KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/4581 E., 2025/7050 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1453 Esas, 2025/378 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/292 E., 2022/155 K.
Karar Metni
825 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin lojistik hizmeti alanında faaliyet gösterdiğini, davacı adına tescilli "..." markasının tanınmış marka statüsünde olduğunu, ... markalarını tescilli olarak uzun yıllardan bu yana yoğun ve ciddi surette kullandığını, ancak davalının hukuka aykırı şekilde müvekkili markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olan "..." ibaresini aynı emtialarda TÜRKPATENT nezdinde 2019/135850 sayı ile tescil ettirdiğini, davalı tarafın kötü niyetli olduğunu, markaların yazılış, okunuş ve telaffuz bakımından ayırt edilemeyecek kadar benzer olduklarını,
davalının ticaret unvanında "..." ibareli kullanımının da tüketiciler nezdinde karışıklığa neden olduğunu ve davalının söz konusu eylemlerinin müvekkilinin markadan doğan haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek davalı adına 2019/135850 sayı ile tescilli "..." ibareli markanın hükümsüzlüğünü, davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkinini, davalı adına olan www.....com.tr internet sitesine erişimin engellenmesini ve hüküm özetinin ilanını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde;müvekkilinin 27.07.2016 tarihinden bu yana nakliye ve taşımacılık hizmetlerini gerçekleştirdiğini, müvekkili şirketin unvanınındaki ve markasındaki "..." ibaresinin iki ayrı sözcüğün birleştirilmesi ile oluşturulmuş olduğunu, bu sözcüğün ayırt edici unsurunun "..." ibaresi olduğunu, "..." ibaresinin kullanılmasının nedeninin ise şirket ortaklarından ...'in babasının ve annesinin ortak oldukları ...
Yapı Proje İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi unvanlı bir şirket bulunması olduğunu, "..." ibareli markanın ise Fransızcadan dilimize geçen transport sözcüğünün kısaltılmış hali olduğunu, dolayısıyla "..." ve "..." sözcüklerinin ayrı ayrı marka olarak algılanabilecek ibareler olduğunu, taraf markalarının benzemediğini ve iltibas oluşmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına tescilli "..." esas unsurlu bir çok marka bulunduğu, "..." ibaresinin 2001 yılından bu yana farklı logo, harf, kelime eklemeleri ve yazı karakterleri ile tescile konu edildiği dikkate alındığında
markanın seri marka olarak kabul edilebileceği,
"..." ibaresinin özellikle tarafların iştigal konusu olan 39. sınıftaki hizmetler
bakımından sıklıkla tescile konu edilen transit ya da transfer kelimesinin
kısaltılmış hali olduğu, ... ibaresinin yaygın olarak tescile konu
edilmesinin bu ibarenin farklı harf grupları ile bir araya geldiğinde tüm ibareyi zayıf hale
getireceği anlamına gelmeyeceği, her iki
markanın, aynı hizmetler üzerinde kullanılacağı, ... ve ... ibareleri
arasında bir bütün olarak söyleyişte ve markanın terkibinde çağrıştırma ve bağlantı
kurma ihtimalini de aşan karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu, markaların genel izlenim bakımından 39. sınıfta davacı markası
ile benzer olduğu ve markanın hükümsüzlük şartlarının oluştuğu, davacı şirketin 1989 yılında ticaret siciline tescil edildiği, davalı şirketin ise 02.08.2016 tarihinde tescil ediliği, dava tarihi itibarıyla beş yıllık sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olmadığı, davalı şirketin iştigal konusunun 25, 29,30, 35, 37, 43, 39, 44. sınıflara karşılık geldiği,
www.....com.tr adresinde davalının fiili iştigal konusunun ise 39. sınıf
kapsamında olduğu, davacı adına tescilli ... markasının 17.05.2016
tarihinden itibaren tanınmış marka olarak korunduğu, aynı zamanda ...
markasının özellikle 2011 yılındaki kapsamlı tescil ile tüm sınıflarda tescilli olduğu
dikkate alındığında ... ve ... ibarelerinin ortalama tüketici
bakımından ayırt ediciliğinin düşük olması nedeniyle ticaret unvanı ve alan adı terkini
şartlarının da oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına tescilli 2019/135850 sayılı markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, davalı şirket unvanından "..." ibaresinin terkinine, davalının "..." ibareli internet sitesine (www.....com.tr) erişimin engellenmesine ve hükmün ilanına karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..." markasının davacı adına tescilli tanınmış marka olduğu ve davacının bu ibareyi içeren seri markalarının bulunduğu, davalı şirketin iştigal konusunun 25, 29,30, 35, 37, 43, 39, 44. sınıflara karşılık geldiği,
www.....com.tr adresinde davalı tarafın fiilen iştigal konusunun ise 39. sınıf
kapsamında olduğu, davacı adına tescilli ... markasının 17.05.2016
tarihinden itibaren tanınmış marka olarak korunduğu, aynı zamanda ...
markasının özellikle 2011 yılındaki kapsamlı tescil ile tüm sınıflarda tescilli olduğu
dikkate alındığında ... ve ... ibarelerinin ortalama tüketici
bakımından ayırt ediciliğinin düşük olduğu, tek harfin farklı olduğu, markalar arasında iltibas oluşacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı adına 2019/135850 sayı ile tescilli "..." ibareli markanın hükümsüzlüğü, davalı ticaret unvanından "..." ibaresinin terkini, davalıya ait www.....com.tr internet sitesine erişimin engellenmesi ve hüküm özetinin ilanı istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/4581, K. 2025/7050, 26 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama