KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/510 E., 2025/5287 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1521 E., 2024/1759 K.
- Hüküm
- Davanın kabulü
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/115 E., 2020/174 K.
Karar Metni
792 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili, duruşma istemi olmaksızın davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2018/08873 sayılı ve "..." ibaresinin 41. sınıf hizmetlerde tescili için davalı Kuruma başvuruda bulunduğunu, başvurunun yayımı sonra davalı şirketin itirazı üzerine marka başvurularının reddedildiğini, başvurularını nihai olarak reddeden diğer davalı Kurum kararının hatalı olduğunu, davalı Kurumun taraflarınca yapılan itirazlarda "..." ve "..." ibarelerini daha önce benzer bulmamışken, bu kez aynı ibareleri benzer bulduğunu, "..." ibaresinin gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, davalı şirketin unvan, marka tecavüzü ve haksız rekabet yaptığını,
kötüniyetli olarak benzer markalarını tescil ettirdiğini ileri sürerek Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ile müvekkili markasının tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Diğer davalı şirket vekili, davacı şirketin kendi adına olmayan markaları kendi adına tescilliymiş gibi mahkemeye sunduğunu, ... Dersaneleri'nin 1979 yılında eğitim hayatına başladığını, harcadığı emek ve koyduğu sermaye ile markalarına ayırt edicilik kazandırdığını, müvekkilinin "..." ibareli tescilli çok sayıda markasının bulunduğunu, öncelik ve üstün hak sahipliğinin müvekkiline ait olduğunu, dava konusu başvurunun müvekkiline ait markalara iltibasa sebebiyet verecek derecede benzediğini, aynı hizmetleri kapsadığını, başvurunun kötüniyetle yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu başvurunun “...” ve “TV” ibarelerinden oluştuğu, davalıya ait itiraza mesnet markalarının tamamında ihtilaflı “...” ibaresinin açık şekilde ve ana unsur olarak yer aldığı, başvurudaki “tv” ibaresinin tanımlayıcı nitelikte olduğu, bu hali ile davalıya ait 2001/19865 ve 2009/15748 sayılı iki markanın, davacı markasında bütün olarak yer alması sebebiyle, görsel, işitsel ve kavramsal olarak ayniyet/benzerlik bulunduğu, markaların hitap ettiği ortalama özen ve dikkate haiz alıcı kitlesi nezdinde yaratacağı bütünsel genel izlenim yönünden;
davacı ... davalı markalarının arasında karıştırılma ihtimalinin olduğu, davalı markası kapsamındaki 41. sınıf hizmetlerin başvuru kapsamındaki diğer hizmetler ile benzer / ilişkili / aynı oldukları, davacının dilekçe eklerinde sunduğu “...” şeklinde internet bazlı televizyon yayınlarına ilişkin görsellerden, dava konusu marka ile ilgili kullanımlarının bulunduğu anlaşılmışsa da bu kullanımların, marka tescil şartını doğurmadığı, davacının marka kullanımları ve dava konusu başvurunun “...
TV” şeklinde olmayıp sadece “...” ibarelerini içermesinin müktesep hak iddialarını da geçersiz kıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu başvuru "..." ibaresinden oluşmakta olup "TV" ibaresinin tanımlayıcı nitelikte olduğu, başvuruda esas unsurun "..." olarak değerlendirildiği, davacının 2006/26798 sayılı markasının ise "..." ibareli olduğu, bu markada "üniversite" kelimesinin markanın kapsamında hizmetler yönünden tanımlayıcı olması nedeniyle, söz konusu markada da "..." ibaresinin esas unsur konumunda görüldüğü, başvuruda, davacının eski tarihli markasındaki esas unsurun korunduğu, marka kapsamında 41. sınıf hizmetlerin de başvuruda aynen yer aldığı,
davacının bu eski markasının kazanılmış hak oluşturacağı, dava konusu başvuruda davalının itiraza mesnet markalarına yanaşma halinin bulunmadığı, davacının kendi markalarına benzediği, yapılan bu değerlendirmeler karşısında müktesep hak koşullarının oluştuğu, tescil işlemi idari nitelikte bir işlem olup Kurul kararının kabulüne bağlı doğal bir sonuç olduğundan davacının bu talebinin yerinde görülmediği,
dava konusu başvuru yönünden davacının kazanılmış hakkının bulunması nedeniyle, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, YİDK kararının iptaline karar verilmiş, karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ile tescil istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/510, K. 2025/5287, 11 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama