KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/2656 E., 2025/7576 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Aralık 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/56 Esas, 2025/80 Karar
- Hüküm
- Ret
Karar Metni
1.104 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 16.12.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ve davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin akaryakıt sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalı şirketin de ortakları arasında bulunan ...ve ... adına kayıtlı olan taşınmazın kiralanmasına yönelik 01.04.2004 tarihinden başlamak üzere 15 yıl süreli kira sözleşmesini imzaladığını ve bu kira sözleşmesi tapu siciline şerh edildiğini, davalı şirketin ortaklarının maliki bulunduğu taşınmazı kiralayan müvekkili şirketin 01.04.2004 tarihli bayilik sözleşmesi kapsamında bu taşınmazın ve üzerlerinde kurulu olan akaryakıt istasyonu ve müştemilatının işleticiliğini ve kullanılmasını adı geçen şirkete bıraktığını, davalı bayi şirket,
kira sözleşmesiyle kullanım hakkı müvekkili şirkete ait olan taşınmazı ve üzerindeki akaryakıt istasyonunu bayilik ve işleticilik sözleşmesi kapsamında ... akaryakıt istasyonu olarak işletmeye başlamış olup sözleşmelerin feshedildiği ve hukuki olarak sona erdiği 18.9.2010 tarihine kadar da ... istasyonu olarak faaliyette bulunmuş olduğunu, Rekabet Kurulu'nun kararı doğrultusunda 18.09.2010 tarihinden sonraki döneme tekabül eden kira sözleşmesi süresinin ifası hukuken ve fiilen imkansız hale gelmiş olup müvekkil şirketle davalı şirket arasındaki bayilik sözleşmesi ve ilişkisi de bunun sonucu olarak ortadan kalktığını, müvekkili şirketin,
intifa hakkı kendisine ait olan taşınmazla ilgili olarak davalı şirkete kira bedeli, yatırım destek bedeli ve işletme yardım bedelleri ile sair ödemelere ilişkin olarak toplam 1.297.601,61 TL tutarında ödeme yaptığını, sözleşmelerin öngörülen süreden önce sona ermesinden dolayı yatırım tutarı bakiyesinin müvekkil şirkete iadesi gerektiğini, bu kapsamda yapılan hesaplamalar neticesinde 1.297.601,61 TL tutarındaki yatırım bedeli,
kira bedelleri ve işletme yardım desteği olarak davalı şirkete ödenen meblağdan 18.09.2010 tarihinden sonraki kullanılmayan kısmına tekabül eden işlemiş faiziyle birlikte toplam 1.341.074,09 TL'nin ödeme tarihine kadar işleyecek faiziyle birlikte müvekkili şirkete iadesi gerektiğini ileri sürerek sözleşmelerin sona erdiği tarih olan 18.09.2010 tarihi itibarıyla kira bedeli bakiyesi,
işletme yardımı ve yatırım bedeli bakiyesi olarak davalı şirkete ödenen ve davalının sebepsiz zenginleşmesine neden olan toplam 1.341.074,09 TL alacaklarının temerrüt tarihinden ödeme tarihine kadar işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, 07.08.2003 tarihli bayilik sözleşmesi, 07.08.2003 tarihli protokol ve 27.08.2008 tarihli ek sözleşme imzalandığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin çerçevesinin bu sözleşmeler dahilinde çizildiğini, davacı tarafından müvekkili şirkete ‘’kira bedeli, işletme yardımı ve yatırım bedeli” olarak bir bedelin ödenmediğini, kira akdinin davacı şirket ile müvekkili şirket arasında imzalanmadığını, müvekkil şirketin kira bedelini de almadığını, bu nedenle, kira ilişkisinden kaynaklanan tüm hak ve alacakların muhatabı olmadığını,
davacının işletme yardımı ve yatırım bedeli talebi hakkında.
27.08.2008 tarihli ek sözleşme gereğince davacı şirketin müvekkil şirkete 500.000,00 USD vermeyi taahhüt ettiğini, ancak 350.000,00 USD'sini müvekkili şirkete ödediğini, müvekkilinin 350.000,00 USD'yi istasyondaki inşaat işlerinin tamamlanmasını müteakip 6 sonra başlamak üzere 30 ay eşit taksitle davacı şirkete geri ödeyeceğini, müvekkili şirketin inşaatı yakın bir tarihte bitirdiğini, bu tarihin yargılama sırasında ayrıca bildirileceğini, ancak inşaatın tamamlanmasının üzerinden dava tarihi ve bugüne kadar 6 ay geçmediğini, davacının 6 ay sonra ve 30 eşit taksitle bu bedeli müvekkili şirketten geri isteyebileceğini,
sözleşmeye aykırı olarak açılan davanın haksız ve hukuki yarardan yoksun olduğunu, davacının faiz istemlerinin de haksız olduğunu, faize faiz işletilmesini kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan 07.08.2003 düzenleme tarihli, 01.04.2004 başlama tarihli sözleşme ile başlayan ve 15 yıllık süre için yapılan bayilik sözleşmesinin Rekabet Kurulu’nun 2009 tarihli kararlarına istinaden 18.09.2010 tarihi itibariyle sona erdiği,
bu durumda davacının 15 yıl için yapılan sözleşmenin bayilik sözleşme süresi sonuna kadar devam edeceğine inanarak yaptığı kalıcı yatırımlara ilişkin ödemelerin yararlanamayacağı süreye karşılık gelen kısmının iadesini, bu ödemelerle yapılan yatırımların halen davalı bayinin kullanımında olması ve taşınmazına değer katması koşuluyla talep edebileceği, davacı tarafından davalıya 15 yıllık süre için yapılan sözleşme için 500.000,00 USD karşılığı 705.361,00 TL+ KDV olmak üzere toplam 832.327,16 TL kira bedeli ödendiği ve buna ilişkin davacı tarafından düzenlenen faturanın davalı ticari defterlerine kaydedildiği,
sözleşmenin Rekabet Kurulu'nun kararı ile süresinden önce sona erdiği, iade ile yükümlü olunan kira alacağı cezai şart ya da tazminat niteliğinde olmadığı gibi KDV dahil fatura düzenlenerek yapılan ödemenin iadesinin de KDV dahil yapılması gerektiği, davalının 14.09.2010 tarihli ihtarname ile temerrüde düştüğü, davacının, davalının maliki olduğu istasyona yaptırdığı kalıcı nitelikteki yatırımların keşfen yapılan incelemede yerinde bulunmadığı,
davalının başka bir istasyonla anlaşması nedeniyle kaldırıldığı ve davalı tarafından kullanımında olmadığı ve davalıya bir yararı olmayan yatırım haline dönüştüğü ve bu kalıcı yatırımlara yönelik talebinin yerinde olmadığı, davadan sonra ödenen yatırım destek bedelinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 100. maddesi uyarınca öncelikle işlemiş faizden mahsup edilmesi gerektiği gözetilerek hesap yapıldığı, sözleşmenin sona ermesi nedeniyle kira sözleşmesinin kullanılmayan dönemine ilişkin kira bedelinin, kıstelyevm usulüne göre günlük kira bedeline göre hesaplandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine;
kira sözleşmesinden kaynaklı 371.416,89 TL'nin 04.10.2010 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, işletme yatırım bedelinden kaynaklı 222.564,10 TL'nin 04.12.2013 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, yargılama sırasında ödenen 513.950,00 TL yönünden dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bayilik, kira ve diğer sözleşmeler gereği yapılan ödemelerin, sözleşmelerin Rekabet Kurulu kararı gereği 18.09.2010 tarihinde sona ermesi nedeniyle bu tarihten sonraya ilişkin kısmının sebepsiz zenginleşme hükümlerince iadesi istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2656, K. 2025/7576, 16 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama