KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/2552 E., 2026/517 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Ocak 2026
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/75 Esas, 2025/377 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/382 E., 2022/683 K.
Karar Metni
910 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı ... Yem. Tem. İnş. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. (... Ltd. Şti.) arasında imzalanan 26.12.20 18... .06.2019 tarihli "Ayrım Dağıtım Hizmet Alımının 7. Bölgede (Adana) Yürütülmesi" sözleşmeleri kapsamında ... Sigorta A.Ş. tarafından düzenlenen 3.000.000,00 TL tutarlı kefalet senedi süresinin 31.12.2021 tarihinde dolduğunu, davalı ... Ltd.
Şti.'ne teminat mektubu süresinin uzatılması gereğinin bildirildiğini, uzatmanın yapılmasına ilişkin dilekçenin ...
Sigorta A.Ş.'ye de vade süresi içinde ulaştığını, adı geçen sigorta şirketinden alınan 30.12.2021 tarihli e-mailde; kefalet senedinin uzatılması hususunda gerekli işlemlerin başlatıldığı ve vade uzatım zeyilname aslının müvekkili şirket adresine kargo ile ulaştırılacağının ifade edildiğini ancak davalı ...Ş. ile yapılan görüşmelerde, yüklenici firma tarafından uzatım için gerekli bedelin ödenmediği,
dolayısıyla kefalet senedine ilişkin süre uzatmanın yapılmadığı bilgisine ulaşıldığını, bu nedenle sözleşmeden kaynaklı alacaklarının tahsili için 3.000.000,00 TL bedelli kefalet senedinden mahrum kalındığını, davalı yüklenicinin sözleşme şartlarına aykırı davrandığını, dava konusu sözleşmeler kapsamında alınan ... Katılım Bankası A.Ş. ve ...
Bankası A.Ş. tarafından düzenlenen banka teminat mektuplarının nakde çevrildiğini ve fakat KDV tevkifatından kaynaklı alacaklar kapsamında müvekkili şirketin yükleniciden halen 9.528.641,22 TL alacaklı olduğunu, davalıların kefalet senedinin süre uzatım işlemlerine ilişkin muvazaalı işlem yaptıklarını, kefalet senedinin süresinin uzatılacağı konusundaki irade beyanına güvenerek vade süresi içerisinde tazmin başvurusunda bulunulmadığını,
sigorta şirketi ve yüklenici firmanın sözleşmenin devamı konusunda borç altına girmelerine rağmen edimlerine aykırı hareket ederek kefalet senedinin süresini uzatmayarak taraflarını zarara uğrattığını ileri sürerek taraflarına aynı bedelli bir kefalet senedi ya da teminat mektubu yahut nakit teminat sunulmasını, bunun mümkün olmaması halinde 3.000.000,00 TL'nin taraflarına ödenmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; kefalet senedinin 31.12.2020 tarihine kadar geçerli olacak şekilde düzenlendiğini, senet vadesinin 21.12.2020 tarihinde Kesin Kefalet Senedi Zeyilnamesi ile 31.12.2021 tarihine kadar uzatıldığını, bu tarihe kadar müvekkili şirkete, davacı tarafından yazılı tazmin talebinde bulunulmadığı takdirde kefalet senedinin hükümsüz olacağının zeyilnamede belirtildiğini, 31.12.2021 tarihine kadar geçerli olan kefalet senedinin, diğer davalı sigortalının uzatıma ilişkin gerekli primi ödemeyi kabul etmemesi nedeniyle vadesinin uzatılması işleminin gerçekleştirilmediğini, müvekkili şirketin kefalet senedinin vade süresi bitiminde doğan zararlardan sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... tarafından, davacı şirkete, vade uzatım işlemleri tamamlanınca vade uzatım zeyilnamesinin iletileceğinin bildirilmesinin, poliçe vadesinin kesin olarak uzatılacağı anlamına gelmediği, diğer davalı şirketin gerekli primi ödememesi nedeniyle kefalet senedinin vadesinin uzatılması işleminin gerçekleştirilmediği, muvazaalı işlemden bahsedilemeyeceği, davada kefalet senedi düzenlenmesi sonucu oluşan bir zararın tazmininin talep edilmediği, sadece kefalet senedi bedeline yönelik teminat vasıflı talepte bulunulduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacı ile davalı ... Ltd. Şti. arasında imzalanan sözleşmeler kapsamında diğer davalı ... şirketinin vermiş olduğu kefalet senedinin süresinin dolduğu, süre uzatım için davalıların muvazalı işlemde bulundukları fakat süreyi uzatmadıkları iddiasına dayalı olarak 3.000.000,00 TL bedelli kefalet senedi veya teminat mektubu ya da nakit teminatın sunulması, bunun mümkün olmaması halinde ise 3.000.000,00 TL ödenmesi istemine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe 1. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararda davalılar arasında davacıya teminat senedi sunulmasına yönelik bir muvazaa olmadığı sabit olmakla davacının bu hususa yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. Davacı taraf dava dilekçesinde davalı ... Ltd. Şti. ile imzaladıkları sözleşmeler kapsamında diğer davalı ... şirketinin sunmuş olduğu kefalet senedinin süresinin dolduğunu, kefalet senedinin uzatılacağına dair kendilerinde haklı beklenti oluşturulduğunu, bu konuda davalıların muvazalı işlem yaptıklarını ileri sürerek sözleşmelerde sunulan diğer kefalet senedi ve teminat mektuplarının nakte çevrildiğini ve fakat halen bakiye alacak miktarının bulunduğunu iddia etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacı beyanları muvazaa iddiasına dayalı olarak 3.000.000,00 TL bedelli kefalet senedi ya da teminat mektubu veya karşılığı nakit sunulması talebi olarak değerlendirilerek, davalılar arasında muvazaa olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak hukuki nitelendirme hakime ait olup davacı beyanlarının salt kefalet senedi ya da banka teminat mektubu veya nakit karşılığı sunulması olarak değil bir tazminat talebi olarak değerlendirilmesi, buna göre yargılama yapılması ve bakiye zarar var ise bu konuda araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile sonuca gidilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
3.Bozma sebebine göre davacı vekilinin vekalet ücreti hesabına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2552, K. 2026/517, 28 Ocak 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama