KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/3467 E., 2026/744 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Şubat 2026
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/507 Esas, 2025/578 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/844 E., 2021/621 K.
Karar Metni
966 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 03.02.2026 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı ...i ...
A.Ş.'nin sigortacısı olduğunu, sigorta poliçesinin dava dışı ...... ve...... ile birlikte düzenlendiğini ve müşterek sigorta (koasürans) niteliğindeki poliçe kapsamında müvekkilinin payının %50 olduğunu, sigortalıya ait tekstil emtiasının İstanbul'dan Moskova'ya taşınması işinin 01.06.2015 tarihli sözleşme ve 24.02.2016 tarihli ek protokol tahtında davalı tarafından üstlenildiğini, iki farklı araca yüklenen emtianın 18.07.2016 tarihinde hırsızlığa uğradığını, müvekkilinin sigortalıya kendi payı oranında 154.361,08USD ödeyerek haklarına halef olduğunu,
diğer sigortacı ...tarafından 92.616,64 USD ve... tarafından 61.744,43 USD ödeme yapıldığını ayrıca müvekkilince 1.688,00 USD eksper ücreti ödendiğini, dava dışı... ve ...şirketlerinin sigorta poliçesi kapsamında tüm hak ve alacaklarını 01.12.2016 tarihinde müvekkiline temlik ettiklerini, sigortalının 28.07.2016 tarihli ve müvekkilinin Hollanda'daki temsilcisinin 20.09.2016 tarihli ihtarnamesine rağmen davalının zararı ödemediğini, zarardan Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi (CMR) hükümlerine göre davalının sorumlu olduğunu,
ödenen bedelin tahsili için başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek davalının icra takibine yönelik itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, taşımanın dava dışı şahıslarca gerçekleştirildiğini, müvekkilinin taşıyıcı olduğuna dair bir belge bulunmadığını, mevcut taleplerin müvekkilinin CMR sigortacısına yöneltilmesi gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğunun sınırlı sorumluluk esasına tabi olduğunu, davacının belirttiği miktarın neye göre hesaplandığının belli olmadığını, CMR'nin 17. maddesine göre zarar taşıyıcının kaçınamayacağı durumlardan ve önleyemeyeceği sonuçlardan kaynaklandığından müvekkilinin sorumluluğunun ortadan kalktığını, sorumluluğun ortaya konulması açısından yurt dışındaki soruşturma dosyasının celbedilmesi gerektiğini, süresinde hasar ihbarı yapılmadığını, alacağın likit olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile dava dışı sigorta şirketleri ...... ve...... şirketlerinin müşterek sigortacı olduğu, davacının kendi payına düşen hasar bedeli olarak çalınan emtia için sigortalıya 154.361,08 USD, ...... şirketinin 92.616,64 USD ve...... şirketinin 61.744,43 USD ödediği, sigortalıya toplamda 308.722,15 USD ödemenin 03.10.2016 tarihinde yapıldığı, diğer iki sigortacı şirketin, rücu haklarını 01.12.2016 tarihinde davacıya temlik ettikleri, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğu,
CMR'nin 32. maddesi kapsamında 01.06.2015 tarihinde yapılan taşıma sözleşmesinin ardından, yükün taşıyıcıya 13.07.2016 tarihinde teslim edildiği, 60 gün sonrasının 11.09.2016 tarihine denk geldiği, bu tarihten itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresinin işlemeye başladığı, icra takibi 17.07.2017 tarihinde yapılmış olmakla 1 yıllık sürenin dolmadığı, kesilen zamanaşımı tekrar işlemeye başlamışsa da 1 yıl dolmadan 16.07.2018 tarihinde dava açıldığı, alacağın zamanaşımına uğramadığı, davalı taşıyıcının sorumluluktan kurtulmasını sağlayacak bir durumun varlığını ileri sürmediği, davalının gerçek zarardan sorumlu olduğu,
CMR’nin 29. maddesi gereğince hasarın taşıyıcının kötü hareketinden veya isteyerek kötü harekete eşdeğer kusurlu hareketinden kaynaklanmadığı hallerde taşıyıcının sorumluluğunun sınırlı olacağı, somut olayda dava konusu emtiaları taşıyan araç sürücülerinin beyanlarından, zararı önleme imkanlarının olduğu, en azından güvenlikli otoparkta araçlarını park edebilecekleri, gerekli özeni göstermemeleri, yükün güvenliği için gerekli tedbirlerin alınmaması sonucu hırsızlık olaylarının gerçekleştiğinin anlaşıldığı,
bu nedenle ağır kusurlu sayılan davalının, CMR'nin 23. maddesindeki sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanamayacağı, eksper raporunda hasarın 303.994,22 USD olduğunun tespit edildiği, sigorta şirketlerinin sigortalıya toplamda 308.722,15 USD ödeme yaptıkları, icra takibinde ise 305.994,22 USD ödeme ile 1.688,00 USD ekspertiz masrafı toplamı 307.682,22 USD alacak talep edildiği,
dolayısıyla hasar tutarı olan 303.994,22USD ile davacının yaptığı 1.688,00 USD ekspertiz masrafının (toplamda 305.682,22 USD) talep edilebileceği, sigorta şirketinin, ödeme tarihinden itibaren temerrüt faizi isteyebileceği, ödeme tarihinden itibaren işleyen faizin 12.017,92 USD olarak hesaplandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının kısmen iptaline, takibin 305.682,22 USD asıl alacak, 12.017,92 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 317.700,14 USD üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %5 oranında faiz uygulanmasına,
fazla istemin reddine, icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile CMR'nin 32. maddesi nazara alındığında sigortalının 28.07.2016 tarihli ihtarnamesi ile zamanaşımı durmuş olup, istem davalı taşıyıcının 29.07.2016 tarihli ihtarnamesi ile açıkça reddedilmediğinden, zamanaşımı süresinin yeniden işlemeye başlamadığı, bu durumda olayda davalı taşıyıcının özen yükümlüğünü ihlalden doğan hareketinin bilerek kötü hareket olarak kabul edilmemesi halinde dahi takip ve dava tarihi itibariyle istemin zamanaşımına uğramadığı, kaldı ki olayda davalı taşıyıcı ağır kusurlu olduğundan, işbu davanın 3 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu,
davalı vekilinin zamanaşımı definin yerinde görülmediği, olayın gerçekleşme şekli sürücü ifadeleri ile açıkça ortaya konulmuş olmakla yurt dışındaki soruşturma dosyalarının getirtilmesi ve sonuçlarının beklenilmesinin uyuşmazlığa bir yenilik katmayacağı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, nakliyat emtia sigorta poliçesine dayalı olarak yapılan ödemenin rücuan tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/3467, K. 2026/744, 5 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama