KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/492 E., 2025/5301 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1334 Esas, 2024/1515 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/306 E., 2020/300 K.
Karar Metni
669 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin “... ... ...” ibareli başvurusuna karşı müvekkili tarafından yapılan itirazların Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunca (YİDK) haksız biçimde reddedildiğini, müvekkilinin itirazına mesnet “...” ibaresini ilk olarak 2018 yılında tescil ettirdiğini ve markaya büyük yatırımlar yaparak marka sayısını artırdığını, "..." markasının müvekkiline özgülendiğini, bu ibaresinin zayıf/tanımlayıcı marka olarak kabul edilebilmeyeceğini, dava konusu markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunduğunu ileri sürerek 2019-M-7291 sayılı YİDK kararının 29, 30, 35/5 (29,
30... . sınıf emtianın perakendeciliği) mal ve hizmetleri bakımından iptaline, davalının 2018/55546 sayılı marka başvurusu tescil edilmişse 29, 30, 35/5 (29, 30... . sınıf emtianın perakendeciliği) mal ve hizmetleri bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, markalar arasında ortalama tüketici nezdinde işitsel, görsel ve kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, markaların ortalama tüketicide bıraktığı intibaın aynı olmadığını, dava konusu markalarda ortak unsur olan “...” ibaresinin ticari alandaki yaygın kullanıldığını, ayırt edici niteliğinin düşük olduğunu, davalı markasının bir bütün olarak okunup algılandığını, markaların bir bütün olarak bıraktıkları izlenimin farklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, ... markasının tanınmış marka statüsünde olduğunu, davalı markasının davacı markaları ile iltibas yaratmadığını, davacının ... şeklinde tescilli markası bulunmakla birlikte münferiden ürünler üzerinde kullanılmadığını, dava konusu markaların benzer olmadığını, değerlendirmenin bir bütün olarak yapılması gerektiğini, davalı markasının özgünlük içerdiğini, davalı markalarının rekabete konu olmadığını, ... ibaresinin zayıf marka statüsünde bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu mallarının, itiraza mesnet markalar kapsamındaki emtia ile benzer oldukları, taraf markaları bütün olarak karşılaştırıldığında, görsel, işitsel ve kavramsal olarak iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.12.20 18... /11-114 E., 2018/1995 K. sayılı kararında, lider marka yanına eklenen ve tescil kapsamındaki mallar yönünden lider markasını takip eden, ayırt ediciliği düşük zayıf ibarelerin bulunması halinde, asıl vurgunun lider markası üzerinde olduğunun belirtildiği,
somut olayda da "..." çatı markasının yanına eklenen "... ..." ibaresinin "..." ibaresini tanımlayan tasviri bir şekilde kullanılması nedeniyle ayırt ediciliğinin düşük olduğu, bu nedenle markasal ayırt ediciliğin bir bütün olarak "... dolu kahvaltılı ekmek" ibaresinde toplandığı, bu genel görünüm içerisinde yer alan "..." ibaresinin tek başına markanın esas unsurunu oluşturmadığı, bu hale göre markalar arasında iltibas tehlikesi oluşturacak düzeyde benzerlik bulunduğundan söz edilemeyeceği, davalının marka başvurusu yaptığı tarih itibariyle dava konusu ... markasının tanınmışlık iddiasının ispatlanamadığı,
kaldı ki karşılaştırılan markaların işaretlerinin benzer olmadığı ve bu anlamda davalının başvuruya konu markasının davacının tescilli markasından haksız yararlanma sağlayacağı, davacı markasının itibarına zarar vereceği, ayırt ediciliğini zedeleyeceği iddialarının da ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/492, K. 2025/5301, 11 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama