KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/3535 E., 2025/7035 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
- Sayısı
- 2018/112 Esas, 2019/351 Karar
- Hüküm
- Kısmen kabul
Karar Metni
651 kelime·3 dk okuma·6 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların her istendiği an geri ödeneceği ve yatırılan paralar karşılığı yüksek faiz verileceği garantisiyle binlerce kişiden para topladıklarını, bu kapsamda müvekkilinden de hisse senedi devir ve kabul sözleşmesi başlıklı belge karşılığında para alındığını, ancak müvekkilince istenmesine rağmen alınan paranın geri ödenmediğini, davalıların eylemlerinin hukuki dayanağının bulunmadığını, mevzuat hükümlerinin ihlal edildiğini, müvekkilinin şirket ortağı yapılmadığını, şirket yönetim kurulu üyelerinin yürütülen bu faaliyetler nedeniyle defalarca yargılandıklarını ve mahkum edildiklerini,
yapılan bu yargılamalar neticesinde şirket defterlerinde bulunan kayıtların gerçeği yansıtmadığının tespit edildiğini, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 336. maddesi uyarınca davalı ...'ın da ortaya çıkan zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine, kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 25.025 DM karşılığı 31.665,23 TL alacağın faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemece bozma ilamına uyularak, kâr vaadi ile şirketlere ortak olunabileceği ancak faiz garantisi ile şirketlere ortak olunmayacağı, davalı şirket yöneticilerinin eylemlerinin kâr garantisi ile davacıyı şirkete ortak ettiği, bu eylemin para toplama amacı dışında başka bir amaca hizmet etmediği, yetkili kurumlardan da para toplama faaliyeti için izin alınmadığı, bu nedenlerle taraflar arasında sahih bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığı,
davalı şirketin ve yetkililerinin, primli pay senedi çıkarma yetkisi olmaksızın, nominal değerin üzerindeki bedel üzerinden "hisse senedi talep formu" ve "hisse devir kabul sözleşmesi" adlı belgeler ile yüksek kâr vaadi ve istenildiği zaman para iadesi vaadi ile, şeklen ortak görünen gerçek kişilerin iradesini fesada uğratma yönündeki haksız eylemlerinden ötürü, davacı hissesini üçüncü kişiden almış olsa dahi bu işlemde davalıların etkili olduğu, davalıların eylemleri olmasa davacının davaya konu parayı ödemeyeceği, davacının vaki zararından ötürü haksız fiil hükümleri çerçevesinde davalıların sorumlu olduğu,
davacı tarafça davaya dayanak teşkil eden belgedeki meblağın da dava tarihine göre hesap edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile taraflar arasında bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespitine, davalı ...'ın söz konusu haksız fiiliden sorumlu olduğuna, ...
Grubu şirketlerinin bir kül halinde değerlendirileceğine, 31.466,92 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti, davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdadı istemine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun, 22.04.2022 tarih, 2021/7 E. ve 2022/2 K. sayılı kararıyla mudilerin off shore alacaklarının tahsiline yönelik açtıkları davalarda zamanaşımının başlangıcının tespitinde off shore hesabına aktarma tarihinin esas alınması gerektiğine karar verilmiştir. İçtihadı birleştirme kararları konularıyla sınırlı, gerekçeleri ile açıklayıcı, aydınlatıcı, yol gösterici, sonuçlarıyla bağlayıcı soyut kararlardır. Bu itibarla off shore alacakların tahsiline ilişkin davalar bakımından verilen işbu içtihadı birleştirme kararının gerekçesi, somut uyuşmazlık bakımından da açıklayıcı ve yol gösterici mahiyette olup zamanaşımı hususunun bu bakış açısı ile değerlendirilmesi elzemdir.
Dairemizin ... A.Ş. ve grup şirketleri ile ilgili verdiği emsal dosyalarda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere davalı şirketin eyleminin haksız fiil niteliğinde olduğu, süresi içerisinde zamanaşımı def’inde bulunulduğu, işbu davada zamanaşımı yönünden davacı lehine bir kazanılmış hak bulunmadığı, cezanın üst sınırına göre ceza zamanaşımı süresinin 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/4 ve 104/2 maddesi hükümleri uyarınca 5 yıl, uzamış zamanaşımı süresinin ise 7,5 yıl olduğu,
davacının 1998 yılında davalı tarafa para yatırdığı buna karşın eldeki davanın 2011 yılında 7,5 yıllık zamanaşımı süresinden sonra açıldığı gözetilerek Mahkemece zamanaşımı sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bu nedenle kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/3535, K. 2025/7035, 26 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama