KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/3411 E., 2025/4388 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/403 Esas, 2024/528 Karar
- Karar düzeltme isteyen
- Davacı vekili
Karar Metni
680 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki ipoteğin fekki davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 28.03.2023 tarihli ve 2021/7228 E., 2023/1894 K. sayılı kararıyla taraflar arasındaki ipotek akdinin süresiz ve üst sınır ipoteği olduğu ve henüz doğmamış, gelecekte doğacak bir alacak ipotekle teminat altına alınmış olduğundan ticari ilişki devam ettiği sürece dönem içerisinde doğan alacağın sona ermesi yani bir kısım borcun ödenmesi ile ipoteğin sona ermeyeceği gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince bozmaya uyularak davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 27.03.2025 tarihli ve 2025/115 E., 2025/2203 K. sayılı kararıyla onanmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (6100 sayılı Kanun), 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'ndan (1086 sayılı Kanun) farklı olarak kanun yolları arasında karar düzeltme müessesesine yer verilmemiştir. Dava 6100 Sayılı Kanun'un yürürlükte olduğu tarihte açılmış olup İlk Derece Mahkemesince daha önce verilen karar İstinaf incelemesinden geçmiş ve Dairece 28.03.2023 tarihli ve 2021/7228 E., 2023/1894 K. sayılı karar ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması üzerine İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar verilmiştir.
Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar kapsamında, Yargıtay kararlarına karşı tarafların karar düzeltme hakkı bulunmadığından davacı vekilinin karar düzeltme başvurusunun reddi gerekir.
6100 sayılı Kanun'da, istinaf ve temyiz olmak üzere iki olağan kanun yolu öngörülmüştür. Mülga 1086 sayılı Kanun’da düzenlenen karar düzeltme müessesine ise yer verilmemiştir. Buna rağmen birçok dosyanın, “olmayan bu kanun yolu” üzerinden yeniden Yargıtay’a gönderildiği sıklıkla karşılaşılan bir durumdur.
Hak arama hürriyeti veyahut mahkemeye erişim hakkı kapsamında Dairemize intikal ettirilen bu tür dosyalar, Dairemiz esasına kaydedilmekle, müteakiben gelen birçok dosyanın, temyiz inceleme sırasını ötelemenin yanı sıra, kararın kesinleşme sürecini de akamete uğratarak lehine karar verilen tarafı da mağdur etmektedir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun “Dürüst Davranma” kenar başlıklı 2 nci maddesinin birinci fıkrası “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.” hükmünü amirdir.
Dolayısıyla Bölge adliye mahkemelerinin fiilen devreye girmesinden sonra daha önceden istinaf ve temyiz denetiminden geçen bir kararın her ne ad altında olursa olsun yeniden Yargıtay gündemine taşınması kötüniyetli kanun yolu başvurusu addedilip, talebin reddinin yanısıra, para cezası tayinini de gerektirir.
Müzakereler esnasında; “karar düzeltme ve buna bağlı kötüniyetli başvuruyla ilgili bir yaptırım düzenlenmediğinden ceza tayininin hukuka aykırı olacağı" tezi de dile getirilmiştir.
Ne var ki olağan kanun yollarından olan temyiz ve istinaf taleplerinin kötüniyetli yapılması halinde bile ceza öngören kanun koyucunun, kanunda hiç yer almayan “karar düzeltme” yoluna özel yaptırım getirmemiş olmasının yegane sebebi böyle bir müessesenin kanun metninde yer almamasından kaynaklanmaktadır. Doğal olarak kanun metinleri, bünyesinde düzenleyip tarif ettiği hususlara ilişkin hükümler koyar. Bünyesinde barındırdığı denetim yollarının kötüye kullanılmasını düzenler.
Aksi hal, kanun yapma tekniğine de aykırı düşecektir. Dolayısıyla kanunda hiç yer almayan ve dolayısıyla kötüniyetin en bariz şekilde tezahür ettiği bu halin yaptırımdan muaf tutmanın kanunun özü ve ruhuyla bağdaşmayacağı şeklinde tezahür eden çoğunluk görüşüyle, dilekçe reddinin yanısıra cezai müeyyideye bağlanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Kaldı ki, 6100 sayılı Kanunu'nun "Kötüniyetle istinaf yoluna başvurma" başlıklı 351 inci ve "Kötüniyetle temyiz" başlıklı 368 inci maddelerinin atıfta bulunduğu "Kötüniyetle veya haksız dava açılmasının sonuçları" başlıklı 329 uncu madde metninin özünde, mahkemeye erişim hakkının kötüye kullanıldığı tüm halleri kapsadığı anlaşıldığından kötüniyetle karar düzeltmesi yoluna başvuran davalı asıla para cezası verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/3411, K. 2025/4388, 23 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama