KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/3365 E., 2025/4845 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/247 Esas, 2025/555 Karar
- Hüküm
- Davanın reddi
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/418 E., 2019/223 K.
Karar Metni
774 kelime·4 dk okuma·7 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararı davacı ...Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketlerin yetkilisi ...'un 2013 yılından bu yana "..." markasının AR-GE çalışmalarını yaptığını, ürünün içeriğini oluşturan hammadde alımlarını gerçekleştirdiğini, ürünün formülünü oluşturmak için onlarca çalışma yaptığını, 2015 yılında davacı ... ...Gıda Sanayi ve Ticaret Ltd.
Şti.'ni kurduğunu, o günden bu yana "..." markası altında Türk Gıda Kodeksi Kilo Verme Amaçlı Enerjisi Kısıtlanmış Gıdalar Tebliği'ne göre formüle edilmiş gıdalar ürettiğini, "..." markası ile tanınarak sektörde ilk akla gelen firmalardan biri haline geldiğini, davalının 2009/49692 sayılı markayı tescil edildiği şekilde değil, davacıların tescilsiz markasına ayırt edilemeyecek kadar benzer şekilde kullandığını, ayrıca 2009/49692 sayılı markanın tescil tarihinden itibaren hiç kullanılmadığını, bu durumun da bir hükümsüzlük sebebi teşkil ettiğini,
ayrıca davalının 2009/49692 sayılı markayı davacıların geçmişe dayalı hak sahibi bulundukları tescilsiz markaya ayırt edilemeyecek kadar benzer şekilde kullanıp iltibas yaratmasının haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek davalının 2009/49692 sayılı markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, ayrıca davalı fiillerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, fiile konu davranışların durdurulmasına ve www.....com.tr sitesinin kapatılarak tecavüzün önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının "..." markasının "fit geri dönüş" manası taşıdığını, davacının "..." markasının ise "fit paket" anlamına geldiğini, marka anlamlarında benzerlik bulunmadığını, davacılardan Tasfiye Halinde ... Elektronik Ltd.
Şti.'nin ortaklarından dava dilekçesinde bahsi geçen Ersin Baykara'nın bahse konu ürünün Ar-Ge çalışmalarını yapan asıl kişi olduğunu ve haklarının gaspedildiğini, marka konusu ürünü formüle eden, markayı bulan kişinin ... değil Ersin Baykara olduğunu, dava dışı Ersin Baykara'nın nitelikli dolandırıcılığa maruz kaldığını ve bu hususta İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/89807 sayılı soruşturmasının sürdüğünü, ayrıca İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/305 E. sayılı dosyasında açılan davanın da devam ettiğini, tescilli marka sahibinin davalı şirket olduğunu ve davacıların,
davalının marka hakkına tecavüz ettiklerini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı adına tescilli "...
BE ...." ibareli markanın davacı şirketlerin kuruluş tarihlerinden çok önce 2009 yılında başvurusunun yapıldığı, 16.09.2010 tarihinde sicile kaydedildiği, bu markanın 17.03.2016 tarihinden itibaren devralan davalı adına kayıtlı olduğu, davalı tarafından tüm hakları ile devralınan markanın başvuru tarihinden önce piyasada kullanım yoluyla bilinir hale gelmesi nedeniyle hak elde edildiğine dair dosyada ispat vasıtası bulunmadığından davacıların öncelik hakkı olduğunun kabulüne olanak bulunmadığı, kötüniyetli tescil iddiasının yerinde olmadığı,
tescilli bir marka hükümsüzlüğüne veya iptaline kadar sahibinin marka hakkının sağladığı korumadan yararlanacağı, marka üzerindeki münhasır hak kapsamında marka hakkının devir edilebileceği, davacı adına tescilsiz kullanılan ... ibaresinin marka olarak tescil edilememesi nedeniyle davalının tescilli markayı devralmasının kötüniyetli olduğunu göstermeyeceği, davalı markasının hükümsüz kılınmasını gerektirecek koşulların da oluşmadığı, marka hakkına tecavüz iddiası ve internet alan adının iptali talebi bakımından ise davacılar adına tescilli marka bulunmadığı,
davacı şirket adına yapılan 2015/44842 ve 2015/61033 sayılı marka başvurularının, davalı tarafça devralınan 2009/49692 tescil numaralı marka mesnet gösterilerek reddine karar verildiği, davalının 18.09.2009 başvuru tarihli ".. BE ..." markasını 17.03.2016 tarihinde devralarak kullanmaya başladığı, davalının insan figürü yerine "İ" harfi getirmek suretiyle kullanımının ve internet sitesi içeriğinde ve ürün poşetleri üzerinde "...
BE .." markasını "..." olarak kullanımının markanın ayırt edici niteliğini değiştirmeden kullanım olduğu, davalının 2009 yılında başvurusu yapılmış markayı devralmakla, markanın tescil sınıflarında "..." ibaresini kullanım yönünden öncelik hakkının bulunduğunun kabulü gerektiği, davalı markasının koruma tarihi göz önüne alındığında, davacının davalıya yöneltebileceği tescilli ya da tescilsiz öncelik hakkının bulunmadığı,
davalının tescilli ve önceki tarihli markası kapsamında davacının tescilsiz markadan kaynaklanan korunmaya değer bir hakkının bulunmadığından davanın tüm talepler yönünden reddi gerekirken kısmen kabulü yönündeki kararın isabetli olmadığı gerekçesiyle eski hükümde direnilmesine, bu çerçevede davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı adına tescilli 2009/49692 ".. BE .." markasının sicilden terkini, internet alan adının iptali, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile önlenmesi istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/5 hükmü gereğince Dairemizce yeniden yapılan incelemede; yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararında bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/3365, K. 2025/4845, 3 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama