KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/671 E., 2025/5434 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/128 Esas, 2024/1525 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/34 E., 2021/204 K.
Karar Metni
758 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin sektöründe tanınmış "..." markası ile kozmetik ve temizlik ürünlerinin üretimi, satış ve pazarlaması işi ile iştigal ettiğini, müvekkilinin söz konusu markasının 35 yıl önce Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde ilk defa 12.12.1985 yılında koruma altına alındığını, "..." markasının da aynı sınıflarda müvekkili adına tescilli olduğunu, bunların dışında Türkiye'de "..." kelimesini içeren yaklaşık 70 adet markanın müvekkili adına tescilli olduğunu, müvekkili adına tescilli markayı taşıyan ürünleri Türkiye'de üretme ve satışa sunma hakkının münhasıran müvekkiline ait olduğunu,
ancak hal böyle iken, davalı tarafından üretildiği tespit edilen "... ..." isimli ürün ambalajında, müvekkili adına tescilli "..." ibaresinin de yer aldığını ve bu durumun müvekkili marka haklarını açıkça ihlal ettiğini iddia ederek müvekkilinin tescilli markasına yönelik tecavüzün tespitini, önlenmesini, tecavüz teşkil eden ürünlerin, ilgili tanıtma vasıtalarının ve bunların üretiminde kullanılan makinelere el konulması ile imhasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ... ülkesinde ... ... isimli bir firmaya fason üretim yaptığını, müvekkilinin bu şirketten sipariş alıp, bu şirkete üretim yaptığını, müvekkilinin üretim yaptığı ürünlerde "..." marka veya ibaresinin bulunmadığını, yanızca ürün kutularının arka kısmında ürünü ürettiren şirket olarak ...'taki şirketin unvanını kullandığını, kutuların arkasında kullanılan ibarenin ... şirketinin talebi ile kutu arkalarına konulduğunu, müvekkilinin davacının markasını taklit etmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, dava dilekçesinde bahsi geçen hususların sadece ürün ambalaj kutusu olduğunu, bu ürünlerin müvekkili tarafından satılmadığını ve müvekkilinin "..." markasıyla bir üretim yapmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporunda dava konusu ürünlerde tespit edilen ...-... ibareli kullanımların, davacının tescilli markası ile iltibasa mahal verebileceği, zira işletmeler arasında bağlantı kurulma ihtimali bulunduğu ve davacı markasının köken belirtme fonksiyonunun zarar görmesine sebep olabileceği,
ayrıca ürünlerde yer alan ... ifadesinin Türkiye - Gücü Keşfet şeklinde çevrilmekte olduğunu ve bu ibarenin Türk sanayini yurt dışında üst düzeyde temsil etmek ve Türk malı algısını yükseltmek amacıyla 2014 yılında başlayıp 2016 yılında tamamlanan çalışmalar sonucu ihraç edilen ürünlerde ve tüm tanıtım materyallerinde kullanılmasına karar verildiği, bu nedenle (http://.../.../turkey/) ibaresinin, dava konusu ürünler üzerinde bulunmasının, davacı markası ile kurulan bağlantıyı güçlendirdiği,
çünkü ürünün Türk malı olduğu tespiti ile ... ve ... tescilli markalarının Türkiye'deki sahibinin davacı tarafından ya da onun izni ile üretilip aralarındaki ticari ilişki (ticari/ekonomik bağ) kapsamında dava dışı şirkete gönderildiği ve dava dışı şirketin ... ibaresi sebebiyle davacının ... (...) distribütörü olduğu vb. davacı ile arasında ticari/ekonomik bağ olduğu yönündeki algıyı ve dolayısıyla karıştırılma ve bağlantı kurulma ihtimalini destekleyeceği ve dava konusu ürünler üzerinde kullanılan "..." ve "... ..." şeklindeki ibarelerin,
davacının bu ibareleri taşıyan tescilli markaları ile karıştırılma ve bağlantı kurma ihtimaline sebep olabileceğinin belirtildiği, davalının bilirkişi raporunda değinilen eyleminin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 9/2-b bendi anlamında "Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarda kullanılması" şeklinde markasal kullanım olduğu, davacının markadan doğan haklarını ihlal ettiği ve SMK'nın 29/1 maddesi kapsamında tecavüz teşkil ettiği gerekçesi ile davacının davasının kabulüne, davalının davacı adına tescilli "..." esas unsurlu markadan doğan haklarına tecavüzünün tespitine, önlenmesine,
davalı tarafça davalı tarafa ait "..." ibaresini taşıyan ürün ambalaj, etiket ve tanıtım vasıtalarının ve bunların imalinde kullanılan klişelere el konularak imhasına karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi ve tecavüz teşkil eden ürünler ile bu ürünlerin üretiminde kullanılan makinelere el konularak imhası taleplidir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/671, K. 2025/5434, 17 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama