KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/3204 E., 2025/7033 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
- Sayısı
- 2016/446 Esas, 2022/321 Karar
- Hüküm
- Asıl ve birleşen davanın kabulü
- Birleşen dava
- Yozgat 2. Asliye Hukuk MahkemesiNİN 2012/343 E. sayılıdosyası
Karar Metni
613 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkillerinin babası ...'ın davalı şirketten çeşitli tarihlerde nama yazılı - beheri bir milyon türk lirası itibari değerde bir hisse karşılığında 8411 adet hisse aldığını, muris ...'ın 05.02.2011 tarihinde vefat ettiğini, müracaatları üzerine mirasçılık payları oranında davacılara intikal eden hisselerin pay defterine şerh edildiğini, hisse senetlerinin değerlerinin çok düşük gösterildiğini, bu değerleri kabul etmediklerini, hisse senetlerinin alış tarihindeki nominal değerlerinin bir milyon lira olarak kabulünün tespitine karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile şimdilik 10.000,00 TL'nin tahsilini istemiştir.
2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde, müvekkillerinin murisi ...'ın davalı şirketlere çeşitli tarihlerde toplamda 521.625,00 DM (1.140.000,00 TL) ödeyerek iştirak taahhütnamesi ve hisse senedi aldığını ancak bu senetlerin davalıların şirket kayıtlarında bulunmadığını, davalıların müvekkilleri aleyhine haksız menfaat edindiklerini ileri sürerek müvekkillerinin murisi tarafından ödenen paradan şimdilik 20.000,00 TL'nin davalılardan alınarak müvekkillerine verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili, asıl ve birleşen dava cevap dilekçesinde; davacıların müvekkili şirketin ortağı olduğunu, bu ortaklığın mevzuata uygun geçerli bir ortaklık niteliğinde bulunduğunu, anonim şirket ortaklarının sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceklerini, zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemece bozma ilamına uyularak, taraflar arasında sahih bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığı, davalı şirketin ve yetkililerin, primli pay senedi çıkarma yetkisi olmaksızın, nominal değerin üzerindeki bedel üzerinden "hisse senedi talep formu" ve "hisse devir kabul sözleşmesi" adlı belgeler ile yüksek kâr ve istenildiği zaman para iadesi vaadi ile şeklen ortak görünen gerçek kişilerin iradesini fesada uğratma yönündeki haksız eylemlerinden ötürü haksız fiil hükümleri çerçevesinde davalıların sorumlu oldukları gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti, davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdadı istemine ilişkindir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti, davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdadı istemine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun, 22.04.2022 tarih, 2021/7 E. ve 2022/2 K. sayılı kararıyla mudilerin off shore alacaklarının tahsiline yönelik açtıkları davalarda zamanaşımının başlangıcının tespitinde off shore hesabına aktarma tarihinin esas alınması gerektiğine karar verilmiştir. İçtihadı birleştirme kararları konularıyla sınırlı, gerekçeleri ile açıklayıcı, aydınlatıcı, yol gösterici, sonuçlarıyla bağlayıcı soyut kararlardır. Bu itibarla off shore alacakların tahsiline ilişkin davalar bakımından verilen işbu içtihadı birleştirme kararının gerekçesi, somut uyuşmazlık bakımından da açıklayıcı ve yol gösterici mahiyette olup zamanaşımı hususunun bu bakış açısı ile değerlendirilmesi elzemdir.
Dairemizin ... A.Ş. ve grup şirketleri ile ilgili verdiği emsal dosyalarda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere davalı şirketin eyleminin haksız fiil niteliğinde olduğu, süresi içerisinde zamanaşımı def’inde bulunulduğu, işbu davada zamanaşımı yönünden davacı lehine bir kazanılmış hak bulunmadığı, cezanın üst sınırına göre ceza zamanaşımı süresinin 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/4 ve 104/2 maddesi hükümleri uyarınca 5 yıl, uzamış zamanaşımı süresinin ise 7,5 yıl olduğu,
davacının 1997 - 1999 yıllarında davalı tarafa para yatırdığı buna karşın eldeki asıl davanın 2011 ve birleşen davanın 2012 yılında 7,5 yıllık zamanaşımı süresinden sonra açıldığı gözetilerek mahkemece zamanaşımı sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bu nedenle kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/3204, K. 2025/7033, 26 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama