KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/5767 E., 2025/7627 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/1120 Esas, 2023/503 Karar
- Hüküm
- Başvurunun esastan reddi
Karar Metni
610 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 358.160,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili,.... İnş. Taah. Taş. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. adına şirket müdürü ... vekili olarak verdiği dava dilekçesinde; müvekkilinin, davacı şirketin müdürlüğünü yaptığını, şirketin, müvekkili ile ...’in birlikte atacakları imza ile borçlandırılabileceğini, bu hususta alınan ortaklar kurulunun 28.06.2006 tarihli kararının tescil edildiğini, hacze geldiğinde müvekkilinin icra dosyasından haberdar olduğunu,
icra dosyası müvekkilince incelendiğinde yöneticisi olduğu şirketin diğer ortağının şahsi borcu için 18.07.2006 düzenleme tarihli senette şirketi kefil gösterdiğini ve şirket iki imza ile borçlandırılabildiği halde tek imzalı senetten dolayı şirkete karşı icra takibi başlattığını gördüğünü, borçlu şirketin alacaklı ile herhangi bir alışverişinin bulunmadığını, söz konusu borcun ...’e ait olduğunu ileri sürerek müvekkili şirketin icra takibi ve senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine, %40 oranında tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ... 17. İcra Müdürlüğünün 2006/... E. sayılı dosyasında biri, ... Tuğla Mad. Yapı Mad. İnş. Taah. Taş. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd.
Şti., diğeri ortaklardan ... olmak üzere iki borçlunun bulunduğunu, takip borçlusu şirketin ana sözleşmesinde “avukata şirket adına vekalet vermek, dava açmak” konularında ortakların birlikte hareket edeceğinin düzenlendiğini, şirket ortağı davacının şirketi temsilen tek başına dava açamayacağını, takibe konu 250.000,00 TL bedelli bononun şirkete borç olarak verilmiş nakit para karşılığının alındığını, şirket ana sözleşmesi ve imza sirküleri incelendiğinde ...’in anılan şirketi münferiden borçlandırabileceğinin görüleceğini,
...’in gerek şirket ortağı olmadan dışarıdan atanmış müdür sıfatı ile gerekse de şirket ortağı olduğu dönemde şirketi tüm niteliklerle borçlandırma yetkisi bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yargılama aşamasında ...’nun şirkete temsil kayyımı olarak atandığı, davalı hakkında tesis edilen davaya ve takibe konu senet nedeniyle nitelikli dolandırıcılık suçundan kesinleşmiş mahkumiyet kararının hukuk hakimini bağlayacağı, kesinleşen ceza mahkemesi kararında haksız fiilin sabit olduğu, kötüniyet tazminatı şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu senedi düzenleyen ...’in 28.06.2006 tarih ve 1 no.lu ortaklar kurulu kararı uyarınca davacı şirket adına “kambiyo senedi düzenleme ve şirket adına kefil olma” yetkisinin, şirket müdürü ile birlikte atacakları çift imza ile mümkün olduğu, ...’in dava ve takibe konu bononun düzenlendiği 18.07.2006 tarihi itibariyle davacı şirket adına münferit imzayla senet düzenleme ve şirketi kefil yapma yetkisinin bulunmadığı, bu nedenle davacı şirketin dava ve takibe konu senetten dolayı borçlu olmadığının belirlendiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/5767, K. 2025/7627, 17 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama