KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/2768 E., 2025/7802 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Aralık 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/966 Esas, 2024/1868 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
Karar Metni
1.099 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin alkollü içki üreticisi olduğunu, hammaddesi olan üzüm taşıması işi için taraflar arasında 01.07.2014 tarihli ...
Nakliye Sözleşmesi imzalandığını, taşıma işinin hangi tarihler arasında yapılacağının, miktar, ücret ve lokasyonun sözleşmede belirlenmiş olduğunu, ancak davalının sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, müvekkili şirket tarafından incelendiğinde yapılmış gibi gösterilen bazı taşımaların aslında yapılmadığının ve yapılmayan işlerin faturalandırılarak müvekkili şirketten tahsil edilmeye çalışıldığının anlaşıldığını, davalının müvekkili şirketin üzüm alımı yaptığı bölgelerde üreticilere boş kasa dağıtımı yaptığına ilişkin faturalar düzenlediğini,
ancak boş kasa alımının üreticilerin kendisi veyahut o bölgede üzüm komisyonculuğu yapan tüccarlar tarafından yapılmakta olduğunu, davalı şirketin görevinin boş kasa dağıtımı yapmak değil, söz konusu bölgede bulunan ürünleri ... fabrikasına ulaştırmak olduğunu, davalı firmadan ... bölgesinde sadece Menderes için yükleme (hamaliye) yapması istenilmiş olmasına rağmen, ... bölgesinde yer alan üzüm merkezlerinin hepsinden yükleme yapılmış gibi fatura keserek müvekkili şirketten fazla tahsilât yaptığını,
sözleşmeye göre davalı firmanın geç gelen araçları için 3 saat tolerans payı konularak hesaplama yapıldığını ve tek şoför kullanılması halinde cezai şarta hükmedilmesi hususunda anlaşılmasına rağmen firmanın bunlara uymadığının tespit edildiğini, bu aykırılıklar nedeniyle müvekkili şirket lehine cezai şartın ortaya çıktığını, davalının taşıma işlemini yaptığı sırada müvekkili şirketten 11.015 adet boş kasa aldığını ve bunlardan 3.495 kasanın hala müvekkili şirkete teslim edilmediğini, davalının teslim etmediği boş kasalar için cezai şart ödemesi gerektiğini,
davalının olmayan sevkiyatların varlığından bahisle farazi faturalar düzenlediğini ve söz konusu faturaları müvekkili şirketten tahsil ettiğini, söz konusu fatura içeriklerinde yazılı olan sevkiyatların farazi ve sözleşme dışı olduklarının fabrika giriş çıkışları ile sözleşme gereğince sabit olduğunu, davalının taşıma işlerini sözleşmede belirtilen esaslara göre yapmadığını, araçların geç geldiğini, iki şoför yerine tek şoför çalıştırılan araçların tespit edildiğini, söz konusu tespitlerin fabrika giriş çıkış çizelgelerinden anlaşılmakta olduğunu,
davalının taşıması gereken ürünleri sözleşmede lokasyonlar arasında belirlenen zaman dilimini aşarak geç teslim ettiğinin de tespit edildiğini, davalı tarafından kesilen hatalı ve fazla bedel içeren faturaların da tespit edildiğini ileri sürerek öncelikle farazi faturalara dayalı olarak fazla tahsil edilen 389.920,00 TL+KDV toplamı 480.105,60 TL'nin, sözleşme hükümlerine göre geç gelen araçlar ve işin gereği gibi yapılamamasına ilişkin hesaplanan 42.708,35 TL+KDV toplamı 50.385,80 TL cezai şartın, hatalı olarak fazla kesilen faturalara ilişkin olarak iade edilmesi gereken 29.700,00 TL+KDV toplamı 35.046,00 TL'nin,
ihtar ve şifahi taleplere rağmen teslim edilmeyen 3.549 adet kasa için her bir kasa başına 10,00 TL+KDV olmak üzere 35.490,00 TL+KDV toplamı 41.878,20 TL'nin, genel toplamda 587.425,60 TL alacağın tespiti ve davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin sözleşme gereği üzerine almış olduğu işi sözleşme hükümleri çerçevesinde ve davacı şirketin talimatları doğrultusunda eksiksiz olarak yerine getirmiş olmasına rağmen davacı şirketten olan alacağını tüm görüşmelere rağmen tahsil edemediğini, alacağın tahsili için icra takibine başladığını, davacı şirketin henüz takip kesinleşmeden ve yasal ödeme süresi içerisinde müvekkili şirkete olan borcunu icra dosyasına yapmış olduğu ödeme ile yerine getirdiğini, davacı şirketin kötüniyetli olarak 09.03.2015 tarihinde,
icra takibi üzerine müvekkili şirkete yapmış olduğu ödemenin bir kısmının istirdadı için söz konusu davayı açtığını, dava dilekçesindeki hususların tamamıyla gerçek dışı, fiili ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilince yapılan tüm işlerin davacının talimatları doğrultusunda eksiksiz yerine getirildiğini, taraflar arasında boş kasa dağıtımı hususunda da anlaşmanın sağlandığını ve davacı şirketin talimatları doğrultusunda, göstermiş oldukları bölge ve fabrikalarda müvekkili şirketçe boş kasa dağıtımı işinin de yapıldığını, müvekkili şirketin,
davacı şirketin emir ve talimatları doğrultusunda diğer bölgelerde de nakliye ve hamaliye işlerini yerine getirip, davacı şirkete faturalandırdığını, davacı şirketin de bu faturaları ve yapılan işleri kontrol edip müvekkili şirkete ödeme yaptığının sabit olması karşısında, davacı yanın sözleşmeye rağmen kötüniyetli olarak dava açtığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 01.07.2014 tarihli "...
Nakliyesi Sözleşmesi" düzenlendiği, söz konusu sözleşme ile yapılacak nakliye işinin hangi şartlar altında yerine getirileceğinin, tarafların hak ve ödevlerinin belirlendiği, temin edilen tüm raporlar dikkate alındığında; davalı şirketin sözleşme gereğince üstlenmiş olduğu nakliye işini sözleşme şartlarına uygun olarak yerine getirdiği, ürünlerin fiili taşımalarında taşıyıcıdan kaynaklı herhangi bir ziya ve hasarın söz konusu olmadığı, taraflar arasında cari hesap bakiyesi ile ilgili bir ihtilafın bulunmadığı,
16.01.2015 tarihli "Hesap Mutabakat Formu Örneği"ne göre taraf şirketlerin 31.12.2014 tarihi itibariyle borç/alacak bakiyesinde mutabık oldukları, davalı yanın davacının ... fabrikasındaki yetkilisi ...'e toplam 12.056 adet boş üzüm kasasını 05.12.2014 - 08.12.2014 tarihleri arasında teslim ettiği, davalı şirket tarafından ... 31. İcra Müdürlüğünün 2014/...
E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibi üzerine davacı tarafça tüm dosya borcunun 05.01.2015 tarihi itibariyle ödenmek suretiyle dosyanın kapatıldığı, taşıma sözleşmesi ve taraflar arasındaki ticari ilişki süresinde davalı tarafından düzenlenen tüm faturaların davacı defterlerine kaydedildiği, söz konusu faturalar incelendiğinde tüm faturaların yapılan işin tam olarak nitelendirilmek suretiyle düzenlendiği, davacı tarafından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21/2 hükmünde belirtilen süre içinde faturalara herhangi bir itirazda bulunulmadığı,
taraflar arasındaki sözleşmenin 6.maddesinde boş kasalara ilişkin hükümler bulunmakta ise de, boş kasalara ilişkin olarak herhangi bir cezai şart düzenlemesinin bulunmadığı, davacı tarafından puantaj kayıtlarının dosyaya sunulmadığı, davalının hangi işlem ve eylemi nedeniyle hangi miktarda bir zarar veya alacağı doğduğuna ilişkin herhangi bir delilin dosyaya sunulmadığı, davacının dosyaya sunduğu deliller kapsamında açmış olduğu davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesine sunulan deliller, hükme esas alınan bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler ışığında, mahkemece davanın reddine yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taraflar arasındaki "... Nakliyesi Sözleşmesi" kapsamında davalının usulsüz işlemler ve faturalarla davacıdan fazla tahsilat yaptığı iddiasına dayalı iade alacak istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2768, K. 2025/7802, 25 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama