KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/4074 E., 2025/7206 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2025/92 Esas, 2025/143 Karar
- Hüküm
- Davanın kısmen kabulü
Karar Metni
771 kelime·4 dk okuma·7 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; "..."ibareli önceki tarihli seri markaların Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde davacı adına tescilli olduğunu, davacının bu ibareyi maruf bir marka haline getirdiğini, davalının davacı adına tescilli "..." ibareli markalar ile aynı ve benzer mal ve hizmetler için, ayırt edilemeyecek derecede benzer olan dava konusu markaları adına tescil ettirdiğini, bu markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, ayrıca davalının adına tescilli olan 2007/... sayılı "..." ibareli markayı ciddi ve etkin bir şekilde kullanmadığını ileri sürerek davalı adına kayıtlı, 2014/... sayılı "...", 2014/... sayılı "...",
2014/... sayılı "..." ibareli markaların hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, yine davalı adına tescilli 2007/... sayılı "..." ibareli markanın kullanılmama nedeniyle iptali ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının dava konusu markaların gerçek, üstün ve öncelikli hak sahibi olduğunu, davacının itiraza mesnet markaları incelendiğinde, davalı markalarının tescil tarihinin daha önce olduğunu, davalının bu markaları ihdas ettiğini, piyasada maruf hale getirdiğini, markalar üzerinde bu şekilde gerçek hak sahipliğini elde ettiğini, davalı tarafından keşide edilen faturalar içerisinde dava konusu markalarının kullanımını gösterir 1999, 2003, 2004 yıllarına ait faturaların yer aldığını, söz konusu faturaları keşide eden şirketin davalının bağlı şirketi olduğunu,
dava konusu markaların davalının resmi web sitesi içeriğinde en azından 1998 yılından beri tanıtıldığını ve kullanıldığını, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının adına tescilli "..." ibareli markalarının zayıf markalar olduğunu, ayırt ediciliği düşük zayıf markaların daha dar alanda korunacağını, davalının markalarını ciddi ve etkin şekilde kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, taraf markalarının esas unsurunun "..." ibaresi olduğu, tarafların markalarının genellikle inşaat ve yapı malzemeleri için tescilli oldukları, tescil sınıflarında farklılıklar olsa da, tescilli oldukları mal ve hizmetlerin birbirleriyle ilişkili oldukları, davalının markalarının tescilinden çok önce davacının "..." esas unsurlu seri markalarının tescil edilmiş olması nedeniyle, taraf markaları bilinçli tüketiciye hitap etse de, tüketicilerin davalıya ait markaları gördüğünde, davacının seri markaları olduklarını düşünebileceği,
bu nedenle tarafların markaları arasında dolaylı karıştırılma ihtimali bulunduğu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1. maddesindeki hükümsüzlük koşulunun mevcut olduğu, ayrıca davacının "..." ibareli pek çok markasının tescilli olmasına rağmen, aynı alanda faaliyet gösteren davalı tarafça bu markaların bilinmemesinin düşünülemeyeceği, "..." ibaresinin tescilli olduğu mal ve hizmetler için özgün bir kelime olduğu, davalı tarafça tesadüfen bulunmuş olma ihtimalinin mevcut olmadığı,
davacı tarafın davalı adına tescilli ... numaralı "..." markasının kullanılmaması nedeniyle iptali talebi yönünden yapılan incelemede ise, Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtlarına göre dava konusu ... ibareli marka ilk olarak 05.10.2007 tarihinde dava dışı ....
San ve Uygulama A.Ş. adına tescil edildiği, 11.01.2013 tarihinde marka devir sözleşmesi ile 30.05.2012 tarihinde kurulan davalı şirkete devredildiği, alınan bilirkişi raporları ile belirlendiği üzere 20 12... yılları arasında davalı şirketin tuttuğu defter ve kayıtlara göre satılan ürünlerin miktarının, toplam satış miktarının binde 2,3'üne tekabül ettiği, markayı devreden şirketin ise 20 03... tarihleri arasına ilişkin stok ekstrelerinde de ... ibareli ürünlere rastlandığı,
bu haliyle alınan 1. bilirkişi kök ve bu raporun ek raporunda markanın davalıya devrinden önce devreden şirketin stok ekstreleri ve devirden sonra davalının 20 12... tarihli defter ve kayıtlarına göre davalının son 5 yılda dava konusu markayı ciddi ve etkin bir şekilde kullandığı, 2. bilirkişi raporunda da satılan ürünlerin internet sayfasında "sıvı yüzey sertleştiricisi" olarak geçtiği, tespit edilen bu kullanımların tescil edildiği sınıf kapsamında olduğu,
faturaların listesi ve stok ekstresi nazara alındığında bu haliyle markanın etkin olarak kullanıldığı ve markanın iptali koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davalı adına tescilli ... numaralı "...", ... numaralı "..." ve ... numaralı "..." markalarının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalıya ait ... numaralı "..." markasının kullanılmaması nedeniyle iptal talebi yönünden davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı adına kayıtlı, 2014/... sayılı "...", 2014/.... sayılı "...", 2014/... sayılı "..." ibareli markaların hükümsüzlüğü, yine davalı adına tescilli 2007/... sayılı "..." ibareli markanın kullanılmama nedeniyle iptali istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosyadaki yazılara, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/4 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/4074, K. 2025/7206, 2 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama