve aynı zamanda yetkisi olmadan dava açmış olduğunu,
davacının dava konusu senetle ilgili icra takibi başladıktan 6 gün sonra adına kayıtlı taşınmazlar üzerine yaklaşık 5.500.000,00 TL gibi bir rakamla ipotek tesis ettiğini, öncelikle senedi senetle ispat külfetinin davacıda olduğunu, davacının mutlak hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davası açtığını, imzaya ilişkin beyanlarının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3-Diğer davalılar, davaya cevap vermemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının düzenleme tarihi itibari ile kambiyo senedi düzenleme noktasında fiil ehliyetinin bulunmadığına ilişkin iddiasına itibar edilmediği, senet metninin rızası dışında doldurulduğu ve imzanın kendisine ait olmadığı yönündeki iddialar yönünden kesinleşen ceza mahkemesi dosyasında toplanılan deliller ve bu hususu irdeleyen teknik inceleme raporlarına göre senet metnine sonradan dahil edilmiş bir yazı içeriği bulunmadığı ve imzanın davacıya ait olduğunun saptandığı, her ne kadar davacı, davalı lehtar ... ile ... arasındaki ilişkinin tahsil cirosu olduğu,
davalıların borca dayanak bono sebebi ile ileri sürdükleri alacak için talil yoluyla alacağın varlığının ispat yükünü üstlerine aldıklarını beyan etmişse de davalı ...'in, davalı ...'a yaptığı cironun tahsil cirosu olduğundan bahsetmenin de olanaksız olduğu, kısmi cironun, cironun ve dolayısıyla kambiyo senedindeki alacağın bölünemezliği kuralı gereği, batıl olduğu, ciro işleminin taraflarının iradesinin de temliğe yönelmesi sebebi ile kabul görmediği, davacının bu hususta isticvap talebinin de usul ekonomisi gözetilerek reddedildiği,
ceza yargılamasında senet üzerinde yaptırılan kriminal inceleme sonucu imzaların ...'a ait olmakla imzaların herhangi bir hile olmadan atıldığının da açıkca anlaşıldığı, dosya içerisinde mevcut şirket sözleşmeleri dikkate alındığında davacı ... ile birlikte sanıklar ... ve ...'ın ilgili şirkette pay sahipleri oldukları, bu paylarının net bir şekilde kuyumculuk faaliyeti de dikkate alındığında ilgili raporda değerlendirmeye alınmadığı, son sermaye arttırımı ve hisse oranları çerçevesinde her iki sanığın ilgili şirkette %20 oranında pay sahibi olduklarının açık olduğu,
dolayısıyla bu pay değerinin belirlenmesine yönelik söz konusu senedin verilebilme imkanının mevcut olduğu, bu kapsamda ilgili senedin hile yolu ile alınarak icraya konulduğuna ilişkin içerikleri net bir şekilde bu olayı doğrulamayan,
sadece evrak ya da imza alındığı iddiasını doğrulayan konuşma içerikleri yanında müşteki ...'un imzasını bilinçsiz değil bilinçli bir şekilde attığına yönelik görüşme içerikleri bulunduğu dikkate alınarak hükme esas alınması mümkün olmayan söz konusu görüşme içerikleri dışında yetkili makamlarca verilen iletişimin tespiti içeriklerinde bir suç unsurunun mevcut olmaması şeklinde net tespitlerde bulunulduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kambiyo senedine karşı hile ve ehliyetsizlik iddiaları kapsamında açılmış menfi tespit istemine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe 1. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. Dava, kambiyo senedi nedeni ile borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davaya konu senette davacı keşideci, davalı ... lehtar konumunda olup senette nakden kaydı bulunmaktadır. Bu kayıt, ispat konusunda kimin delil ikame etmesi gerektiğini belirler. Kaydın aksinin savunulması talil anlamına gelmekle bu durumda ispat yükü yer değiştirecek, senedi talil eden ispat yükü altına girecektir.
Davalı ..., 08.01.2018 tarihli cevap dilekçesinde davacının, senetleri kendisini kandırarak aldığı paralar, altınlar ve mücevherler için verdiğini belirtmiştir.
Gaziantep 11. Ağır Ceza Mahkemesinde yürütülen yargılama sırasında, 27.06.2019 tarihli celsede davalı ..., davacı ile ortak olduklarını, Gaziantep' e gelen kuyumcular ve toptancılardan birlikte mal alarak dükkana koyduklarını, işbu davaya konu senedin de geçmiş yıllardan kalan pırlanta ve altın alacağına istinaden davacıdan bizzat aldığını beyan etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında, davalı ...'in davaya cevap beyanları özetlenirken de davaya konu senedin davacı ve babası tarafından ortak şirketin idaresinde yapılan suistimaller sebebi ile kendilerine ait emanette bulunan altın ve mücevherler karşılığı verildiği belirtilmiştir.
Davacı vekilince 27.01.2022, 29.09.2022 tarihli duruşma beyanları ve temyiz dilekçesinde de davalı tarafından senedin talil edildiği ancak yargılama esnasında bu hususun dikkate alınmadığı ileri sürülmüştür. İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararları gerekçelerinde ise davalı tarafından senedin talil edilip edilmediği hususu tartışılmamış, ispat yükü davacıya atfedilerek yapılan değerlendirme sonucunda karar verilmiştir.
Mahkemece, davaya konu senette lehtar konumunda olan davalı ...'in senedin veriliş nedenine ilişkin yukarıda anılan ve yargılama esnasında alınan beyanları dikkate alınarak senedin davalı ... tarafından talil edilip edilmediğinin tartışılması, buradan varılacak sonuca göre ispat yükü değerlendirilmesi yapılarak hüküm kurulması gerekirken talil hususuna değinilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/1695, K. 2025/5660, 24 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama