KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/190 E., 2025/4919 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Temmuz 2025
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1557 Esas, 2024/1116 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/2737 E., 2019/1231 K.
Karar Metni
572 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili, dava dilekçesinde; ... ... Şubesi muhataplı, davacılardan birinin aval verdiği 10.11.2017 tarihli, 1.081.000,00 TL bedelli çekin, taşınmaz satışına ilişkin bedel daha önce peşin olarak ödendiğinden bedelsiz olduğunu, taraflar arasında başka bir borç ilişkisi bulunmadığını, davalıların kötüniyetli olduklarını, takipte sadece avaliste başvurularak kötüniyetli işlem yapıldığını ileri sürerek çek nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine ve %20 oranında kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin davacıları tanımadığını ve aralarında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, çekin ... İnşaat A.Ş. tarafından ciro edilip ... .......aracılığıyla müvekkiline geçtiğini, müvekkilinin sadece kendi ciro aldığı kişiyi kontrol yükümlülüğü bulunduğunu ve bu yükümlülüğü yerine getirdiğini, müvekkilinin çeki iyi niyetli üçüncü kişi olarak elinde bulundurduğunu, keşideci ile lehtar arasındaki temel ilişkiye dair iddiaların müvekkilini bağlamayacağını savunarak davanın reddine, ayrıca davacıların kötüniyetle dava açtıkları gerekçesiyle %20’den az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, ciranta sıfatıyla müvekkili aleyhine menfi tespit davası açılamayacağını, müvekkil hakkında hukuki yarar bulunmadığı için davanın reddi gerektiğini, müvekkilin sadece ciro ilişkisi kapsamında sorumluluğu bulunduğunu, çekin karşılıksız çıkmasından bizzat zarar gördüğünü ve kötüniyetli olmadığını, davacının somut delil sunmadan genel ifadelerle kötüniyet iddiasında bulunduğunu, davacının ileri sürdüğü şahsi defilerin ciranta olan müvekkile karşı ileri sürülemeyeceğini savunarak davanın reddi ile davacının %20’den az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesini talep etmiştir.
3.Davalı ... İnşaat Tic. ve San. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, davacıların çekin bedelsiz olduğuna ilişkin iddialarını kabul etmediklerini, çekin bir ödeme aracı olup illetten mücerret olduğunu, davacılara taşınmazların devredildiğini ancak bedelin ödenmediğini ve çekin karşılıksız çıktığını, bu nedenle davanın haksız olduğunu savunarak davanın reddine ve davacının %20'den az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davacıların, taşınmazı satan ... İnşaat A.Ş. yönünden bedelsizlik iddiasını ispatlayamadığı, ciranta ... ve hamil ...’e karşı da çekin bilerek zararlarına devralındığını kanıtlayamadıkları, yalnızca soyut iddialar ileri sürdükleri, ispat yükümlülüğünü yerine getiremedikleri gerekçesiyle tüm davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bedelsizlik nedeniyle çekten kaynaklı menfi tespit talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/190, K. 2025/4919, 7 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama