KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/2197 E., 2025/6883 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/54 Esas, 2025/288 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/18 E., 2022/237 K.
Karar Metni
749 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 09, 35, 38, 41, 42, 45. sınıflarda tescil edilmek üzere gerçekleştirdiği 2020/131820 sayılı "..." ibareli başvurunun Markalar Dairesi Başkanlığı kararı ile resen 09, 35, 38, 42, 45. sınıftaki bir kısım mal ve hizmetler yönünden kısmen reddedildiğini, bu ret kararına karşı yaptıkları itirazın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 5/1-(b), (c) bentleri uyarınca nihai olarak reddedildiğini, “...” markasının bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini,
bir bütün olarak bakıldığında “..." ibaresinin teknolojik gelişmenin çok hızlı yaşandığı günümüzde tüketicilere yönelik kampanyaya ait slogan markası olduğunu, ayırt edici niteliğe ve marka olabilme özelliğine sahip bulunduğunu, marka başvurusunun Türkiye'de yaygın reklam kampanyaları ve kullanım ile başlı başına ayırt edicilik kazandığını ileri sürerek YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu markanın "..." ibarelerinden oluştuğu, başvuruda yer alan ibarelerin “herkes bağlı” şeklinde Türkçeye çevrilmesi halinde veya tescili talep edildiği “...” şeklinde, tescili talep edilen sınıflar açısından ayırt edicilik vasfına sahip olmayacağı, markanın reddedilen mal ve hizmetler açısından kavramsal bir bağının bulunduğu, tescili reddedilen mal ve hizmetlerin özelliklerini belirttiği, “...” ibaresinin, haberleşme ve iletişim hizmetleri içerisinde sıklıkla kullanılan bir ibare olduğu,
tescili istenen sınıflar açısından ilgili tüketici kesiminin, makul düzeyde bilgili, gözlemci ve ihtiyatlı ortalama tüketiciler olduğu, İngilizce konuştuğu ve/veya İngilizce bildiği, bu özelliklere sahip hedef tüketici/ ilgili kesimin algısında ayırt edilebilme işlevini yerine getiremeyeceği, bu hali ile bir bilgilendirme algısı da yarattığı hususunda kanaat oluşturulduğu, davaya konu markanın, tescili talep edilen sınıflar açısından SMK'nın 5/1-(b) bendi kapsamında yer alan mutlak ret nedenlerini aşacak düzeyde olmadığı, SMK'nın 5/1-(c) bendi kapsamında yapılan değerlendirmede ise markanın somut ayırt edicilik vasfına sahip olmadığı,
tespit edilen ilgili tüketici kesimi tarafından davaya konu işaret görüldüğünde refleks olarak mal ve hizmetin kaynağı arasında bağlantı kuramayacağı, davaya konu işaretin tanımlayıcı olup olmadığı araştırılırken işaretin ihtiva ettiği tüm unsurlar ile birlikte bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekeceğinden, kelime markası “...” ibaresinin tescili talep edilen mal ve hizmetler açısından ortalama tüketicilerin tescili talep edilen işaret ile mal/hizmet arasında (ilave bir irdeleme ya da analiz olması halinde dahi) bir ilişki kuramayacağı,
her ne kadar ana dili Türkçe olan ilgili tüketici kesiminin “everyone” ve “...” kelimelerinin anlamlarını tescile konu mal ve hizmetler açısından da yaygın kullanıldığı için anlayacakları, kelimelerin birlikte kullanılması ile farklı bir anlamın ortaya çıkmadığı, bütünsel olarak da tek bir anlamın öne çıktığı, bu hali ile markanın tanımlayıcı olduğu,
markaya konu işaretin belli bir fonksiyon belirttiği, tescili talep edilen mal ve hizmetlerin belli bir ağın parçası ve belli bir bağlantı özelliği içerdiği de dikkate alındığında, davaya konu markanın bu özelliğe atıf yaptığı, markanın mal ve hizmetlerin ticari kaynağını gösterir seviyeye ulaşmadığı, davaya konu markanın, tescili talep edilen sınıflar açısından SMK'nın 5/1-(c) bendi kapsamında sayılması gerektiği, davacının dava konusu markayı eylemli kullandığına dair dosya kapsamında yeterli bir delile rastlanamadığı, davacının sunduğu dokümanın marka kampanyasına ait sunum olduğu,
SMK'nın 5/2 hükmündeki istisnadan yararlanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2197, K. 2025/6883, 20 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama